Mersin'de Rojava açıklaması: 'Abluka kaldırılsın, barış somut adımlarla kurulsun'
Mersin’de siyasi partiler Rojava’ya ablukayı ve bölgedeki emperyalist politikalara tepki gösterdi. Açıklamada, sınır kapılarının kapalı olmasının halkı ağır koşullarla karşı karşıya bıraktığı belirtilerek, sınır kapılarının açılması çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Mersin - DEM Parti, EMEP, TİP, TÖP, ESP, SODAP, SYKP, Devrimci Parti ve YSP, Rojava üzerindeki ablukaya ve bölgedeki emperyalist politikalara karşı Mersin’de yürüyüş düzenledi. “Gerici emperyal kuşatmaya, soykırıma son. Abluka kaldırılsın, sınır kapıları açılsın” sloganlarıyla Metropol Park’ta toplanan kitle, Özgür Çocuk Parkı’na yürümek istedi. Polis yürüyüşe izin vermedi. Kitle, Hastane Caddesi kavşağından Zeytinli Bahçe Caddesi kavşağına yürüyerek burada basın açıklaması yaptı.
Açıklamada konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, polisin engellemesine tepki gösterdi. Rojava’da süren saldırılara dikkat çeken Kuş, sınır kapılarının kapalı olmasının halkı ağır koşullarla karşı karşıya bıraktığını belirtti. Kış şartlarında temel ihtiyaçlara erişimin engellendiğini vurgulayan Kuş, sınır kapılarının bir an önce açılması çağrısı yaparak, Rojava halkıyla dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Mersin'de Rojava açıklaması:
— Evrensel Gazetesi (@evrenselgzt) February 4, 2026
“Abluka kaldırılsın, barış somut adımlarla kurulsun”
https://t.co/dc95JfXH0u pic.twitter.com/El7zsYpb2d
“Operasyonlara son verin”
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, ESP’ye yönelik operasyonlara ve gözaltılara tepki göstererek gözaltıların derhal son bulmasını istedi. Doğan, Rojava ile dayanışma gerekçesiyle yürütülen operasyonların ise topluma açık bir gözdağı niteliği taşıdığını belirterek bu sürecin dayanışmayı bastırmayı ve halkı sindirmeyi amaçladığını vurguladı. Kürtlere ve sosyalistlere yönelik baskıların barış getirmeyeceğini ifade eden Doğan, "Bu yol çok denendi. Bu yolun sonunda yalnızca acı, kıyım, katliam ve gözyaşı var. Demokratik çözüm, ancak demokratik siyasetin önü açılarak mümkündür. Eğer demokratik muhalefetin güçlenmesinden korkuluyorsa, burada samimi bir demokratikleşme iradesinden söz edilemez." dedi.
“Söylemin ötesine geçin, adım atın”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” şeklindeki söylemini hatırlatan Ayşegül Doğan, şunları söyledi, “Söylemin ötesine geçin. Umut hakkından söz ediyorsanız, neden tek bir adım atılmıyor? Siz iktidarın ortağısınız. Neden Sayın Abdullah Öcalan için umut hakkı konusunda bir buçuk yıldır somut bir gelişme yok? Halk soruyor: 'Demirtaş yuvaya dönsün deniliyor ama AİHM kararları neden uygulanmıyor? Bu kararları kim uygulayacak? İktidar. Peki MHP kim? İktidarın ortağı. O halde soruyoruz: Sizi tutan nedir? Neden Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobane Kumpas Davası tutsakları serbest bırakılmıyor? Neden Gezi davası tutsakları hâlâ cezaevinde? Kayyum uygulamalarından söz ediliyor. Bugün burada, yerine kayyum atanmış ve tutuklanmış iki belediye eş başkanımızın yokluğu hissediliyor. Hoşyar Sarıyıldız ve Nuri Aslan’ın yeri burası değil; Akdeniz Belediyesi’dir. Kayyum pratiğinin, gözaltıların ve antidemokratik uygulamaların sürdüğü bir tabloda gerçek barıştan söz edilemez”
“Kürt halkının kazanımları hedef alındı”
Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Halil İmrek, emperyalist güçlerin Ortadoğu’da halkların iradesini hedef aldığını belirterek, “Emperyalistlerin anladığı barış ile halkların anladığı barış aynı değil” dedi. İmrek, 2024’ün sonunda Suriye yönetiminin emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin desteğiyle HTŞ’ye teslim edildiğini hatırlatarak, bu sürecin ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti. HTŞ’nin IŞİD anlayışına sahip bir yapı olduğuna dikkat çeken İmrek, “İlk günden itibaren Alevilere yönelik katliamlar yapıldı, ardından Süveyda’da Dürzi halkına yönelik saldırılar gerçekleşti. Çoluk çocuk, kadın demeden kendisi dışındaki tüm halklara yönelen bir şiddet söz konusu” dedi.
2026 yılına girilirken saldırıların bu kez Kürt halkına ve kazanımlarına yöneldiğini ifade eden İmrek, “ABD, İngiltere, İsrail ve Türkiye yönetimi teröristlerden yana tutum aldı. Halkların kendilerini yönetmesine, bölgenin zenginliklerinden yararlanmasına izin verilmedi. Su kaynaklarına, petrol yataklarına el konuldu. Emekçinin sofrasına akması gereken zenginlikler kendi kasalarına aktarıldı.” dedi. İmrek, emperyalistlerin barış anlayışının halkların boyun eğmesi üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Onların entegrasyondan anladığı Kürtlerin eritilmesi, demokratik yapıların tasfiye edilmesidir” dedi.
