Garci'de bir çay alım yeri, bir sahne ve bütün dillerimiz
Hopa’da Lazca, Gürcüce, Hemşince, Kürtçe, Megrelce ve Çerkesçe yan yana geldi. Devletler bu dilleri müfredattan sildi ama Garci'deki çay alım yerinde, çocuklara anadilinde şarkı söyleten korolar, Hemşince hikâye anlatan anneler hâlâ burada.
Görsel: Afiş
Şendoğan Yazıcı
21 Şubat Uluslararası Anadil Günü'nü bu yıl Hopa'da karşıladık. Afişlerin başlığı her şeyi özetliyordu aslında: "Halklar Türkülerini Söylüyor." Üstelik bu başlık sadece Türkçe değildi; Kürtçe, Lazca, Gürcüce ve Hemşince de yazıyordu, dört dilde aynı cümle. Tek başına bu bile, devletin onlarca yıldır yok etmeye çalıştığı bir gerçekliğin küçük ama inatçı kanıtıydı.
Cumartesi akşamı Hopa'da iki ayrı sahne kuruldu. Belediye Parkı'nda "Bütün renklerimizle, bütün seslerimizle buluşuyoruz!" sloganıyla Hopa Kültür ve Sanatevi'nin çocuk korosu ve kadın korosu sahne aldı; Cumahpar, Burcu Yeşilbaş ve Kerim Arata da bu coğrafyanın çok sesli müziğini seslendirdi.
Aynı saatlerde Ticaret ve Sanayi Odası'nın konferans salonunda ise başka bir program vardı: Maria Abaşidze, Fındıklı Çok Sesli Kadın Korosu, Yusuf Yiğit ve Yusuf Vayiç halkların ezgilerini taşıdı sahneye. Lazca, Gürcüce, Kürtçe, Hemşince, Megrelce... Bu coğrafyanın bütün sesleri bir aradaydı. İki ayrı organizasyon, iki ayrı mekân, ama aynı ihtiyaçtan doğan, aynı inatla örülen bir program.
Asıl unutamayacağımız an ise ertesi gün Garci'deydi. Garci-Der'in Hopa Hendek köyünde düzenlediği etkinliğin afişinin en üstünde Hemşince bir cümle duruyordu: "Xabroğuk, Dzidzağoğuk... Muxiyes Gedrioç!" Sahne alan isimlerse "Xosuş/Anlatıcılar" başlığı altında tek tek sıralanmıştı: Demurçi Meliye, Paşai Fadime, Medzibraimi Fikriye, Salaği Selmiye, Hilmii Güle, Xelili Havva, İspirli Nurten, Kudi Nafiye ve Tummaetsi... Bu isimler sadece birer isim değildi; her biri bir sülâlenin, bir coğrafyanın, bir dilin taşıyıcısı. Nüfus müdürlüklerinde standartlaştırılan, okul defterlerinde düzleştirilen bu isimler, o gece bir köy etkinliğinin afişinde olduğu gibi duruyordu. Sessiz bir direniş olarak.
Kadınlar Hemşince hikayeler anlattı
Kadınlar Hemşince hikâyeler anlattı. Standup tadında, salonu kahkahaya boğan ama aynı zamanda bir dilin hâlâ canlı olduğunu kanıtlayan anlatılardı bunlar. Sonra Vova Akustik ve Garci Band sahne aldı, Hemşince şarkılar söyledi. Mekân, köyün çay alım yeriydi. Çayın tartıldığı, emeğin karşılığının hesaplandığı yer. O gece bu mekân, yüzlerce insanın anadilinde şarkı söylediği bir sahneye dönüştü. İçeride her yaştan insan vardı; çocuklar, gençler, yaşlılar. Bir dilin geleceği, o salondaki kuşak çeşitliliğinde görünür oluyordu.
Eve dönerken arabada bir şarkı çıktı karşıma: Zenıbjeguish. Gökhan Şen'in seslendirdiği, Kalan Müzik etiketiyle yayımlanan bu parça, Çerkes düğünlerinin neşeli ezgilerinden biri. Melodisi öyle keyifli, öyle yaşam doluydu ki insan bir an unutuyor; bu şarkının arkasında 1864'ten bu yana süren bir sürgün hikâyesi var. Çerkesler, Kafkas-Rus savaşlarının ardından yurtlarından koparılıp Osmanlı topraklarına dağıtılan, bugün anavatanlarından çok daha kalabalık bir diasporada yaşayan bir halk. Türkiye'de milyonlarca Çerkes yaşıyor; ama Çerkesçe, tehlike altındaki diller arasında sayılıyor. Bir düğün şarkısı bile bu çelişkiyi taşıyor: neşenin içinde kaybolma korkusu, kutlamanın içinde bir dilin son nefesleri.
Bir hafta sonunda Lazca, Gürcüce, Hemşince, Kürtçe, Megrelce ve Çerkesçe yan yana geldi. Kimi bir köy sahnesinde, kimi bir belediye parkında, kimi arabanın hoparlöründe. Devletler bu dilleri müfredattan sildi, ekrandan uzaklaştırdı, kamusal alandan kovmaya çalıştı. Ama Garci'deki çay alım yerini sahneye çeviren irade, çocuklarına anadilinde şarkı söyleten korolar, Hemşince hikâye anlatan anneler hâlâ burada. Diller, onları yaşatanların inatçılığında nefes alıyor. O nefes kesilmediği sürece bu türküler susmayacak.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et