İran iç cephesinde hava döndü: Savaşa hazırlık hızlandı mı?
İran’ın içindeki dinamikler, iç cephe açısından kimi dönüşümler sergilendiğini gösteriyor. Mansuri gibi Reformcu liderlerin tutuklanması, tam teşekküllü bir “savaşa hazırlanma” yolundaki nihai adım olarak yorumlanabilir.
İran'da devrimin yıl dönümü için gövde gösterisi
Ela Ava
[email protected]
İran İslam Devrimi 47 yılını geride bıraktı. 47’nci yıl ise özellikle sarsıntılı ve zor geçti. Tablolar sürekli değişti, kimi zaman İran’da halk iradesinin rejimin sonunu getireceği konusunda ihtimaller kuvvetlendi, son zamanlarda ise İran’ın ABD-İsrail saldırılarıyla karşılaşacağı ihtimali öne geçti. İran’ın içindeki dinamikler, iç cephe açısından kimi dönüşümler sergilendiğini gösteriyor. Son bir ayda İran’ın içindeki Reformcu cephenin ABD ile uzlaşma ve hatta içeriden Hamaney sonrası bir dönüşümü ve kabuk değiştirmeyi örgütlediği bir sürecin geride kaldığına dair kimi olgular oluşmaya başladı.
Öncesini çok kısa hatırlayalım.
Trump’ın Ortadoğu’daki yeni siyaseti ve doktrini aslında İran’a karşı geniş çaplı bir savaştan çok tehdit ve kuşatmayla; rejimi alt etmiş, ABD’ye tabi bir İran oluşturmaktı. Burada ABD’nin lehine olan iç ve dış etkenler de vardı. Dışarda İsrail’in İran konusundaki baş kuklası, devrik şahın oğlu Reza Pehlevi, İran’ın dışında yaşayan, devrimden önceki burjuva, şimdiki küçük burjuva İranlıları da toplayarak kendini meşru bir alternatif gibi göstermenin yollarını açmaya çalıştı. İkinci ayak ise İran’ın içindeki Reformcu cepheydi. Reformcuların İran’daki dönüşümü kısaca Dini Lider Ali Hamaney’i ortadan kaldırarak ABD ile uzlaşma, İran’da yabancı sermaye ile yeniden ilişkilenme ve aslında İran’ın ekonomisinde köklü değişiklikler yapmayı planlayarak hazırlanıyordu. Bu kliğe Devrim Muhafızlarının belli kesimleri de destek oluyordu. Zira Devrim Muhafızları da kendi içinde yekpare bir yapı değil.
Uzlaşma çıkmayınca operasyon başladı
Ancak İran-ABD müzakereleri tekrar başladıktan sonra, bu sürecin uzlaşmayla bitmeyeceği yönünde öngörüler artmaya başladı. Bunlardan en önemlisi İran’daki Reformcu cephenin tasfiye hamlesiydi. Güvenlik ve yargı birimlerinin tam koordinasyonuyla, resmi Reformcu kanat içerisindeki eleştirel seslerin son kalıntıları, geçtiğimiz günlerde İran siyaset sahnesinden uzaklaştırıldı. Azar Mansuri gibi Reformcu liderlerin geniş çaplı tutuklanması, yalnızca yerel baskı değil, güç yapısının tam teşekküllü bir “savaşa hazırlanma”ya dönüştürülmesi yolundaki nihai adım olarak yorumlanabilir.
Bu süreci, toplumu, olası bir savaşa ya da mutlak izolasyon ve maksimum baskıyı kabul etmeye yönelik hem mental hem de yapısal olarak hazırlama süreci olarak da okuyabiliriz.
7-10 Şubat tarihlerinde, Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülen kapsamlı ve koordineli bir yargı-güvenlik operasyonuyla, İran Reform Cephesinin çok sayıda üst ve orta düzey ismi ifadeye çağrıldı ve tutuklandı. Bu tutuklama dalgası; Azar Mansuri (Cephe Başkanı ve İttihad-ı Millet Partisi Genel Sekreteri), İbrahim Asgarzade, Muhsin Eminzade, Cevad İmam (Cephe Sözcüsü) ve Hüseyin Kerrubi gibi teşkilat liderlerini hedef aldı.
Devrim Muhafızları ve yargı organlarına yakın medya kuruluşları, bu kişilere yönelik ağır ve geniş kapsamlı suçlamalar yöneltti. Bu suçlamaların başında; “Ulusal dayanışmayı hedef almak”, “Anayasa aleyhine tavır almak”, “Düşman propagandasıyla koordinasyon içinde olmak”, “Teslimiyetçiliği yaymak”, “Gizli yıkıcı mekanizmalar kurmak” ve bazı raporlara göre “Siyonist rejim ve ABD lehine faaliyet yürütmek” yer alıyor.
