‘Türkiye de İsrail de sınırlarını biliyor, sınırı belirleyen ise ABD’
Dr. Hürcan Aslı Aksoy Türkiye-İsrail arasında artan rekabetin bir tarafta çatışma potansiyeli diğer tarafta Ortadoğu’da yeni ittifaklara yol açtığına dikkat çekti.
Fotoğraf: Evrensel kolaj
Yücel Özdemir
[email protected]
KÖLN – Almanya’nın önemli düşünce kuruluşları arasında yer alan Bilim ve Politika Vakfına (SWP) bağlı Uygulamalı Türkiye Çalışmaları Merkezinden Dr. Hürcan Aslı Aksoy ile son yıllarda gerilim hattında olan Türkiye-İsrail ilişkileri üzerine konuştuk. Aksoy, artan rekabetin bir tarafta çatışma potansiyeli diğer tarafta Ortadoğu’da yeni ittifaklara yol açtığına dikkat çekti. Türkiye’nin Suudi Arabistan, Katar ve Mısır ekseniyle ittifaka girdiğine, İsrail’in ise Birleşik Arap Emirlikleri ile yakın ilişkiler kurduğuna dikkat çeken Aksoy, İran’a bir askeri müdahalenin pek çok şeyi değiştirmeye aday göründüğüne işaret etti.
Ortadoğu yeniden dizayn edilirken bunda Türkiye’nin ve İsrail’in büyük rolü var. Konuyla ilgili yazmış olduğunuz analizde Türkiye-İsrail arasındaki gerilimin sert ve çatışmalı bir döneme girdiğine dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye dayandırarak ifade ediyorsunuz?
Öncelikle İsrail açısından İran hâlâ birincil tehdit. İsrail ile Türkiye’nin karşı karşıya geldikleri alan sayısının fazlalaşmış olması çatışma potansiyelini artırıyor. Suriye’de 8 Aralık’ta Esad devrildikten sonra Türkiye zaten kuzeyde halihazırda bir askeri güç olarak bulunuyordu. İsrail de Golan Tepelerinden öteye geçerek Şam’a 40 kilometre kadar yaklaşmıştı. Bu şekilde Ortadoğu’nun en güçlü iki ordusunun etki alanlarının birbirine yaklaşması, iki ülke arasındaki çatışma ihtimalini yükseltiyor. Mutlaka çatışacaklarını söylemiyorum, bu ihtimal yükseliyor. Daha önce Türk askeri görevliler Suriye’nin güneyindeki Palmira kentinde jet üssünde incelemelerde bulunduktan sonra İsrail tarafından bombalanmıştı. Bu bir uyarı veya kendi etki bölgesini gösterme gibi düşünülebilir. Muhtemelen bilerek yapmışlardır. Gelinen aşamada iki taraf birbirinin sınırlarını test ediyor. İsrail bu konuda Türkiye’den daha agresif.
İsrail Suriye’nin güneyde bir bölümünü işgal etti ve Dürzilerle yakın ilişki içerisinde. Türkiye ise şu anda Afrin ve bazı bölgelerde askeri güç bulunduruyor. Bu durum ne zamana kadar devam edecek?
Trump, Suriye meselesini Türkiye’nin yardımıyla çözüme kavuşturmak istiyor. Yine Gazze’de Türkiye’nin önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Barış Kuruluna seçildi ve Washington’da düzenlenen ilk toplantıya katıldı. Erdoğan da askeri güç olarak Gazze’ye gitmeyi kabul etti. Ama İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu buna kesinlikle karşı.
İsrail, asla ve katiyen Türkiye’yi yanı başında istemiyor. Benim daha çok önemsediğim, Afrika Burnu’ndaki gerilimde İsrail’in dünya tarafından tanınmamış Somaliland’ı tanıması. İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri ile çok ciddi ekonomik ve istihbarat ilişkileri var. Aslında İsrail sadece BAE ile değil Suudi Arabistan ile de çalışıyor.
