Marksizm ulusal egemenliğe nasıl bakar?

Halklar arasında gerçek eşitliği sağlayacak dönüşüm, ulusal sorunun kalıcı çözümünün koşuludur. Ulusal sorunun nihai çözümü de ulusal baskıyı yeniden üreten toplumsal ilişkilerin ortadan kaldırılmasını gerektirir.

Marksizm ulusal egemenliğe nasıl bakar?

Karl Marx ve Friedrich Engels'in Berlin'de bulunan heykeli (Fotoğraf: Flickr)

Nurgül DENİZ

Amed

 

Ulusal sorun, kapitalizmin gelişim süreciyle birlikte ortaya çıkan tarihsel bir olgudur. Feodal parçalı örgütlenmelerin çözülmesi, pazarın genişlemesi ve merkezi devletlerin oluşumu, ulusu siyasal örgütlenmenin temel biçimi haline getirmiştir. Bu süreçte ulus yalnızca aynı dili konuşan insanların toplamı değildir; ortak ekonomik yaşam, tarih birliği, kültürel birlik ve siyasal birlik gibi maddi süreçler içinde oluşur. Bu nedenle her halk başlangıçta ulus değildir, ancak tarihsel koşullar içinde uluslaşır. Bazı halklar diğerlerinden başka zamanlarda ve koşullarda uluslaşır. Ulusal sorun da bu uluslaşma süreçlerinin eşitsiz gelişmesiyle ortaya çıkar.

Leninizm ve ulusal sorun

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı Leninizm’in temel ilkelerindendir. Bu hakkı savunmak emekçilerin, ezilen ulusun emekçilerin takınması gererken temel tutumdur.  Bir ulusun kendi kaderini belirleme hakkı yalnızca kültürel varlığını koruma değil, eşit koşullarda birlikte yaşama ya da ayrılma hakkını da içerir. Bu hak, zorla birlik yerine gönüllü birliği esas alır. Lenin, ulusların birlikteliğini evlilikte boşanma hakkına benzetir. Ayrılma hakkının tanınması, birlikte yaşamayı zayıflatmaz tersine, eğer birlikte yaşam tercih ediliyorsa bunun eşit ve özgür olmasını garanti eder. Dolayısıyla ulusal sorunun çözümü, ulusal baskının reddedilmesi ve bütün halkların eşitliğinin kabulüyle mümkündür. Ulusal eşitlik zor yoluyla değil, gönüllü birliğe dayalı ilişkilerle kurulabilir. Bu nedenle ayrılma hakkı dahil kendi kaderini tayin hakkının savunulması, ulusal sorun karşısında gerçek bir demokratik tutumun temel ölçeğidir.

Kürtlerin uluslaşması, uluslaşma süreçlerinin ve ulusal baskının yaşadığımız somut örneklerinden. Osmanlı’nın çöktüğü ve dünyanın, Ortadoğu’nun ulus devletlerle yeniden biçimlendiği süreçte siyasal olarak parçalanmış; yaşadıkları coğrafya dış müdahaleler ve uluslararası anlaşmalarla bölünmüştür. Özellikle Sykes-Picot anlaşması ve onu izleyen düzenlemelerle Kürtlerin yaşadığı topraklar dört devletin sınırları içinde kalmıştır. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtler ezilen ulus konumunda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bölgedeyse savaşlar ve emperyalist müdahaleler, devletlerin kendi içindeki baskıları ulusal sorunu daha da keskinleştirmiştir.  

Kürt sorununun ortaya çıkışı: Önce vaat sonra inkâr

Türkiye’de Kürt sorunu, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana çözümsüz bırakılmış temel sorunlardan biri olarak varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Türkler ve Kürtler ortak bir mücadele yürütmüş; Anadolu coğrafyası bu iki halkın ortak yurdu olarak tanımlanmış ve Kürtlerin serbest gelişimini sağlayacak düzenlemelerden söz edilmiştir. Ancak Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde bu yaklaşım terk edilmiş, ulusal farklılıkları tanımak yerine inkâr ve baskı politikaları uygulanmıştır. Bu durum yalnızca kültürel bir sorun olmakla kalmamış, ülke siyasetinin temel belirleyicilerinden biri haline gelmiştir.

Kürt sorunu aynı zamanda Türkiye’nin kapitalist gelişme sürecinin karakteriyle doğrudan bağlantılıdır. Bağımlı kapitalist gelişme, bölgesel eşitsizlikleri derinleştirmiş; toprak reformunun yapılmaması ve ekonomik politikalar özellikle Kürt bölgelerinde yoksullaşmayı ve mülksüzleşmeyi artırmıştır. Köy boşaltmaları, zorunlu göçler ve üretim araçlarından kopuş geniş emekçi kitlelerin şehirlerde yoğunlaşmasına yol açmış, ulusal sorun ile sınıfsal eşitsizlikler iç içe geçmiştir. Bu süreçte devlet yapısı militarist ve şoven temeller üzerinde şekillenmiş; başta Kürt ulusu olmak üzere farklı kimlikler baskı altında tutulmuştur. Ulusal taleplerin dile getirilmesi çoğu zaman güvenlikçi politikalarla bastırılmış, demokratik hak ve özgürlük talepleri şiddet yöntemleriyle susturulmuştur. Kürt sorunu bu nedenlerle yalnızca bir kimlik meselesi değil, aynı zamanda Türkiye’de demokrasinin sınırlarını belirleyen bir sorundur.

