01.03.2026 00:07 / Güncelleme: 14.03.2026 17:32

Eksikliğini hissettiğimiz mesafe: Tanıtım yapmıyor, tanıklık yapıyor

Şair, Yazar Sennur Sezer’in kaleme aldığı röportaj ve portre yazıları, Hakan Güngör’ün hazırladığı ve Kor Kitap'tan “Yazıp Altına İmza Attıklarım” adıyla çıktı. Güngör, Sezer’in yazılarını “Tanıtım yapmıyor, tanıklık yapıyor" diye niteliyor.

Eksikliğini hissettiğimiz mesafe: Tanıtım yapmıyor, tanıklık yapıyor

Sennur Sezer'in yazılarından oluşan kitapm ‘Yazıp Altına İmza Attıklarım’ 

Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]


Leyla Erbil “Edebiyata cinayetlerle girdim” dedi. Erdal Öz, 12 Eylül sonrası atmosferin edebiyat üzerindeki etkilerini anlattı. Ayla Kutlu kadın yazarların görünmez kılınmasına dikkat çekti. Mina Urgan ise kültürel yozlaşmanın siyasal bir tehlikeye dönüştüğünü vurguladı. Nezihe Meriç “kişisel reklam” olmadan yazarların görünürlük sorunu yaşadığını belirtirken, Bekir Yıldız toplumcu gerçekçi bir yazar olarak karşılaştığı zorlukları aktardı.

Şair, Yazar ve Gazeteci Sennur Sezer’in ’90’lı yıllarda kaleme aldığı röportaj ve portre yazıları, Hakan Güngör’ün hazırladığı ve Kor Kitap etiketiyle “Yazıp Altına İmza Attıklarım” adıyla kitaplaştı.  Toplam 36 yazıdan oluşan kitapta, Sennur Sezer’in kendisini anlattığı bir otoportre ile eşi Adnan Özyalçıner’le gerçekleştirdiği bir röportaj da yer alıyor. Hakan Güngör’le kitap üzerine sohbet ettik. Güngör “Tanıtım yapmıyor, tanıklık yapıyor. Anlattığı ismi sadece konuşturmuyor; onun ruh halini, varsa kırgınlığını, dönemiyle kurduğu bağı ya da gerilimi aktarıyor. Bugün eksikliğini hissettiğimiz bir mesafe bu” diyor.

Hakan Güngör

Hakan Güngör

‘Bir göz atayım derken sonuna kadar sürüklendim’

Sennur Sezer’in şairliği tartışılmaz. Ama hazırladığı röportajlar onun ne kadar iyi bir yazar olduğunu gösteriyor haliyle. Kitabın girişinde anlattığını kısaca senden dinleyelim. Fikir nasıl ortaya çıktı?

“Evrensel’in İnadı ve Direnci” kitabı için Evrensel’in ilk yıllarını araştırıyordum. Arşiv tararken genelde sezgiyle ilerlersiniz; manşetleri, haberleri hızlıca fotoğraflar, notlarınızı alır, sonra dönüp detaylara bakarsınız. Bir seri ciddi anlamda hızımı bozdu diyebilirim. Sennur Sezer’in her hafta yayımladığı röportajlar ve portre yazıları. Bir göz atayım derken her yazının sonuna kadar sürüklendim. Sennur Sezer’in bu anlamda arşiv çalışmalarımı epey aksattığını söyleyebilirim :) Baktım olmayacak, Sennur Sezer’in bu serideki tüm yazılarını fotoğrafladım, akşam eve dönünce inceledim. 30 yıllık gazete kupürlerinde kalmaması gereken bir güncellik, etkileyicilik ve dört başı mamur bir gazetecilik vardı. Kor Kitap Yayın Yönetmeni Onur Öztürk’e “Bunları kitaplaştırsak mı?” dedim. Onun ‘yapalım’ cevabı ve Adnan Özyalçıner’in onayı ile hikaye başladı.

‘Sennur Abla’ya dipnotlarla eşlik etmeye çalıştım’

1995 -1997 yılları arasını tararken, araştırmaları yaparken nelerle karşılaştın, nasıl bir yol izledin?