Suudi Arabistan, İbrahim Antlaşmalarına girmez iken BAE girmişti. Fakat son gelişmeler ışığında bölgede yeni bir blok oluşmaya başladı. İsrail ile BAE bir tarafta yer alırken, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır ile diğer tarafta durdu. Türkiye’nin Kıbrıs dışındaki en büyük askeri üssü Somali Mogadişu’da. Türkiye, Mogadişu’da şimdiye kadar genelde Somali ordusunu eğitmek ve kapasitelerini geliştirmek için bulunuyordu. Ama yaklaşık bir-iki ay önce Türk F-16’ları Somali’ye konuşlandırıldı. Türk deniz kuvvetleri ve Mısır hava kuvvetleri halihazırda Somali’de. Eğer Somali’de herhangi bir şey olursa iki ülke de hazır. Mısır da Türkiye’yi böylece kendi tarafına çekiyor. Tahmin edebileceğiniz üzere F-16’yı gönderiyorsanız çatışma riski yükselir.
Farklı alanlarda Türkiye ve İsrail’in karşı karşıya kalma ihtimali var. Ama bu iki ülke farklı yerlerde dursa da, ilişkiler ne kadar kötü olsa da nerede duracaklarını da biliyorlar. Bu yeri belirleyen güç ABD. ABD’yi İsrail’den bağımsız düşünemeyiz. Suriye meselesinde Türkiye ile çalışırken İran’a karşı İsrail öne çıkıyor.

İran iki ülke arasında çatışma alanı olur mu sizce?
Türkiye’nin sonuçta İran’ı savunmak için bir şey yapacağını zannetmiyorum. Ama Türkiye bir müdahaleyi de istemiyor. Çünkü İran’a bir saldırının Türkiye’de çok ciddi sonuçları olacak. İstikrarsızlık, göç dalgasından tutun tedarik zincirlerine kadar bir dizi önemli alan söz konusu. ABD uçaklarını İncirlik’ten kaldırıp İran vurulacak mı? Ankara’nın bunu isteyeceğini zannetmiyorum. Bu Ankara’yı çok zor durumda bırakacak. Ama asla olmaz da demiyorum. İsrail Katar’ı vurdu. Dolayısıyla bölgede artık bir şeyin garantisi yok.
Yazınızda Türkiye ile İsrail arasındaki çatışma alanlarına Doğu Akdeniz’i de ekliyorsunuz...
İsrail’in Kıbrıs ve Yunanistan’la sadece enerji değil, askeri anlaşmalar imzalamış olması Ankara’da tansiyonu yükseltiyor. Ukrayna savaşının başlamasından sonra Kıbrıs, Ruslara karşı yaptırımları uygulamak zorunda kaldığı için Ruslar çekildi. Onların yerine İsrailli yatırımcılar yerleşti. İsrail’in derinleştirdiği ikili ilişkiler Türkiye’yi rahatsız ediyor. Dolayısıyla Doğu Akdeniz zaten çatışma alanı.
Azerbaycan sahasında da İsrail etkili. Burada Türkiye arasındaki çıkar çatışmasında bir gelecek senaryosu açısından ne olabilir?
Azeriler olumlu rol oynuyorlar. Bakü iki ülkenin masaya oturmasını daha önce sağlamıştı. 7 Ekim’den önce İsraillilerle Türkleri bir araya getiren Azeriler oldu. Çünkü Ermenistan-Azerbaycan savaşında İsrail, Türkiye ve Azerilerle beraber hareket etti. Azerbaycan, Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma anında ya da çatışma öncesinde ara bulucuk yapabilir, ancak engelleyici olacak kadar dış politika ağırlığı olan bir ülke değil.
İsrail ve Türkiye arasındaki gerilim hatları arttığında ve Azerbaycan bir tercihe zorlandığında Azerbaycan’ın tavrı ne olur sizce?
Azerbaycan bence Türkiye’den vazgeçmez. Ama İsrail ile de çok derinleşmiş askeri ilişkilerini bir kenara atmaz. Yapabildiğinin en maksimumunu yaparak kendi çıkarlarını zedelememeye çalışarak iki taraf arasında kalır. Çünkü artık uluslararası ilişkiler Soğuk Savaş dönemindeki gibi değil. Bunu Türkiye’den de biliyoruz. Erdoğan son 30 senenin en hızlı manevra kabiliyetine sahip siyasi figürlerinden biri.