Sorunun çözümü nerede?

Son yıllarda Kürt sorununun çözümüne ilişkin atıldığı ileri sürülen adımlar ise büyük ölçüde sınırlı haklardan ibaret kalmıştır. Kürtçe yayın yapan televizyon kanalları ya da seçmeli dil dersleri gibi uygulamalar, Kürt ulusunun taleplerini karşılamaktan uzak kalmış; siyasal temsil üzerindeki baskılar, seçilmiş yöneticilerin yerine kayyım atanması gibi uygulamalar, demokratik çözümün önündeki en büyük engellerden olmuştur. Siyasal temsilcilerin tutuklu bulunduğu ve yerel yönetimlerin antidemokratik müdahalelerle işlevsizleştirildiği koşullarda barıştan söz etmek mümkün değildir. Kürt sorununun çözümü, demokratik siyaset alanının genişletilmesi ve ulusal hak eşitliğinin sağlanmasıyla mümkündür. Türkiye’nin çok uluslu toplumsal yapısının kabul edilmesi, tüm ulusal topluluklar arasında tam hak eşitliğinin sağlanması, anadilde eğitim ve kamu hizmetlere erişim hakkının tanınması, yerel yönetimlerin seçilmişlere iadesi, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması çözümün temel adımlarıdır. Ulusal baskının sona ermesi yalnızca Kürt halkının değil, tüm toplumun demokratikleşmesinin önünü açacaktır. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü ancak Türkiye’de emekçilerin ortak mücadelesiyle mümkündür. Ulusal hak eşitliği temelinde kurulacak ilişkiler Türk ve Kürt emekçilerinin demokrasi mücadelesinin hem doğal parçası hem güçlendiricisidir.

Sorunu çözüyormuş gibi davranmak

Saray rejiminin attığı adımlar, ulusal sorunun demokratik çözümüne yönelen bir tutumdan çok, mevcut yönetim krizlerini çözme ve Ortadoğudaki yeni gelişmelere bu kadar yakıcı bir iç sorunla dahil olmama ihtiyacının getirisidir. Tek adamın ifadesiyle “iç cepheyi tahkim ve takviye” sürecidir. Henüz somut ve bağlayıcı adımların atılmamış olması, bu “tahkim ve takviyenin” kendi sıkışmışlığına alan açma arayışı olduğunu göstermektedir. Gerekli somut adımların atılmaması hem Kürt sorununun çözümünü hem de ülkenin demokratikleşme sürecini zorlaştırmaktadır. Öte yandan ulusal sorunun çözümünü yalnızca yerel komünler, sınırlı demokratik kazanımlar ya da parçalı reform süreçleri üzerinden ele almak da yeterli değildir. Ulusal eşitsizlik ve siyasal statü sorunu, yalnızca yerel düzeyde kurulan demokratik yapılarla ya da sistem içinde biriken küçük dönüşümlerle ortadan kaldırılamaz. Bu, yaklaşım sorunun yapısal karakterini geri plana iter. Çözüm beklentisini yalnızca bireysel haklara veya dar kapsamlı taleplere indirgemek, ulusal eşitlik ve siyasal statü meselesinin bütünlüğünü zayıflatır. Kalıcı ve gerçek bir çözüm; eşit yurttaşlık haklarının açık biçimde tanınmasını, Kürt sorununun ve halkın taleplerinin demokratik temelde ele alınmasını ve toplumsal-siyasal dönüşümü hedefleyen kapsamlı bir mücadele gerektirir.

Bölgedeki durum neyi gösteriyor?

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı yalnızca teorik bir ilke değildir; tarihsel, siyasal süreçlerde sınanır. Bu hak, bir ulusun kendi siyasal statüsünü özgür iradesiyle belirleyebilmesini içerir. Ancak bu hak çoğu zaman bölgesel güç dengeleri, devlet çıkarları ve müdahalelerle sınırlıdır. Bu durum, ulusal özgürlük taleplerinin yalnızca hukuki değil aynı zamanda siyasal mücadele konusu olduğunu da gösterir. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu, ulusların kendi kaderini tayin hakkının güncel bir örneğini oluşturur. IKBY’deki Kürt halkının kendi kaderini belirleme yönündeki referandumu ve çıkan bağımsızlık kararı, bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahaleleri sonucunda fiilen engellenmiş hayata geçmemiştir. Kurulacak yapının niteliğinden ve biçiminden bağımsız olarak, bir halkın kendi geleceğini belirleme hakkı yok sayılmıştır. Suriye’de kimliksiz olan Kürtler, Suriye İç Savaşı ile birlikte devlet otoritesinin zayıfladığı alanlarda yeni siyasal yapılanmalarla varlık göstermiş; ulusal özgürlük talepleri etrafında örgütlenmiştir. Bu durum, ulusal sorunun yalnızca kültürel değil; siyasal egemenlik meselesi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Rojava deneyimi ve güç dengeleri