Bu tutuklama dalgası, zıt kutuplarda tepkilere yol açtı. Bir taraftan İttihad-ı Millet gibi Reform Cephesi bağlantılı kurumlar bu adımı “korkutucu” olarak nitelendirerek; “Siyasi uçurumları derinleştireceği” uyarısında bulundu ve tutukluların kayıtsız şartsız serbest bırakılmasını talep etti. Diğer taraftan ise İslami radikal gruplar yani “Usulcü/Muhafazakar cephe” ve hükümet yanlısı medya, operasyonu memnuniyetle karşılayarak bunu siyasi meydanın “yıkıcı” unsurlardan “temizlenmesi” için gerekli ve zamanında atılmış bir adım olarak tanımladı. Bu ikilik, İran siyasi atmosferindeki uçurumun derinleştiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Savaşa hazırlık hızlanıyor
Bu tutuklama dalgasının İran ile ABD arasında Maskat’ta yürütülen görüşmelerde Arakçi’nin görüşmeler için “İyi geçti” demesinden hemen sonra ve aslında eş zamanlı gerçekleşmesi, başta söylediğimiz gibi “savaşa hazırlık” sinyallerini güçlendirdi. Aynı zamanda bu sürecin şöyle bir yanı da var: Teslimiyetçi bir müzakere için ABD’den baskılar artarsa, Reformcu kanadın varlığı iç müzakere tarafı olarak gündeme gelebilir. Bu tutuklamalar, söz konusu seçeneği de ortadan kaldırmak için yapılan bir hamleydi.
Reformculara yönelik “ABD ve İsrail lehine faaliyet” suçlaması ise İran’da tek hakim olan Velayet-i Fakih ile olan her türlü fikir ayrılığının savaş zamanında ihanet olarak yorumlanacağına işaret. İran’ı kapalı bir kaleye dönüştürmek, kritik anlarda “zayıflık” veya “ayrılık” belirtisi sayılabilecek her türlü farklı veya bağımsız sesi yok etmek ve nihayetinde bilginin mutlak kontrolünü sağlamak… Bu, İran’ın Usulcü kliğinin bu dönemki tartışmalarda galip geldiğini gösteriyor.
Gövde gösterisi örgütlendi
İçeride ayrıca rejim karşıtı olan önemli bir kesim geçtiğimiz haftalarda öldürüldü ya da bastırıldı. HRANA’ya göre İran’da ölenlerin sayısı 7 bini aşarken, 100 binden fazla tutuklunun akıbeti konusunda derin kaygılar var.
Bu arada dün, İran’ın çeşitli illerinde rejim yanlısı olan veya rejimi destekleyen yürüyüşler gerçekleştirildi.
İran’da 1979 Devrimi’nin yıl dönümü yürüyüşleri, devlet kurumlarının çağrıları ve yoğun propagandaları eşliğinde başladı. İran devlet televizyonu (Seda ve Sima), bu törenleri geniş bir kapsamla canlı olarak yayımlandı. Ancak yoğunluğun sadece birkaç ilde sınırlı olduğu, rejimin gövde gösterisi için farklı illerden birkaç noktayı güçlendirecek şekilde planlama yaptığı da ortada.
Geçtiğimiz günlerde İran yönetimi, geniş çaplı reklam kampanyalarıyla halkı bu törenlere katılmaya çağırmıştı. Yetkililer, bu törenleri hem dış tehditlere hem de İslam Cumhuriyeti yönetimine karşı düzenlenen iç protestolara verilmiş bir yanıt olarak nitelendiriyor. Nitekim İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın dün yaptığı konuşmada, “Uçurumun derinleşmesi bizim çıkarımıza değil ve bu ayrışmayı körüklememeliyiz. Tek bir yumruk olmalı ve tüm saldırılara karşı Makam-ı Rehberlik’in (Hamaney) emri altında dimdik durmalıyız” demesi, derinleşen tehditlere karşı bir gövde birleştirme çabasını da gösteriyor.
Halk için ölüm-baskı çemberi daralıyor
Velhasıl, İran halkı kendi tarihin iç mücadelede en kanlı katliamlarından birinin ardından, İran-Irak savaşından bu yana en karanlık ve en kapalı dönemine girmek üzere ve bu sefer düşmanı, ABD ile onun etrafında dizilmiş tüm şürekası.
İçeride ve dışarıda ölüm ve baskı çemberi daralıyor. Rejimin hedefi, korkuya dayalı ve zorunlu bir tek tipleşme yaratarak hayatta kalmak. Bu stratejinin başarı ya da başarısızlığı; açlığı kontrol etme, olası bir savaşın yaratacağı dehşeti yönetme ve güvenlik kurumlarının kendi içindeki çatlakları önleme yeteneğine bağlı olacaktır. Ancak İran halkı için geri dönüşü neredeyse imkansız olacak tahribatlar yaratacağı da ortadadır.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et