10.02.2026 12:43 / Güncelleme: 13:24

Hatimoğulları barış için üç ana talep saydı: Mazeret kalmadı, süreci hızlandırma zamanı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, süreçte somut adım atılmadığını belirterek, 30 Ocak mutabakatının hayata geçirilmesi, hukuki ve demokratik zeminin güçlendirilmesi çağrısı yaptı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin konuşuyor.

Hatimoğulları, konuşmasına, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenleri anarak başladı. Hatimoğulları, depremin yıl dönümünde parti yönetimi ve örgütleriyle birlikte deprem bölgesinde olduklarını belirtti. 

Depremin ilk günlerinden itibaren Hatay’da bulunduğunu ve süreci yakından izlediğini hatırlatan Hatimoğulları, AFAD’ın donanımsız ve hazırlıksız olduğunu, Kızılay’ın ise geçmişteki uluslararası yardım kapasitesinden uzaklaştığını söyledi. Kurumların içinin boşaltıldığını ve liyakatsizliğin bu tabloda belirleyici olduğunu ifade etti.

Aradan üç yıl geçmesine rağmen binlerce kişinin hâlâ konteynerlerde yaşadığını vurgulayan Hatimoğulları, Adıyaman’da 40 binin, Hatay’da ise 150 bini aşkın yurttaşın konteyner kentlerde hayatını sürdürdüğünü hatırlatarak, "21 metrekareye 3 yıldır sığdırılmış hayatlar söz konusu" dedi. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, İstanbul için uyarılarda bulunarak, yaşanan acıların unutturulmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasının sonunda imar affı, rant politikaları, arama kurtarma sürecindeki ihmaller ve depremi fırsata çeviren uygulamaların hesabının sorulacağını belirterek, “Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

İşçi eylemleri

Türkiye'de yoksulluğun geçim sıkıntısının, barınma problemeninin ülkenin en yakıcı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Hatimoğulları, "İktidar bu gerçekliğin üstünü örtmeye çalışsa da nafile. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde şunu söylemiş:"Programımızın son aşamasındayız, kalıcı fiyat istikrarını sağlarken sürdürülebilir yüksek büyüme için temelleri atıyoruz." Ülkenin hali harap, işsizlik patlaması yaşanıyor, enflasyon vatandaşın belini kırdı. Yurttaş aç. Emekli isyanda… Ama program "son aşamasındaymış".

Bakın, Mersin Limanı'nda sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 185 işçi, 40 gündür eylemde.

İşçiler, "Sendikalı olmak suç değil, anayasal haktır" diyerek güvenceli biçimde işlerine dönmeyi talep ediyor.

Denizli'de Ahlatçı Holding bünyesinde Enerya firmasının taşeronu Tuğ-Kan şirketi tarafından tazminatsız işten çıkarılan doğalgaz sayaç okuma işçileri eylemde haklarını arıyor.

Merzifon Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren GM Teknik Cam'da çalışan işçiler, grevi bırakmaları yönündeki tehditlere rağmen 209 gündür grevlerini sürdürüyor.

23 Ocak'tan beri Migros depo işçileri eylemde. Seslerini duyurmak için Anadolu Grubu'nun sahibi Tuncay Özilhan'ın Beykoz'daki villasının önünde eylemlerini sürdürüyordu, yeni açıklamalarına kadar.

Villa önünde geçim hesabı yapan işçi, emekçilerin yaşadığı koşulları çok güzel özetlemiş:

"Hesabıma göre dört kişilik bir aile üç öğün çay-simit yese aylık 14 bin 400 lira tutuyor. 15 de ev kirası olsa, toplam 29 bin 400 yani asgari ücretten fazla. 15 bin mutfak masrafı, 5 bin faturalar derken 49 bin lira yapıyor. Ben bu eksiği nasıl tamamlayacağım? Köle hayatı mı yaşayalım?" dedi.

ESP'ye operasyon: "Komünist Manifesto suç sayıldı"

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne (ESP) yönelik operasyonlara değinen Hatimoğulları, parti yöneticilerinin ve çok sayıda ismin tutuklandığını anımsayarak tutuklananların serbest bırakılması yönünde çağrı yaparak, "Siyasi operasyonda 96 kişi gözaltına alındı. Önceki dönemde son derece çalışkan bir milletvekilimiz olan sevgili Murat Çepni, ESP'nin Genel Başkanı şu an, tutuklandı" dedi.