Rojava deneyimi, bölgesel savaş koşulları içinde Kürtlerin siyasal örgütlenme girişimi olarak tarihsel önemdedir ve bu tarihsel koşullarda ortaya çıkan bir halk direnişi örneğidir. Bölgesel savaş ortamında ortaya çıkan bu deneyim, devlet otoritesinin çözüldüğü koşullarda halkın öz örgütlenmesi ve varlığını koruma mücadelesi olarak şekillenmiştir. Ulusal baskıya karşı direnişin somut biçimlerinden biri olarak ortaya çıkmış, emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin bölgesel ve uluslararası müdahaleleri karşısında varlığını sürdürme mücadelesi vermektedir. Rojava’da Kürt halkının siyasal ve toplumsal varlığını koruma yönündeki mücadelesi; tüm baskı, zor ve savaşlara karşı ayakta durmaya çalışırken ulusal sorunun çözümünün yalnızca yerel örgütlenme biçimleriyle değil, daha geniş siyasal ve toplumsal güç dengeleriyle bağlantılı olduğunu da bize gösterir.

Ulusal sorunun çözümü yalnızca yerel öz yönetim ya da komünal örgütlenme biçimleriyle sınırlı değildir, bunlar kalıcı çözümler de değildir. Çok hızlı tasfiye edilebilme ve yok edilebilme özelliği taşırlar. Siyasal statü sorununun açık biçimde çözülmediği koşullarda toplumsal örgütlenme modelleri kalıcı güvence sağlayamaz. Bir ulusun eşitliği, kendi siyasal statüsünün tanınması, yurttaşlık haklarının güvence altına alınması ve gerekirse ayrılma hakkının tanınmasıyla mümkündür. Buradan hareketle Rojava’nın savunulması, bir halkın kendi kaderini tayin hakkının savunulması anlamına gelir. Halklar arasında gerçek eşitliği sağlayacak dönüşüm, ulusal sorunun kalıcı çözümünün koşuludur. Ulusal sorunun nihai çözümü de ulusal baskıyı yeniden üreten toplumsal ilişkilerin ortadan kaldırılmasını gerektirir.

(Genç Hayat)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
19.02.2026 12:32

Kimliksiz paylaşım yapılamayacak: 12. Yargı Paketi’nde sosyal medya maddesi

Akın Gürlek, doğrulanmamış hesapların paylaşım yapamayacağını, düzenlemenin Meclis sürecinin ardından BTK tarafından uygulanacağını söyledi.

Kimliksiz paylaşım yapılamayacak: 12. Yargı Paketi’nde sosyal medya maddesi

Fotoğraf: Julian/Unsplash

18.02.2026 17:39

İfade vermeye gittiği karakolda intihar etti: Polisin belindeki silahı alıp kendini vurdu

Ordu'nun Altınordu ilçesinde, polis merkezine ifade vermek için gelen Sefa Yılmaz, polisin belindeki silahını alıp kendine ateş etti. Yılmaz, hayatını kaybetti.

İfade vermeye gittiği karakolda intihar etti: Polisin belindeki silahı alıp kendini vurdu

Fotoğraf: DHA

19.02.2026 06:30

Aksaray'da iki kadın öldürüldü: Boşandığı kadın ile akrabasını katleden fail intihar etti

Aksaray'da kadın cinayeti yaşandı. Tolga Kuş adlı erkek, boşandığı kadın ve akrabasını öldürdükten sonra intihar etti.

Aksaray'da iki kadın öldürüldü: Boşandığı kadın ile akrabasını katleden fail intihar etti

Fotoğraf: ANKA

18.02.2026 22:58

AYM’de Erdoğan’ın seçtiği üye sayısı 11’e yükselecek

Yargıtay’ın AYM adayları belli oldu. En çok oyu alan Mustafa Karayıldız, Can Atalay krizinde imzası olan isimlerden biri. Erdoğan’ın yapacağı atamayla 15 üyeli mahkemede kendi seçtiği üye sayısı 11’e yükselecek, 12 yıllık Gül dönemi sona erecek.

AYM’de Erdoğan’ın seçtiği üye sayısı 11’e yükselecek

Fotoğraf: ANKA

19.02.2026 06:47

Kayseri'de taşkın riski: Ahırları su basınca 200 hayvan tahliye edildi

Kayseri'de Karasu Deresi'nin yükselmesinden dolayı bölgede bulunan ahırları su bastı. Ahırlarda bulunan toplam 200 hayvan tahliye edildi.

Kayseri'de taşkın riski: Ahırları su basınca 200 hayvan tahliye edildi

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!