Fetihtepe 3550 Ada Kentsel Dönüşüm Mağdurları: ‘Haklarımız gasp ediliyor’
İstanbul Fetihtepe’deki kentsel dönüşüm sürecinde mağdur olan hak sahipleri, yaşadıkları adaletsizlikleri ve şeffaf olmayan kura çekimlerini protesto etti. Mağdurlar, "Adil bir dönüşüm" talep etti.
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul Okmeydanı Fetihtepe 3550 Ada Kentsel Dönüşüm Mağdurları, kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen konutların önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada mahalleli, sürece ilişkin yaşadıkları mağduriyetlere dikkat çekti.
Basın açıklamasında “Maliyet sabit olacak sözü vermiştiniz”, “Şerefiye yok diye söz vermiştiniz”, “Şeffaf kura çekimi istiyoruz” ve “Arsa payına göre paylaşım” yazılı dövizler taşındı.

‘Direndik ama yeterli olmadı’
Mahalleli adına yapılan açıklamada, Fetihtepe 3550 Ada 1 Parsel Kentsel Dönüşüm Projesi’nin 2020 yılı Temmuz ayında dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un mahallede yaptığı konuşmayla başladığı hatırlatıldı.
2021 yılında Kentsel Dönüşüm İrtibat Bürosu’nun açıldığı ve askı listelerinin yayımlandığı belirtilerek, “Hak sahipleri olarak bu süreçte yeterli bilgiye sahip olmadığımız için gerekli tepkiyi gösteremedik” denildi. 2021 sonu ve 2022 başında Beyoğlu Belediyesi ve Bakanlık tarafından muvafakatname imzalamaya çağrı ve evlerin boşaltılmasına yönelik tebligatların gelmeye başladığı, bu aşamada direnişin yetersiz kaldığı ifade edildi.
‘Neden ilk olarak 3550 Ada seçildi?’
Açıklamada Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi’nin toplam 32 adadan oluştuğu hatırlatılarak, 3550 Ada’nın neden ilk etap olarak seçildiği sorgulandı. Buna gerekçe olarak;
• AKP’nin bu adadaki oyunun yüzde 60-65 civarında olma
• Arsa ve tek katlı konutların bu adada yoğunlaşması,
• Alanın yaklaşık yüzde 75’inin tapulu olması
gösterildi.
3550 Ada’nın “en az sorun çıkaracak” ve “rant açısından en avantajlı” alan olarak görüldüğü ifade edildi.
Tapulu–tapusuz ayrımı ve arsa payı tepkisi
Basın açıklamasında en büyük mağduriyetlerden birinin tapulu–tapusuz ayrımı olduğu vurgulandı. Tapu Tahsis Belgesi bulunan hak sahiplerinin “işgalci” olarak nitelendirildiği belirtilerek, tapuların alınamamasının nedeninin çoğu zaman mali imkânsızlıklar ya da 1989 tarihli Islah İmar Planı’ndaki hatalar olduğu ifade edildi.
Arsa payına dayalı paylaşım ilkesinin ise uygulanmadığı savunuldu. Örnekler verilerek, aynı büyüklükte arsaya sahip hak sahiplerine bina kat sayısı ve mevcut kullanım dikkate alınmadan eşitsiz daire teklifleri yapıldığı, dükkân sahiplerine de metrekareyle orantısız küçük alanlar verildiği belirtildi.
Bu uygulamaların Anayasa’nın mülkiyet hakkını, eşitlik ilkesini ve ölçülülük kuralını ihlal ettiği ifade edildi.

Kura çekimi “tiyatro” olarak nitelendirildi
Kura çekimlerine ilişkin de ciddi iddialar dile getirildi. Süreç başında toplam 778 daire ve 161 dükkân yapılacağının söylendiği hatırlatılarak, mevcut blok ve kat sayıları üzerinden yapılan hesaplamaların bu sayının çok üzerinde daire üretildiğini gösterdiğine dikkat çekti.
Özellikle 9, 10 ve 11. katların kura çekiminde neredeyse hiç okunmamasına dikkat çekilerek, “Fazladan yapılan daireler kimlere verildi, müteahhit payı mı ayrıldı?” sorusu yöneltildi.
Ayrıca hak sahiplerinin önceki konutları dikkate alınmadan bodrum ve asma katlara yerleştirildiği, kura çekiminin önceden hazırlanmış listelerle yapıldığı iddia edildi.
‘Hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğiz’
Basın açıklamasında söz alan Avukat Ahmet Özbay, yaşanan hak ihlallerine karşı hukuki süreci başlattıklarını ve davaların sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti.
Açıklama, yetkililere çağrıyla sona erdi: “Şeffaf, adil ve arsa payına dayalı bir kentsel dönüşüm istiyoruz.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et