Hatimoğulları, "Dosyalara baktığımızda içinin ne kadar boş olduğunu görüyoruz. Çocuk emeğini sömüren MESEM'lere karşı yaptıkları eylemler, Suruç Katliamı'nda anma düzenlemeler, Che Guevara posteri bulundurmak, adliye sarayında görülen toplumsal davaları takip etmek, bunları suç olarak addetmişler. Bir de suç sayılan bir kitap var; Komünist Manifesto... Manifesto kapitalizme karşı; işçinin, emekçinin, yoksulun, ezilenin, sömürülenin hakkını savunan bir ideolojinin temelini oluşturur. Hemen herkesin kütüphanesinde yer alıyor. Bunu suç sayanlar oturup Komünist Manifesto'yu bir defa hakkıyla okusa hayatı değişir; güçten değil ezilenlerden yana olur" diye konuştu.

"30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli"

Sürece dair konuşan Hatimoğulları, "Türkiye'deki barış ihtiyacı uzunca bir süredir Suriye, Rojava'ya ve sınır ötesindeki gelişmelere bağlandı. Her defasında "önce orası önce orası " denildi. Barış sürecinde somut adımlar atılmadı. Biz DEM Parti olarak defalarca söyledik Türkiye'de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin dedik" şeklinde konuştu.

SDG ve HTŞ arasında 30 Ocak mutabakatının imzalanmasını hatırlatan, Hatimoğulları, "Bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde çalışmalar yürütülüyor.  Uluslararası topluma düşen görev bu mutabakatın hayata geçmesi için katkı sunmaktır. Türkiye'ye büyük sorumluluklar düşüyor. Mutabakat sabote edilmemeli. 30 Ocak mutabakatı ile şimdilik yol alınıyor. Türkiye'deki iktidarın elinde mazeret kalmamış olmalı" dedi.

"Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil, siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır"

"Süreci hızlandırmanın zamanı" diyen Hatimoğulları şöyle konuştu: 

"Komisyon ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki çerçeve koyulmalıdır. Barış sürecini 3 temel perspektiften ele alıyoruz:

Birincisi demokratikleşmedir. Demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyım uygulamalarının sonlandırılmasıdır. Barış, dağda olanların sürgünde olanların demokratik yaşama katılımını sağlayacak bir süreçtir. Cezaevinde tutulanların özgürlüğüne kavuşması sürecin parçasıdır. Ana dilde eğitim kültürel bir haktır.

İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış süreci inandırıcılığını yitiriyor. Bakın Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay içeride iken barış sağlam bir zemine oturamaz. Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil, siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Bu sürecin en önemli faktöre Sayın Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir.

Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz."

"Hakan Fidan'ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz"

Hatimoğulları grup toplantısı sonrası ise soruları cevapladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dün akşam katıldığı bir televizyon programındaki "Suriye'ye bakıp ders çıkarmalılar, Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var"  sözlerinin sorulmasına dair  Hatimoğulları "Sürecin ilerlemesinde başta Hakan Fidan olmak üzere hükümet yetkililerinden olmak üzere sürekli Suriye'nin beklendiği ifade edildi. Suriye'de atılan adımlar ve 30 Ocak mutabakatının hayata geçmesiyle beraber süreç çok ciddi bir biçimde hafifledi. Biz hafiflemiş olan bu süreçte yol alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu haftadan itibaren Türkiye'nin temel gündemi ve temel konusunun komisyonun çalışmaları ve yeni atılacak somut adımların olmasını beklerken Sayın Hakan Fidan'ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz.Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretilebilir diye bakılıyor. Yaptığı bu açıklamayı bu sürecin ruhuna uygun olarak görmüyoruz. Biz bölgesel düzeyde barışın ilerlemesi için daha yapıcı adımların atılmasını beklemekteyiz" dedi.

Erdoğan ile görüşme tarihi

DEM Parti İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme talebine ilişkin Hatimoğulları şöyle konuştu: "Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşme var. Fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz bunları sizlerle paylaşacaklar."

"Resmi talepte bulunuldu mu?" sorusuna Hatimoğulları, "Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Basın da bunu defalarca yazdı. Bu gerçekleştiği zaman sizlerle tarihini paylaşacağız" dedi.

(Politika Servisi)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
10.02.2026 13:08

İSKİ barajların doluluk oranını açıkladı: En yüksek doluluk Elmalı Barajı’nda

İSKİ verilerine göre, barajlarda doluluk oranı 10 Şubat itibarıyla yüzde 36.3 oldu. En yüksek doluluk yüzde 93.71 ile Elmalı Barajı’nda kaydedildi.

İSKİ barajların doluluk oranını açıkladı: En yüksek doluluk Elmalı Barajı’nda

Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!