Su havzasında altın madenciliğine ödül yağmuru
Uşak'ta, geçtiğimiz yaz barajların kuruması nedeniyle halka günde ancak belirli saatlerde su verilebilirken, kentin suyunun yüzde 10'unu tek başına tüketen Kanadalı altın madeni şirketi TÜPRAG peş peşe ödüllendirildi.
Fotoğraf: Özer Akdemir | Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Küresel ısınma ve kuraklık Ege Bölgesi’ni kavururken, Uşak ve İzmir’in su havzalarına kurulan TÜPRAG Altın Madeni’ne verilen "Mükemmellik" ve "Ticari Diplomasi" ödülleri, “Doğa talanı ödüllendirililyor” tepkilerine neden oldu.
Uşak’ta, geçtiğimiz yaz barajların kuruması nedeniyle halka günde ancak belirli saatlerde su verilebilirken, kentin suyunun yüzde 10’unu tek başına tüketen Kanadalı altın madeni şirketinin peş peşe ödüllendirilmesi büyük tepki çekiyor. Hem İzmir Efemçukuru’nda hem de Uşak Kışladağ’da faaliyet gösteren şirkete, yarattığı çevresel risklere rağmen "su yönetimi", “ticari diplomasi” ve "ekonomik katkı" başlıklarında ödül verilmesi, bölge halkı ve çevre savunucuları tarafından doğayla alay edilmesi olarak yorumlanıyor.
Uşak susuzluktan kırılıyor, maden milyonlarca ton su çekiyor
Uşak’ın en önemli içme suyu kaynağı olan Küçükler Barajı’nın tamamen tükenmesi üzerine belediye, geçtiğimiz Ağustos ayından itibaren kentte su kesintilerine gitmek zorunda kaldı. Vatandaşlar 16.00-22.00 saatleri arasında suya erişim sağlayamazken, gözler kentin su kaynaklarını devasa boyutlarda tüketen Kışladağ Altın Madeni’ne çevrildi.

Veriler, yaşanan su krizinin boyutunu ve madenin payını gözler önüne sererken, başta yerel yönetim olmak üzere kentte yaşayan yurttaşlar ve kurumlar yaşanan susuzlukta altın madeninin sorumluluğuna yönelik ciddi eleştiriler dile getirdi. Uşak şehir merkezinin yıllık su tüketimi yaklaşık 11,9 milyon metreküp iken, TÜPRAG’a ait maden işletmesi yeraltı kuyularından yılda 1,13 milyon metreküp su çekmesi eleştirilerin odağına oturdu. Şirketin kendi raporlarına göre toplam su kullanımı ise çok daha yüksek boyutlara ulaşıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün belirttiği üzere, madenin tükettiği bu su miktarı, tüm Uşak halkının bir yılda kullandığı suyun yüzde 10’una denk geliyor.
İzmir Çamlı barajının önündeki 15 yıllık engel: Altın madeni

Benzer bir tablo İzmir’de de yaşanıyor. İzmir’in su ihtiyacını karşılaması planlanan ve yaklaşık 300 bin kişinin içme suyu kaynağı olması öngörülen Çamlı Barajı havzasında faaliyet gösteren Efemçukuru Altın Madeni nedeniyle yıllardır yapılamıyor. Çamlı Barajı, bütün fizibilite çalışmaları ve bütün giderlerini İzmir büyükşehir belediyesinin karşılayacağı projenin iktidara tek kuruş maliyeti olmamasına rağmen, sırf bölgede altın madeni işletilembilsin diye AKP hükümetleri döneminde ÇED olumlu kararı verilmeyen üç-beş projeden birisi oldu. Bu durum ise Büyükşehir belediye Başkanları tarafından dönem dönem kentin su güvenliğini tehdit eden en büyük engel olarak tanımlanıyor. Kentin tek yüzeysel su toplama havzasındaki maden tüm eleştidrilere, açılan davalara ve eylemlere rağmen 15 yıldır faaliyetlerini kesintisiz sürdürüyor.

Kuraklığa "mükemmellik", talanına "diplomasi" ödülü
Halk su kriziyle boğuşurken, TÜPRAG Altın İşletmeleri’nin "ödüle boğulması" ise son dönemde haliyle tepki çeken gelişmelerden birisi oldu. Son olarak şirket, Kanada Madenciler Birliği tarafından verilen “Sürdürülebilir Madenciliğe Doğru” protokolleri kapsamında, su yönetimi ve biyoçeşitlilik gibi başlıklarda "Mükemmellik" ödülüne layık görüldü. Su kaynaklarınının üzerinde bulunan ve bir kentin içme suyunun %10’unu tek başına tüketen bir işletmeye "su yönetimi" alanında ödül verilmesi, ödül mekanizmalarının güvenilirliğinin yanı sıra son yılların moda deyimi ile “halkın aklıyla dalga geçmek” olarak yorumlanıyor.
Şirkete verilen ödüllere son olarak TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz’a, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Türkiye-Kanada ekonomik ilişkilerine katkılarından dolayı "Ticari Diplomasi Ödülü" verildi.
"Devletin payı devede kulak"
Madenin yarattığı tahribata karşılık ekonomiye katkısı da tartışma konusu. Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün hesaplamalarına göre, Uşak’ta son 10 yılda üretilen yaklaşık 80 ton altından devletin aldığı pay sadece yüzde 8 civarında. Altın madeninin 19 yıllık faaliyet süresince devletin kazancının sadece 28 milyar TL (yaklaşık yıllık 37 milyon dolar) seviyesinde kaldığı hesaplanmakta. Şirket milyarlarca dolarlık bir değer elde ederken, devletin kasasına giren miktar "devede kulak" kalıyor. Üstelik teşvikler ve vergi indirimleriyle bu pay daha da düşüyor.
Öte yandan, doğanın tahrip edildiği, su kaynaklarının madenlere feda edildiği ve halkın susuzlukla sınandığı bir dönemde verilen bu ödüller, kamuoyu vicdanında "yıkımın maskelenmesi" olarak yankı buluyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et