Bulduğum her şeye kitapta yer vermek kolaydı. Ama o zaman yorucu bir arşiv yığınına dönüşebilirdi. Bunu istemedim. Sennur Sezer’in sesinin en net duyulduğu metinleri dahil ettim. Yazıların hemen kitaplaşması konusunda heyecanlıydık. Ama arşiv sabrı sever. Sonrasında kitapta geçen detayların izini sürmeye karar verdim; bir yazarın üzerinde çalıştığını söylediği o kitap ne oldu; bir beklenti vardı, gerçekleşti mi; söz konusu ima aslında neye işaret ediyordu… Bunların akıbetinin peşine düştüm. Sennur Abla’nın erişebildiğim tüm yazılarını, kitaplarını, programlarını baştan inceledim. Onat Kutlar’a ağır bir iftira atan şairin adını yazıda vermiyordu; ama yıllar sonra bir şair hakkında yazarken attığı bir iftirayı anlatıyordu. İkisini birleştirip emin olduktan sonra o imanın kimi kastettiğini de dipnotta vermek gibi. Sennur Abla’ya bu gibi dipnotlarla küçük küçük eşlik etmeye çalıştım.

Sennur Sezer’i anlatmak zor. Sen hem kitabı araştırırken, hem de yazılara bakarken, Sennur Sezer’in hangi yönüyle karşılaştın?

Tanıtım yapmıyor, tanıklık yapıyor. Anlattığı ismi sadece konuşturmuyor; onun ruh halini, varsa kırgınlığını, dönemiyle kurduğu bağı ya da gerilimi aktarıyor. İyi gözlemci. Bir insanı anlatırken “Severim, pek iyidir”lere girmiyor. Bugün eksikliğini hissettiğimiz bir mesafe bu. Bir bakıştan, cümleden, hatıradan, tepkiden, tereddütten bir karakter çıkarıyor. Çok iyi bir okur aynı zamanda. Dersine iyi çalıştığı açık. Soru kataloğu varmış, seçip seçip yeni kitap çıkaranlara soruyormuş gibi değil, haliyle. Bir edebiyat tarihi varmış, Sennur Abla o tarihin her dönemecinde oradaymış gibi bir his bıraktı bende. Bir de biz artık böyle yazılarla neden pek az karşılaşabiliyoruz gibi bir soru.

Bir yanda “Edebiyata cinayetle girdim” diyen Leyla Erbil, bir yanda “Bayağılık faşizm kadar tehlikeli” diyen Mina Urgan… Sennur Sezer edebiyat dünyasındaki isimlerin hem dünyaya hem de edebiyata nasıl baktıklarını da anlatıyor. Ne dersin?
Öyle elbette. Zaten yazılar yalnızca yeni bir kitaba dair olsaydı zannediyorum kitaplaştırma fikri de doğmazdı. Kimi yeni bir kitap çıkarmış, kimi epeydir kitap yazmaz olmuş; Sennur Sezer bunun peşine düşmüş ama bu sadece bir detay; edebi ve siyasi görüşlere açılan kapının anahtarı. Asıl derdi o dünyanın kapısını aralamak. LeylaErbil’in kendi dünyasını ve edebiyatını hangi şartlarda kurabildiğini, edebiyata nasıl ve hangi koşullardan baktığını gördükten sonra siz de Leyla Erbil’e aynı bakamıyorsunuz. İyi röportaj biraz da bakış açısı değiştirme sanatı.

‘Alın size siyasi tarih’

Kitabı okurken, Türkiye’nin o dönemine ait siyasetine de yakından bakabiliyoruz. Nasıl bir siyasi iklim gözlemledin sen?

12 Eylül darbesinin uzun vadeli etkilerini görebiliyoruz yazılarda. Kitapları milyon satmış toplumcu gerçekçi Bekir Yıldız artık okunmuyor mesela. “Türkiye değişti, sen de değiş” diyorlar Yıldız’a, bahsedilen pekala ezilip geçilen toplumcu gerçekçi edebiyat. Bekir Yıldız’ın bu sözü “edepsizlik” olarak yorumlaması pek yerinde. Nezihe Meriç, kitaplarının az satışına dair, “İnsan öyle mahcup oluyor ki” diyor. Aslında mahcup olması gereken Nezihe Meriç değil. Bunlar dolaylı etkiler elbette, doğrudan etkileri hemen her yazıda görmek mümkün. Canına kastedilmemiş, hapse girmemiş, işkence görmemiş, dava açılmamış, sansüre uğramamış, yoksulluk çekmemiş isim neredeyse yok kitapta. Alın size siyasi tarih.

‘Evrensel arşivi başlı başına derin bir hafıza’

Bir araştırmacıya sorulur mu bilemedim ama sen okurken en çok hangi yazıyı sevdin?

