Bodrum’da barış için birleşik mücadele çağrısı: 'Kürt sorunu demokratik ve barışçıl temelde çözülmeli'
Bodrum’da düzenlenen “Barış İçin Savaşa Karşı Birleşik Mücadeleyi Konuşuyoruz” panelde konuşmacılar, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için birleşik mücadelenin önemine dikkat çekti.
Fotoğraf: Evrensel
Abidin Çınar
[email protected]
Muğla — Muğla’nın Bodrum ilçesinde demokrasi güçlerinin çağrısıyla “Barış İçin Savaşa Karşı Birleşik Mücadeleyi Konuşuyoruz” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde barış mücadelesinin önemi, Kürt sorunu, çözüm süreci, Rojava, Ortadoğu ve dünyadaki gelişmeler çerçevesinde sosyalistlerin sorumlulukları ele alındı. Konuşmalarda, “Kürt sorunu barışçıl ve demokratik temelde çözülmelidir” vurgusu öne çıktı.
Bodrum OASİS – Nurol Kültür Merkezi’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Döndü Taka Çınar üstlendi. Panele; DEM Parti ve Kadın Özgürlük Hareketi (TJA) adına Sebahat Tuncel, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye İşçi Partisi MYK üyesi Yunus Başaran ile Yeşil Sol Parti PM Üyesi Naci Sönmez konuşmacı olarak katıldı.

“Gerçekte ne olduğunu konuşmak gerekir”
Panelde konuşan Sebahat Tuncel, Kürt sorununu tarihsel boyutlarıyla ele aldı. PKK’nin silah bırakma kararı sonrası toplumsal barış ve demokratik toplum paradigması çerçevesinde barışı örmeye çalıştıklarını belirten Tuncel, “Barışı konuşmaya, tartışmaya, halkı bilgilendirmeye ve toplumsallaştırmaya çalışıyoruz” dedi.
Yürütülen sürecin önemli olduğuna dikkat çeken Tuncel, “Meclisin Abdullah Öcalan ile görüşmesini bir kazanım olarak değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı. İktidarın sürece dair toplumu bilgilendirmediğini söyleyen Tuncel, devletin Türk–Kürt ittifakından söz ettiğini ancak henüz hukuki ve demokratik adımların atılmadığını vurguladı. Rojava’daki gelişmelerin Türkiye’deki çözüm sürecini doğrudan etkilediğini belirten Tuncel, barışın toplumsallaştırılması için birleşik mücadelenin önemine işaret etti. Tuncel, “Türkiye’deki barış sürecinin başarıya ulaşması, Rojava’daki Kürtlerin kazanımlarının kalıcı olmasını sağlayacaktır” dedi.

“Saraylara savaş, kulübelere barış”
İskender Bayhan ise emperyalist-kapitalist devletler arasındaki çelişkilerin dünyayı büyük bir savaş tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. ABD’nin Ortadoğu’daki saldırgan politikalarına değinen Bayhan, “6 Şubat’ta İtalya, Yunanistan, Fas ve Mersin Limanı işçilerinin ‘savaşa malzeme taşımayacağız’ diyerek greve çıkmaları umut vericidir. Savaşı durduracak olan işçi ve emekçilerin, halk güçlerinin direnişi ve birlikte mücadelesi olacaktır” dedi.
Türkiye egemenlerinin Ortadoğu’nun yeniden paylaşımında pay kapma arayışında olduğunu ifade eden Bayhan, içeride “terörsüz Türkiye” söylemiyle muhalefetin bastırılmaya çalışıldığını, dışarıda ise Rojava’daki kazanımların hedef alındığını söyledi. Bayhan, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik temelde çözümü için “saraylara savaş, kulübelere barış” çağrısı yaptı.
“Birbirimizi sosyal medya üzerinden dövmeyelim”
Yunus Başaran konuşmasında, barış mücadelesinde Türk tarafına daha fazla sorumluluk düştüğünü belirterek, “Sosyal medya defektleri üzerinden birbirimizi eleştirmeyelim. Barışı doğrudan emekçilerin içinde konuşabilmeliyiz. Kürt sorununun çözümü, Kürt ve Türk emekçilerinin ortak mücadelesiyle mümkündür” dedi. Başaran, yapay ayrımların kaldırılması gerektiğini vurguladı.
“Kurucu siyasete ihtiyaç var”
Naci Sönmez ise toplumsal değişim için kurucu ve stratejik bir siyasete ihtiyaç olduğunu söyledi. Sönmez, “Barışı gençlerin, asgari ücretlilerin, Akbelen köylülerinin gündemi haline getirmek bizim sorumluluğumuzdur. Kürt sorununun çözümü ve barışın sağlanması dışsal bir mesele olarak görülmemeli” dedi.
Panel, konuşmacılara yöneltilen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Evrensel'i Takip Et