Gazetecilik suç değildir: Susturma operasyonlarına teslim olmayacağız
KESK Haber Sen 2 No’lu Şube Başkanı yazdı: "Gözaltına alınan ve tutuklanan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı baskı değil, özgürlük ve adalettir."
Arşiv | Fotoğraf: Evrensel
Yaşar Polat/KESK Haber Sen 2 No’lu Şube Başkanı
Türkiye’de artık sabahlar haberle değil, gözaltı listeleriyle başlıyor. Kalemler tek tek kırılmak, mikrofonlar susturulmak isteniyor. Bunun adı hukuk değil, bunun adı açıkça sindirme politikasıdır.
Gazeteci Alican Uludağ ile başlayan süreç, Koza TV muhabiri Sergen Ölçer ve Koza TV Genel Müdürü Mehlika Bilen ile derinleşmiş; bugün ise ANKA Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener üzerinden yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bu zincir rastlantı değil, bilinçli bir tercihin ürünüdür.
Bu bir tesadüf değildir.
Bu bir adli süreç hiç değildir.
Bu, iktidarın hoşuna gitmeyen her haberi “tehdit”, her gazeteciyi “şüpheli” ilan eden anlayışın sonucudur.
Soruyoruz:
Haber yapmak ne zamandan beri suç oldu?
Kamuoyunu bilgilendirmek hangi yasada tutuklama gerekçesi sayıldı?
Gerçeği yazmak, konuşmak ne zamandan beri devlet güvenliği sorunu ilan edildi?
Bugün gazeteciler kaçma şüphesiyle değil, gerçeği yazma cesaretiyle hedef alınmaktadır. Gözaltına alınan yalnızca gazeteciler değil, toplumun haber alma hakkıdır.
Basın özgürlüğü bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Bu hak gasp edildiğinde yalnız gazeteciler değil, tüm toplum kaybeder.
Bugün Alican Uludağ’dır, Sergen Ölçer’dir, Mehlika Bilen’dir, Kenan Şener’dir. Yarın başka bir gazeteci olacaktır. Eğer susarsak sıra herkese gelecektir.
Gazetecilik suç değildir. Haber almak halkın hakkıdır. Basın susturulamaz.
Gözaltına alınan ve tutuklanan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı baskı değil, özgürlük ve adalettir.
Çünkü korkanlar susturur, gazeteciler konuşur.
Evrensel'i Takip Et