Bir okur olarak çok uzun bir yanıt bile verebilirim bu soruya :) Sennur Sezer’in yakından tanıdığı Orhan Kemal’e dair portresi de olabilir. Hem benimseyemedim dediği hem de saygısını dile getirdiği Edip Cansever yazısı desem? O zaman da Enver Gökçe yazısı eksik kalır. Onat Kutlar’ı mı, Sevin Okyay’ı mı ansam, yoksa doğrudan Suat Derviş yazısına mı gelsem? E daha “Bu konuşmayı bir başkası yapabilirdi elbet. Ama o, benim yanıtlamaya korktuğum soruları bilemezdi” deyip kendini anlattığı yazısı var; eşi Adnan Özyalçıner’le yaptığı röportaj var; “Acar Muhabir Metin Göktepe” yazısı var. Sanırım halihazırda cevabım yok.

Son olarak… Kitabın devamı gelir mi? Ya da başka projeler olur mu?

Evrensel arşivi başlı başına derin bir hafıza. Evrensel sadece gelişme aktaran bir gazete olmadığı için; anlama, anlatma ve değiştirme iradesi olan bir gazete olduğu için zamansız çok fazla yazı var. Onur’la arşivi daha etkin şekilde nasıl değerlendiririz konusunda epey konuştuk; ben yapmasam da başka çalışmalar mutlaka olacaktır. Bir de bu kitaptan doğan bir belgesel fikri var; yazıldı, zamanını bekliyor. Bunların hepsi Evrensel’in tarihinin de üretken olmasından kaynaklı.

Yazıp Altına İmza Attıklarım- Sennur Sezer

Yazıp Altına İmza Attıklarım- Sennur Sezer

Hakan Güngör

kor kitap

16 Ocak 2026 • 168 sayfa

Satın Al

Kitap alışverişlerinizi bu link üzerinden yaparak Evrensel’e destek olabilirsiniz.

14.03.2026 14:46 / Güncelleme: 15:36

AKP'nin alkol yasağı teklifi: Hangi ürünlere, hangi kısıtlamalar geliyor?

Alkollü içkiye reklam, tanıtım ve sponsorluk yasağı geliyor. Marka, logo ve görsel kullanımı da kapsama alınırken, gece satışı denetimi valiliklere devrediliyor.

AKP'nin alkol yasağı teklifi: Hangi ürünlere, hangi kısıtlamalar geliyor?
14.03.2026 09:57

Kanserden ölümde ilk sırada olan Ağrı'da sağlık sistemi çöktü: Yurttaşlar başka kentlere gidiyor

Kanserden ölümlerde ülke genelinde ilk sırada yer alan Ağrı'da sağlık sistemi çökmüş durumda. Hastaların başka kentlere gittiğini belirten SES Ağrı Şube Eş Başkanı Emin Bayram, “Hastaların büyük bölümüne 3 ve 4'üncü evrede tanı konuluyor” dedi.

Kanserden ölümde ilk sırada olan Ağrı'da sağlık sistemi çöktü: Yurttaşlar başka kentlere gidiyor

Fotoğraf: MA

14.03.2026 11:42

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden seyahat uyarısı: 'Zorunlu olmadıkça Irak’a gitmeyin'

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği, güvenlik koşullarındaki belirsizlik nedeniyle Türk vatandaşlarına Irak’a seyahat etmemeleri çağrısı yaptı. Irak hava sahasının 16 Mart’a kadar kapalı olduğu bildirildi.

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden seyahat uyarısı: “Zorunlu olmadıkça Irak’a gitmeyin”
14.03.2026 07:46

Şehir Tiyatroları’nın sevilen oyunu 'Yatak Odası Komedisi' Güngören’de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sevilen oyunlarından “Yatak Odası Komedisi”, 17 Mart’ta Güngören’de sahnelenecek. Alan Ayckbourn’un yazdığı eser, evlilik ve insan ilişkilerine mizahi bir bakış sunuyor.

Şehir Tiyatroları’nın sevilen oyunu “Yatak Odası Komedisi” Güngören’de
14.03.2026 09:25 / Güncelleme: 10:46

Fatih'te 2 katlı binada yangın: 1 kişi hayatını kaybetti, 1’i ağır, 5 kişi yaralandı

Fatih'te 2 katlı bir binada çıkan yangında, alevlerin arasında mahsur kalan 64 yaşındaki Melek Çalıbaşı hayatını kaybetti. Yangında 2'si ağır 5 kişi de yaralandı.

Fatih'te 2 katlı binada yangın: 1 kişi hayatını kaybetti, 1’i ağır, 5 kişi yaralandı

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!