Sürgünle başlayan hayat, ağır yaralı tutukluluk: Bayrak iddiası asılsız, işkence sistematik
Nusaybin’deki eylemlerde darbedilerek gözaltına alınan Üniversite Öğrencisi Diyar Koç’a yapılanlar kolluk güçlerinin şiddetini ve adil yargılanma hakkı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Kolaj: Evrensel
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Mardin – Nusaybin ilçesinde 20 Ocak günü düzenlenen protesto yürüyüşüne katılan Fırat Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı öğrencisi 24 yaşındaki Diyar Koç darbedilerek gözaltına alındı. Darp sırasında ağır yaralanmasına rağmen tutuklanarak cezaevine konan Koç’un yaşadıkları bölgede kolluk şiddeti ve adil yargılanma hakkına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Ailesi ve avukatlarının aktardıkları, Koç’un sağlık durumu ile yürütülen soruşturma sürecine dair ciddi hak ihlali iddialarını ortaya koyuyor.
Sürgün ve iş cinayetinde ölen baba…
Diyar Koç’un yaşam öyküsü, çocuk yaşta maruz kaldığı zorunlu göçle şekillendi. Koç, 1994’te ailesiyle birlikte Hakkâri’deki köylerinden sürgün edildi. Ailenin geçimini sağlamak için İstanbul’a inşaatlarda çalışmaya giden babası, Diyar ve kız kardeşi henüz küçük yaşlardayken bir iş cinayetinde hayatını kaybetti. Babasının ölümünün ardından amcasının desteğiyle eğitimine devam eden Koç, yaz aylarında inşaatlarda çalışarak ailesine katkı sundu. Tüm bu koşullara rağmen üniversite eğitimini sürdürmeyi başaran Koç, Fırat Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümünde öğrenciydi.
Öldü sanılarak hastaneye bırakıldı
20 Ocak günü Nusaybin’de düzenlenen protesto yürüyüşüne katılan Diyar Koç, yürüyüş sırasında gözaltına alındı. Ailesinin verdiği bilgilere göre Koç, gözaltı sürecinde üç ayrı noktada ağır şiddete maruz kaldı. Sığındığı bir kulübeden ‘Sana bir şey yapmayacağız’ denilerek çıkarılan Koç’un, askeri alana götürülene kadar darbedildiği, boynundaki atkıyla yerde sürüklendiği ve başına sert bir cisimle vurularak bilincini kaybettiği ifade edildi. Aile, Koç’un bilinci kapandıktan sonra öldüğü sanılarak hastaneye bırakıldığını aktardı.
5 omurga kırığı ve iç organ hasarı
Koç’un sağlık durumuna dair bilgi veren ailesi, maruz kaldığı şiddetin ağırlığını gözler önüne seriyor. Koç’un kafasında ve iç organlarında ciddi hasar oluştu. Omurgasında beş ayrı noktada kırık tespit edilmiş, göz arkası kemiği ve burnunda kırıklar oluşmuş, böbrek, dalak, pankreas ve mide bölgelerinde ağır hasar meydana gelmiş. Beyin kanaması geçirdiği ve başına yedi dikiş atıldığını belirten aile üyeleri Koç’un hayati riskinin sürdüğüne dikkat çekti.
Tedavisi tamamlanmadan cezaevine götürüldü
Mardin ve Diyarbakır’daki yoğun bakım süreçlerinin ardından Koç, Ankara Sincan 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevine sevk edildi. Ailesi, Koç’un hastanede tedavi gördüğü sırada görevli bir hemşire tarafından tehdit edildiğini, uzun süre kendileriyle görüştürülmediğini dile getirdi. Aileye göre Koç, kendi imzasını atamayacak durumda olmasına rağmen tutuklandı.
Koç, çıkarıldığı mahkemece “terör örgütü üyeliği”, “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “sınır güvenliğini ihlal” suçlamalarıyla tutuklandı. Ailesi ve avukatları, ağır sağlık sorunlarına rağmen cezaevi koşullarında tutulmasının yaşam hakkı ihlali anlamına geldiğini ifade etti.
‘Sadece adalet istiyoruz’
Diyar Koç’un ailesi, çocuklarının sağlık durumunun cezaevi koşullarına uygun olmadığını vurgulayarak şu çağrıyı yaptı: “Biz sadece adalet istiyoruz. Diyar suçsuzdur ve tedavisinin sağlıklı sürdürülebilmesi için bir an önce serbest bırakılmalıdır.”
Avukat Orhan: İşkence görüntüleri var
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mardin Şubesi Eş Başkanı Avukat Berivan Orhan, müvekkili Diyar Koç’un yaşadıklarının basit bir ‘hak ihlali’ olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı. Orhan, sürecin işleyişine dair şu detayları paylaştı: “Diyar, protesto hakkını kullandığı için gözaltına alındı ve bu süreçte ağır işkenceye maruz kaldı. İşkence görüntüleri bizzat fail kolluk tarafından çekilerek sosyal medyada ‘Türk bayrağını indiren kişi’ etiketiyle servis edildi. Oysa soruşturmanın bayrakla hiçbir ilgisi yok; sorguda bu konuda tek bir soru bile sorulmadı. Kaldı ki Nusaybin sınırında indirilen bir bayrak da yok.” Müvekkilinin hayati tehlikesi sürerken taburcu edildiğini söyleyen Orhan sözlerine şöyle devam etti: “Tekerlekli sandalyeyle adliye koridorlarında saatlerce bekletildi; acı içinde olmasına ve defalarca kusmasına rağmen ifade işlemleri yapıldı. Bu, işkencenin kurumsal düzeyde devamıdır. Dosyada tek bir delil yokken verilen tutuklama kararı, işkenceyi örtme ve işkence göreni cezalandırma amacı taşıyan siyasi bir karardır. Kolluktan sağlık personeline, adliyedeki kötü muameleye kadar tüm kamu görevlileri bu suç zincirinin parçası olmuştur.” Avukat Berivan Orhan, bu tablonun devlet şiddetinin örgütlü bir biçimi olduğunu belirterek, sorumluların hesap vermesi için tüm hukuki yolları sonuna kadar takip edeceklerini ifade etti.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et