Cengiz’e Karadeniz kıyağı: Eti Bakır atıkları için ÇED süreci başlatıldı
Mehmet Cengiz’in şirketi Eti Bakır, Samsun’daki fosforik asit tesisinden çıkan kalsiyum sülfat atıklarını Karadeniz’e dökmek için ÇED süreci başlattı. 653 sayfalık raporun bir günde kabul edilmesi tepkilere yol açtı.
Fotoğraf: BirGün
Ülkenin dört bir yanında yürüttüğü projelerle çevresel yıkım tartışmalarının odağında yer alan Cengiz Holding, bu kez Karadeniz’i tehdit eden yeni bir projeyle gündemde. Holding bünyesindeki Eti Bakır AŞ, Samsun’da fosforik asit üretiminden kaynaklanan atıkları Karadeniz’e boşaltmak için çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreci başlattı. 653 sayfalık ÇED raporunun yalnızca bir günde incelenip kabul edilmesi ise “özel muamele” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
BirGün’den Gökay Başcan’ın haberine göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, raporu kabul ederek “halkın katılım toplantısı” yapılmasına karar verdi. Projenin onaylanması hâlinde, balık çiftlikleri, deniz dolguları ve sanayi baskısıyla zaten ciddi tahribat yaşayan Karadeniz ekosisteminin yeni bir yükle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor.
Mazıdağı’ndan Samsun’a uzanan süreç
Hikâye, 1974’te kamuya ait Etibank bünyesinde kurulan Mardin Mazıdağı Fosfat Tesisleri’ne uzanıyor. Tesis, 1994’te “zarar ediyor” gerekçesiyle kapatıldı ve yıllarca atıl bırakıldı. 2011’de Cumhurbaşkanı kararnamesiyle özelleştirme kapsamına alınan tesis, en düşük teklif verilmemesine rağmen Cengiz İnşaat’a devredildi.
Cengiz, 2018’de tesisi Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesislerine dönüştürdü. Alanın genişletilmek istenmesiyle birlikte köylülerle şirket karşı karşıya geldi. Açılan davalar ve verilen yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen kamulaştırmalar yapıldı; yurttaşlar topraklarından edildi, üzüm bağları kurudu. Bölge halkı ve uzmanlar, bölgede uranyum madenciliği yapıldığına dair ciddi iddialar da dile getirdi.
Samsun’da tüm kapılar açıldı
Mazıdağı’ndaki faaliyetlerin ardından Cengiz, Samsun’da 2011 yılında aldığı “ÇED olumlu” kararıyla fosforik asit üretim tesisini 2025’te faaliyete geçirdi. Şirket, denizin 117 bin metrekarelik bölümünü doldurarak tesis kurmayı planladı; ÇED’in ardından imar başvurusu yaptı.
Bakanlık tarafından projeye özel hazırlanan imar planıyla toplam 184 bin metrekarelik alan “liman” fonksiyonuna dönüştürüldü. Bunun büyük bölümü deniz dolgusu oldu. Böylece fosforik asit üretiminde kullanılan fosfat kayası, Mardin Mazıdağı’ndan Samsun’a kara ve deniz yoluyla taşınmaya başlandı.
Ayrıca bölgedeki 241 hektarlık alan “özel endüstri bölgesi” ilan edildi. Bu statüyle birlikte şirket; ruhsat, emlak ve damga vergilerinden muaf tutuldu, kamu arazilerini 49 yıllığına tahsis edebilme ve altyapı giderlerinin bakanlık tarafından karşılanması hakkını elde etti.
Şimdi hedef Karadeniz
Cengiz’in 2021 tarihli ÇED raporunda öngördüğü miktarların tutmaması sonucu, fosforik asit üretiminden kaynaklanan yaklaşık 250 bin ton kalsiyum sülfat Samsun’daki tesiste depolandı. Şirket şimdi, bu atıkları Karadeniz’e dökmek için yeni bir proje başlattı.
Yaklaşık 4,3 milyar TL bedelle planlanan proje kapsamında atıkların, denizin 260 metre derinliğine deşarj edilmesi öngörülüyor. Şirket, yılda 2 milyon ton atığı denize bırakmayı planlıyor. Bu amaçla 14,9 ile 20,9 kilometre arasında değişen üç farklı boru hattı alternatifi hazırlandı.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, kalsiyum sülfatın Karadeniz’e deşarj edilmesinin Marmara Denizi’ndeki derin deniz deşarjı uygulamalarından farklı olmadığını söyledi. Kapıkıran, “Kalsiyum sülfat, doğru biçimde kullanıldığında tarımda faydalı bir girdidir. Denize dökmek yerine faydalı bir ürüne dönüştürmek mümkünken, Karadeniz’e deşarj hem kamu zararıdır hem de deniz ekosistemine ciddi tahribat anlamına gelir” dedi.
Biyoçeşitlilik ve oksijen riski
Kapıkıran’a göre, yüksek miktarda kalsiyum sülfat deniz tabanında pH dengesini bozabilir, oksijen seviyelerini düşürebilir ve dip canlılarını yok edebilir. Bu durumun biyolojik çeşitliliği azaltacağına dikkat çeken Kapıkıran, özellikle mikroskobik canlılar ve dip yaşamının büyük risk altında olduğunu vurguladı.
“Aşırı sülfat birikimi, anaerobik bakterilerin çoğalmasına ve toksik maddelerin açığa çıkmasına yol açabilir. Tuzluluk dengesindeki değişimler de birçok tür için yaşamı zorlaştırır” diyen Kapıkıran, projenin uzun vadeli ekolojik sonuçlarının göz ardı edildiğini söyledi.
(birgun.net)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et