Eğitim-İş’ten deprem bölgesi raporu: MESEM uygulamaları yaygınlaştırılıyor
Eğitim-İş’in deprem bölgesi raporunda, MESEM uygulamalarıyla çocuk emeğinin yaygınlaştığı, okulların ve eğitim altyapısının toparlanamadığı vurgulanarak kamusal ve nitelikli eğitim için acil adım çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: MA
Zeliha Irmak
[email protected]
Ankara- Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümüne ilişkin hazırladığı raporunu yayımladı. Raporda; “MESEM uygulamaları, deprem bölgesinde çocuk emeğini yaygınlaştırmıştır. Yalnızca Adıyaman’da 4 bin 500 öğrenci MESEM kapsamındadır, örgün eğitime devam oranı yüzde 58’e kadar düşmüştür. İl Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre bu sayının 10 bine çıkması beklenmektedir” denilerek, çocuk emeğini meşrulaştıran uygulamalara son verilmesi; kamu kaynaklarının kamusal eğitime aktarılması çağrısı yapıldı.
Depremin 3. yılında da ihmallerin, plansızlığın ve siyasi tercihlerle derinleştirilen sorunların daha da görünür hale geldiği ifade edilen raporda; “Üç yıl geçmesine ne adalet sağlanmış ne de sorumlular hesap vermiştir. Yıkılan binaların müteahhitleri, imar aflarına imza atanlar, denetim görevini yerine getirmeyenler ve afet yönetiminde sınıfta kalanlar hâlâ gerçek anlamda yargılanmamış; kamu vicdanını rahatlatacak bir yüzleşme yaşanmamıştır. Bu durum, acının üzerine bir de adaletsizlik duygusunu eklemiştir” ifadeleri yer aldı.
Öğrenciler ve eğitim emekçileri kaderlerine terk edildi
Depremde en ağır bedeli ödeyen alanlardan birinin eğitim olduğunun ifade edildiği raporda; “Eğitim, üç yıldır geçici çözümlerle, eşitsizliklerle ve ihmallerle ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Öğrenciler, öğretmenler ve eğitim emekçileri adeta kaderlerine terk edilmiş; eğitimin kamusal bir hak olduğu gerçeği göz ardı edilmiştir” denildi.
Eğitim-İş’in sahadaki tespitleri ve deprem bölgesinde görev yapan öğretmenlerle yaptığı araştırmaya göre;
- Deprem bölgesinde 107 okul binası deprem anında çökmüş, 504 okul binası ise hasar aldığı için daha sonra yıkılmıştır. Eğitim pek çok yerde hala birleştirilmiş okullar ve ikili öğretim yoluyla sürdürülmektedir.
- Araştırmaya katılan öğretmenlerin %86’sı, öğrencilerde depremin travmatik etkilerinin hala devam ettiğini belirtmiştir. Yoğun kaygı, korku, içe kapanma, motivasyon düşüklüğü ve devamsızlık yaygınlaşmıştır.
- Öğretmenlerin %71’i, öğrencilerin barınma ve ders çalışma ortamlarının yetersizliği nedeniyle akademik başarının olumsuz etkilendiğini ifade etmiştir. İnternet erişimi, beslenme ve kalabalık sınıflar temel sorunlar arasındadır.
- Öğretmenlerin %88’i, deprem bölgesindeki öğrencilerin LGS başarısında, %84’ü ise YKS’de özellikle tıp ve mühendislik gibi nitelikli bölümlere yerleşme oranlarında ciddi düşüş yaşandığını belirtmiştir.
- Deprem sonrası okula devamsızlık oranlarının arttığını belirten öğretmenlerin oranı %71’dir. Açık ortaokula ve örgün eğitim dışına yönelim belirgin biçimde artmıştır.
- MESEM uygulamaları, deprem bölgesinde çocuk emeğini yaygınlaştırmıştır. Yalnızca Adıyaman’da 4.500 öğrenci MESEM kapsamındadır, örgün eğitime devam oranı %58’e kadar düşmüştür. İl Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre bu sayının 10 bine çıkması beklenmektedir.
- Öğretmenlerin %56’sı, okullarındaki eğitim altyapısı ve donanımın deprem öncesi seviyeye getirilmediğini, %68’i ise okul içi dayanışma, motivasyon ve işleyişin hala toparlanamadığını ifade etmektedir.