“Ortadoğu’da tüm direniş güçleri tasfiye edilmek isteniyor”
Ortadoğu’da ortak bir saldırı hattı olduğuna dikkat çeken İmrek, “Ne Gazze’de Hamas’ı, ne Lübnan’da Hizbullah’ı, ne de Suriye’de SDG’yi istiyorlar. Hiçbir direniş gücüne tahammülleri yok. Bu güçleri tasfiye etmek istiyorlar. Fiilen IŞİD’den, Ortaçağ barbarlığından yana tutum alıyorlar” diye konuştu.
“Rojava’ya insani yardım kapıları açılmalı”
Suriye halkı temel ihtiyaçlardan yoksun bırakılırken Türkiye halklarının büyük bir dayanışma gösterdiğini vurgulayan İmrek, özellikle Kürt illerinde tonlarca yardım toplandığını ancak sınır kapılarının açılmadığını söyledi. Mürşitpınar Sınır Kapısı başta olmak üzere Rojava’ya açılan tüm kapıların derhal açılması çağrısında bulunan İmrek, “Türkiye halkları 6 Şubat depremlerinde ‘Sesimizi duyan yok mu?’ diyenlere kulak verdi. Bugün aynı dayanışmayı Rojava için gösteriyoruz” dedi.
İmrek, sözlerini şu çağrıyla tamamladı, “Biz işçiler, emekçiler, gençler ve kadınlar olarak bölgede barış, ülkede barış, demokrasi ve eşit haklar temelinde bir çözüm istiyoruz.”
“Rojava masa başında kurulmadı, masa başında yok edilemez”
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mercan Titiz, Rojava’nın masa başında kurulmadığını ve yine masa başı kararlarla yok edilemeyeceğini belirterek, Rojava’nın 14 yıllık mücadeleyle inşa edilmiş bir halk iradesi olduğunu ifade etti. Rojava halkı “Biz buradayız” dediği sürece bu topraklarda eşit yurttaşlık talebiyle mücadele eden Kürt halkının, Alevi halkının, demokrasiye mahrum bırakılan tüm halkların, işçilerin ve emekçilerin mücadelesi sürdükçe; Rojava halkıyla dayanışmanın da hep süreceğini dile getiren Titiz, “Hep söyledik, bugün de altını çizerek söylüyoruz: Bu saldırılar, IŞİD artığı çetelerin kendi başlarına cesaret edebileceği saldırılar değildir. Fransa’da, Amerika’da kurulan masalar boşuna kurulmamıştır. Türkiye’de Suriye Milli Ordusu’nu lojistik ve askeri olarak destekleyen siyasi iktidar, Suriye’ye dair politikasını derhal gözden geçirmelidir”
“Barıştan söz ediliyorsanız engelleri kaldırın”
Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz, 30 Ocak’ta imzalanan mutabakatın halkların ve direnişin mücadelesiyle kazanıldığını belirterek, bunun Kürt halkı ve Rojava mücadelesi açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Korkmaz, bu değişime rağmen yürüyüşlere barikat kurulmasını ve birleşen partilere yönelik operasyonları eleştirerek, barıştan söz ediliyorsa engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı. Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması, Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesi ve antidemokratik yasaların kaldırılması çağrısı yapan Korkmaz, Rojava’daki anlaşmanın eksiklerine rağmen verilen mücadelenin kabulü anlamına geldiğini belirtti. Yeşil Sol Parti olarak Kürt halkıyla dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti.
'Mücadeleye kilit vurmak istiyorlar'
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Parti Meclisi Üyesi Zeliha Korkmaz, emperyaslist güçlerin kadın ve çocukların kanıyla beslendiğini ifade ederek, "Biliyoruz ki bugün elleri Türkiye’nin lojistik destekleriyle güçlendiriliyor. İçeride desteklenen bu yapılar, dışarıda barış sürecini sevinçle bastırmaya çalışıyor. Türkiye’deki mücadeleye kilit vurmak istiyorlar. Suriye’de kadınların ve çocukların bir arada yaşayamayacağı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyorlar.Oysa Suriye topraklarında yüzyıllardır Aleviler, Kürtler, kadınlar, Hristiyanlar bir arada yaşıyor. Bu halkların ortak yaşamını dış güçler kendi çıkarları için parçalamaya çalışıyor. Ama bu mücadeleyi yenemeyecekler. Kadınların mücadelesini yenemeyecekler" diye konuştu.
"Saldırılar halkların kolektif iradesini hedef alıyor"
Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Suriye’de ABD güdümündeki HTŞ’nin saldırılarının sürdüğünü belirterek, bu saldırıların halkların kolektif iradesini, ortak yaşam ve özellikle kadınların özgürlük mücadelesini hedef aldığını ifade etti.
Ortadoğu’daki savaş ile Türkiye’de muhalefete, sosyalistlere ve gazetecilere yönelik baskıların aynı politikanın parçası olduğunu belirten Merttürk, 2015 sürecine benzer biçimde Suriye’de Kürtlere dönük saldırıların Türkiye’de gözaltı ve operasyonlarla sürdürüldüğünü ifade etti. ESP’ye yönelik gözaltılara da değinen Merttürk, bu sürecin saray iktidarının yürüttüğü savaşın bir parçası olduğunu belirterek, halkların emperyalizme, siyonizme ve cihatçı çetelere karşı direnmekten başka seçeneği olmadığını söyledi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et