İsrail konusunda Hakan Fidan da Erdoğan da Netanyahu ve bakanları kadar sivri dil kullanmadı. Fidan bir televizyon programına “Bizim İsrail toplumuyla, İsrail devletiyle bir sorunumuz yok. Netanyahu’yla sorunumuz var” dedi. Tahminimce iki ülke istihbaratı birbirleriyle konuşuyordur. İş birliği olmasa bile kanal açık ve bu kanallardan çatışmayı engellemeye çalışıyorlar.
Ama konu 7 Ekim olduğu zaman Erdoğan’ın hem içeride hem de Müslüman dünyasında sesini yükseltmesi puan getiriyor. Bunu Netanyahu da yapıyor.
‘İsrail’in istatistiklerine göre ticaret devam ediyor’
Analizinizde Erdoğan’ın seçilmesiyle birlikte Türkiye’nin İsrail politikasının değiştiğini yazıyorsunuz. İç ve dış politikanın ihtiyaçlarına göre sert dil kullanılırken ticari ilişkiler mayıs 2024’e kadar hiç kesilmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ticaret halen devam ediyor. Bunu Türkiye’deki istatistiklerde göremiyoruz, ama İsrail’in istatistiklerine baktığınız zaman Yunanistan ile ticarette artış var. Normalde İsrail’in Yunanistan ile ticari ilişkilerinin uzmanlara göre o kadar hızlı büyüme ihtimali yok. Türkiye, ticareti üçüncü ülkeler üzerinden yapıyor. Bunları açık kaynaklardan görebiliyoruz. İsrail’in verdiği istatistiklerde Türkiye ile ticaret rakamlarının düşmediği gözüküyor.
AKP’yi diğer Türkiye hükümetlerinden ayıran en önemli özellik ilişkileri kompartımanlara ayırabiliyor. Yani bir taraftan ticaret yaparken diğer taraftan çatışma halinde olabiliyor.
Türkiye’de “büyük İsrail” söylemi oldukça yaygın. İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği ileri sürülüyor. Bu mümkün mü?
Buna dair bir tanımım yok. Biraz spekülasyon olur. Ama İsrail çok net bir şekilde güçlü bir Türkiye istemiyor. Bunu Türkiye’ye saldırarak yapmak zorunda değil. Bölgede aktörleri zayıflatarak hedefine ulaşmak istiyor. 1980’lere kadar bölgenin en önemli ülkelerinden biri Mısır idi. Şimdi Mısır’ın ağırlığını konuşmuyoruz. İran’ın vurulması Türkiye’yi çok ciddi derecede etkileyeceği için Türkiye’yi de bir şekilde zayıflatmış olacak. Buna rağmen bölgenin bir hegemon gücünün olacağını sanmıyorum. Süper güçler arasındaki çatışmalarda bölgelerin öneminin arttığı bir dönemde bulunuyoruz. Çin ve ABD arasındaki gerilimde her bölgede bu iki ülkenin çalışmak istediği ülkeler olacaktır. ABD, son yayımlanan ulusal güvenlik stratejisinde kendisi için önemli olan bölgeleri ilan etmiş durumda. Tahminimce bölgede ne Türkiye ne de İsrail de hegemon bir güç olacak.
‘Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin bir parçası olması isteniyor’
Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimde Avrupa’nın ve Almanya’nın tutumu nasıl olur?
İsrail-Türkiye özelinde Avrupa ile Almanya birbirinden ayrışıyor. Almanya’nın çatışmasızlık için çaba harcaması gerekiyor. Muhtemel bir çatışmadan en çok zararı Almanya görecek. Bir de bunun Türk diasporası, dolayısıyla iç politika boyutu var. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin parçası olması da isteniyor. Sorun, Almanya ya da AB’nin bölgede ABD gibi ciddi bir jeopolitik aktör olmayışı etki ihtimalini düşürüyor. Bu nedenle yapabilecekleri sınırlı. Türkiye ise bu süreçte Avrupa ile ilişkilerini hep sıkı tutmak isteyecektir. Ekonomik ve askeri ilişkileri bunu gerektiriyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et