- Deprem bölgesindeki öğretmenlerin en temel sorunları sırasıyla kentin altyapı yetersizliği (%53), ekonomik sorunlar (%30) ve barınma (%14) olarak tespit edilmiştir.
Raporda; söz konusu bu verilerin, deprem bölgesinde eğitimde yaşanan sorunların münferit değil; yapısal, derin ve sürekli olduğunu gösterdiği ifade edildi.
Malatya, Hatay, Adıyaman ve Adana’daki somut duruma dair de bilgilere yer verilen raporda, “Üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde eğitim hala ‘olağanüstü hal’ koşullarında yürütülmektedir. Bu tablo, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve siyasi iktidarın plansızlığının, sorumluluktan kaçışının ve eğitimi ikinci plana iten politikalarının doğrudan sonucudur. Deprem bölgesinde eğitimin sorunları kader değildir! Öğrencilerimiz konteynerlere, öğretmenlerimiz güvencesizliğe mahkûm edilemez” denildi.
Eğitim-İş’in talepleri şöyle:
- Geçici eğitim uygulamalarına son verilmelidir. Konteyner ve prefabrik okul uygulamaları derhal sona erdirilmeli; depreme dayanıklı, altyapısı tamamlanmış, güvenli ve nitelikli okul binaları tüm öğrenciler için hizmete açılmalıdır.
- Eğitimde temel ihtiyaçlar devlet güvencesi altına alınmalıdır. Tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı yemek, temiz içme suyu, kırtasiye desteği, dijital erişim olanakları ve ulaşım desteği sağlanmalı; yoksulluk, öğrencilerin eğitim hakkının önünde bir engel olmaktan çıkarılmalıdır.
- Eğitim emekçilerinin güvencesizliğine son verilmelidir. Tüm eğitim ve eğitim destek hizmetleri çalışanları kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir. Ücretli, sözleşmeli ve geçici çalışma biçimleri kaldırılmalı; eşit işe eşit ücret ilkesi eksiksiz uygulanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm okullarda eksiksiz sağlanmalıdır.
- Norm kadro uygulamaları adil ve insani hale getirilmelidir. Deprem koşulları gerekçe gösterilmeden öğretmenlerin norm fazlası ilan edilmesine son verilmeli, alan dışı görevlendirmeler kaldırılmalıdır. Deprem bölgesinde görev yapan eğitim emekçileri için lojman, kira ve barınma destekleri sağlanmalıdır.
- Çocuk emeğini meşrulaştıran uygulamalar sona erdirilmelidir. MESEM uygulamaları başta olmak üzere çocukları ucuz iş gücü haline getiren tüm modeller kaldırılmalı; mevsimlik tarım işçisi çocuklar ve eğitimden kopma riski yaşayan öğrenciler için telafi, destek ve gezici eğitim programları hayata geçirilmelidir.
- Kamu kaynakları kamusal eğitime aktarılmalıdır. Devletin bütçesi özel okullara, vakıf ve cemaatlere değil; kamusal, bilimsel, laik, demokratik eğitimin güçlendirilmesi için kullanılmalıdır.
- Rezerv alan ve acele kamulaştırma uygulamalarına son verilmelidir. Okul alanlarını, öğrencileri ve eğitim çalışanlarını tehdit eden uygulamalar durdurulmalı; okul çevrelerinde, şantiye alanlarında ve ulaşım güzergâhlarında gerekli tüm güvenlik önlemleri alınmalıdır.
- Barınma hakkı güvence altına alınmalıdır. Deprem bölgeleri başta olmak üzere tüm yurttaşlar için güvenli, sağlıklı ve erişilebilir barınma koşulları sağlanmalı; eğitim emekçilerinin konteyner yaşamına mahkûm edilmesine son verilmelidir.
- Afetlere hazırlık eğitim politikalarının temel unsuru haline getirilmelidir. Tüm eğitim kurumlarında kapsamlı afet hazırlık ve risk azaltma planları yapılmalı, güvenli toplanma alanları oluşturulmalı, öğrenciler ve çalışanlar için düzenli ve bilimsel tatbikatlar gerçekleştirilmelidir.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et