08.02.2026 00:30

Sınıflar arası kavgada devletin rolü

Kârların artış oranı ile ücretlerin düşüş oranı arasındaki makas açıldığında, işçilerin en temel talepleri bile “tehdit” olarak kodlanır. Böylece emek-sermaye çelişkisi, zor yoluyla yönetilir.

Sınıflar arası kavgada devletin rolü

Fırat Turgut


Türkiye’de son yıllarda yaşanan işçi direnişleri, görünürde iş yerleri bazında hak arayışları ile sınırlı olsa da esasında sermaye ile emek arasındaki tarihsel kavganın güncel biçimlerini yansıtır. Bundan birkaç sene önce Urfa’daki Özak Tekstil direnişi, Başpınar OSB’deki eylemler ve günümüzdeki Migros depo işçilerinin mücadeleleri bu kavgadaki devlet aygıtının rolünü çok açık biçimiyle ortaya serer. Bu tür hak arama mücadelelerinde yaşananlar “kutsal devlet”in aslında sermaye birikim sürecinin sürekliliğini güvence altına alan sınıfsal bir aygıt olduğunu tüm çıplaklığıyla gösterir.

Özak Tekstil, Polonez Gıda, Migros... Kölelik koşullarına itiraz, sendika seçme özgürlüğü, düşük ücret dayatmasına tepki... Mekan ve talepler güncel olarak değişiklik gösterse de her türlü hak arama mücadelesine karşı devletin refleksi aslında şaşırtıcı olmayan biçimde benzerdir: Üretimin devamlılığı ve “kamu düzeni” gerekçesiyle eylemleri yasaklamak, cop, gaz ve gözaltıları devreye sokmak. Burada “kutsal devletin” kutsadığı sermayenin ta kendisidir.

Marx, sermayenin kendisini büyütmek için canlı emeği sürekli olarak disiplin altına almak zorunda olduğunu belirtir. Yüz yıllar önce yapılmış bu tespit; Türkiye örneğinde olduğu gibi, bu disiplinin yalnızca çalışma yaşamı içindeki mekanizmalarla değil, valilik-kolluk-yargı vb. birçok kurumun, devlet aracılığıyla da yapıldığını ortaya koyar. Marx’ın Komünist Manifesto’da devleti, “Burjuva sınıfının ortak işlerini yöneten bir komite” olarak tanımlaması da boşa değildir. Keza Özak Tekstil’den Migros depo eylemlerine kadarki süreçte yaşananlar dahi bu tespitin somut karşılıklarıdır. Özellikle bu dönem göze soka soka yapılan müdahaleler, yasaklamalar, işçi sınıfı aleyhine verilen yargı kararları, sermayenin ihtiyaçlarıyla birebir örtüşür.

Valiliklerin/kaymakamlıkların eylem yasağı kararları, polisin sert müdahaleleri ve sendika yöneticilerinin (geçen sene BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen) tutuklanması, hukukun sınıfsal karakterini de gösterir. Bu gibi örnekler sözde adalet pazarlayan burjuva hukukunun, yine sermayenin ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Örgütlenme, eylem, direniş, grev gibi kazanılmış haklar işçilerin anayasal hakları olmasına rağmen burjuva hukuku kendi lehine epey esnektir. Hatta bu esneklik, devletin örtülü ya da açık şiddetini de kapsar.

Kârların artış oranı ile ücretlerin düşüş oranı arasındaki makas açıldığında, işsizliğin ve güvencesizliğin derinleştiği koşullarda, işçi sınıfının zaten kazanılmış hakları kapsamında yer alan en temel talepleri bile “tehdit” olarak kodlanır. Böylece emek-sermaye çelişkisi, zor yoluyla yönetilir.

Bu durum, devleti soyut, emek ile sermayenin üzerinde bulunan bir bütün olarak değil, sınıflar arası ilişkilerde bir taraf ve mücadele alanı olarak kavramayı zorunlu kılar. Devlet, sermaye birikiminin kollayıcısıdır ve devletin bu konumu tek tek yöneticilerden bağımsız yapısal bir gerçekliktir.

Ancak bir yandan da devletin sopasını gösterdiği, şiddetini artırdığı, işçi sınıfının mücadelesini bastırmak istediği dönemler, yaşanan sorunların geri dönülmez biçimde derinleştiğini de gösterir. Devletin sopası; doğru kavranabildiği ve dönemin somut durumuna uygun şekilde tutum alınabildiği ölçüde bu düzenin kırılganlığını da yansıtır.

Bugün işçi sınıfının karşı karşıya olduğu tablo, yalnızca ekonomik taleplerin değil, onur ve özgürlük arayışının da mücadelesidir. Bu mücadele, kısa vadede yenilgiler, kayıplar ve geri çekilmeler içerse bile, uzun vadede biriken deneyime odaklanmak, bir sonraki mücadelenin zeminini hazırlaması bakımından önemlidir. Keza devletin sopası karşısında eğilmeyen her baş, sermaye düzeninin doğal ve değişmez olmadığını hatırlatır.

07.02.2026 16:17

John Duran’ın Fenerbahçe’den ayrılık nedeni netleşti

Fenerbahçe’de beklentileri karşılayamayan John Duran’ın, teknik direktör Domenico Tedesco ile çalışmak istemediği için takımdan ayrılma kararı aldığı öğrenildi.

John Duran’ın Fenerbahçe’den ayrılık nedeni netleşti

Fotoğraf: AA

07.02.2026 14:33

İsias’ta yaşamını yitirenler anıldı: 'Adalet yerini bulsun'

Adıyaman’daki İsias Otel’in yıkılması sonucu yaşamını yitiren 32 turist rehberi, İstanbul’da düzenlenen programla anıldı. Yaşamını yitirenlerin yakınları ve enkazdan yaralı kurtulan rehberler, ihmallere dikkat çekerek ‘adalet’ talebini yineledi.

İsias’ta yaşamını yitirenler anıldı: “Adalet yerini bulsun”

Fotoğraf: ANKA

07.02.2026 17:03

Değerli konut vergisinde süre daralıyor: Son gün 20 Şubat

Konut rayiç bedellerindeki artış, binlerce evi değerli konut kapsamına soktu. Birden fazla yüksek değerli konutu olanların 20 Şubat'a kadar beyanname vermemesi ceza riskini doğuruyor.

Değerli konut vergisinde süre daralıyor: Son gün 20 Şubat

Fotoğraf: ANKA

İçerik yükleniyor...

(https://www.ntv.com.tr/)

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!