İstanbul’da 6 Şubat eylemi: Deprem değil, rant öldürdü
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin 6 Şubat eyleminde depremin değil rantın öldürdüğü belirtilerek; “Daha fazla rant uğruna insan yaşamını geri plana iten anlayış terk edilmelidir” denildi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul - İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin üçüncü yılında Kadıköy’de bir araya geldi. Eylemde, “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.
Ortak basın açıklamasını TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sözcüsü Aydan Adanır okudu. Adanır, “6 Şubat 2023’te yaşadığımız deprem felaketinin üçüncü yılındayız. Bugün kaybettiklerimizi anmak, yaşanan trajediyi unutmamak ve unutturmamak için bir aradayız” dedi.
Depremin etkilerinin hâlâ sürdüğünü vurgulayan Adanır, afet yönetim sürecinde yaşanan zafiyetlerin ilk günden bu yana pek çok sorunun büyüyerek devam etmesine yol açtığını ifade etti. Hayatını kaybeden yurttaşları saygıyla anan Adanır, yakınlarına başsağlığı diledi.
“Resmi rakamlar: 53 bin 537 can kaybı”

6 Şubat depremlerinin 11 ili etkilediğini hatırlatan Adanır, resmi verilere göre 53 bin 537 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 107 bin 204 kişinin yaralandığını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 39 bin 441 binanın deprem anında yıkıldığını, 271 bin 892 binanın ise ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldiğini aktardı.
“Eğitim ve sağlık altyapısı ağır hasar gördü”
Eğitim alanındaki kayıplara da dikkat çeken Adanır, deprem bölgesinde MEB’e bağlı 20 bin 340 eğitim binasından 8 bin 162’sinin incelendiğini, 72 okulun tamamen yıkıldığını, 504 okulun ağır hasarlı ve acil yıkım gerektirdiğini, 331 okulun orta hasarlı, 2 bin 533 okulun ise az hasarlı olduğunun tespit edildiğini söyledi.
Sağlık altyapısının da ciddi biçimde etkilendiğini belirten Adanır, Sağlık Bakanlığı’na ait 27, üniversitelere ait 6 ve özel sektöre ait 9 hastanenin ağır ya da orta hasarlı olduğunu, depremde 63 hekimin hayatını kaybettiğini, 5 hekimin cenazesine ulaşılamadığını dile getirdi.
“Bilimsel ve kamusal planlama şart”

Emek ve meslek örgütleri olarak afetlere hazırlık ve kriz yönetiminde bilime, tekniğe ve kamusal planlamaya dayalı bir yaklaşımın zorunlu olduğunu vurgulayan Adanır, şehirlerin ve yapı stokunun depreme hazır olmamasının bir doğa olayını büyük bir toplumsal felakete dönüştürdüğünü söyledi.
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen risk azaltma ve iyileştirme süreçlerinde gerekli adımların atılmadığını belirten Adanır, yeniden yapılaşma sürecindeki planlama ve uygulama sorunlarının yurttaşların yaşadığı güçlükleri artırdığını ifade etti.
Hatay örneğine dikkat çeken Adanır, “En ağır yıkımı yaşayan illerden Hatay’da elektrik, doğalgaz ve altyapı sorunları çözülemezken, aceleyle yapılan yollar ve eksikleri giderilmeyen TOKİ konutları kalıcı çözümlerin olmadığını gösteriyor” dedi.
“Rant anlayışı terk edilmeli”

Deprem bölgesinde barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişimde hâlâ ciddi sorunlar olduğunu söyleyen Adanır, binlerce yurttaşın konteynerlerde yaşadığını, hak sahibi olmasına rağmen maliyetler nedeniyle konutlara erişemeyen depremzedeler bulunduğunu aktardı.
“Daha fazla rant uğruna insan yaşamını geri plana iten anlayış terk edilmelidir” diyen Adanır, kamusal, bilimsel ve planlı bir afet politikasının hayata geçirilmesi çağrısını yineledi.
Tutuklamalara tepki
Basın açıklamasının ardından son dönemde sosyalistlere yönelik tutuklamalara da tepki gösterildi. Yapılan konuşmalarda, emekçilerin ve halkın haklarını savunan, bu düzeni kabul etmeyenlerin tutuklandığı belirtilerek, “Dostlarımızı zindanlara atıyorlar ama biz meydanlarda direnmeye devam edeceğiz” denildi.
Evrensel'i Takip Et