DEM, DBP ve Demokratik Birlik İnisiyatifi: 'Suriye’de yeni cephelere değil, cesur bir barışa ihtiyaç var'
Kürtlere yönelik saldırıların durdurulması çağrısı yapan DEM Parti, DBP ve Demokratik Birlik İnisiyatifi, “Siyasi çözüm anayasal güvenceyle sağlanmalı” dedi.
Fotoğraf: AA
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, Suriye’de yaşanan son gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, sahadaki gelişmelerin çözüm değil, “çözümsüzlüğün planlı biçimde derinleştirildiğini” gösterdiği belirtildi.
DEM Parti MYK, Şam yönetimine bağlı grupların Halep’in ardından Tişrin Barajı, Tabka, Rakka ve Deyrizor’da sürdürdüğü saldırıların, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin güçleri Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararının ardından arttığına dikkat çekti. Bu saldırıların, “müzakere zeminini dinamitlemeye dönük bir girişim” olduğu vurgulandı.
Açıklamada, “Yürütülen karalama kampanyaları ve algı operasyonlarıyla diyalog zemini ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nı ihlal eden taraf, taahhütlerine sadık kalmayan Geçici Şam Hükümeti’dir” denildi.
DEM Parti, Suriye’de kalıcı çözümün ancak demokratik bir anayasa ile mümkün olabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’de yeni cephelere değil; denenmemiş, cesur bir barışa ve tüm halkların eşit olduğu bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç vardır.
Siyasi çözüm iradesinin ciddiyeti sözlerle değil pratiklerle ölçülür. Kalıcı çözüm kararnamelerle değil, anayasal güvenceyle sağlanır. Halkların ve inançların öz iradeleri tanınmalı, hakları güvence altına alınmalıdır.”
Açıklamada Aleviler, Dürziler ve Hıristiyanların haklarının tanınmadığı bir sistemde toplumsal barıştan söz edilemeyeceği vurgulanarak, “adem-i merkeziyetçi” bir yapının anayasal güvence altına alınması gerektiği belirtildi.
Türkiye’ye çağrı: “Ankara’da yapıcı, Suriye’de yıkıcı olunamaz”
DEM Parti, Türkiye’nin Suriye politikasını da eleştirerek şu çağrıyı yaptı:
“Bir yandan Türkiye’de çözüm süreci yürütülürken, diğer yandan Kuzey-Doğu Suriye’de Kürtlerin kazanımlarını hedef alan politikalar izlenmesi siyasi riyakarlıktır.
Sınırın bu tarafında ‘yurttaş’, öbür tarafında ‘düşman’ muamelesi yapılamaz. Barış, söylemde değil uygulamada hayat bulur.”
Açıklamada, Abdullah Öcalan ile 17 Ocak’ta yapılan görüşmeye de değinilerek, Öcalan’ın Suriye’deki çatışmaları “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni baltalama çabaları” olarak değerlendirdiği ve diyalog vurgusu yaptığı aktarıldı.
DBP: “Gün kazanımlara sahip çıkma günü”
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) de Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı ilan edilen genel seferberliğe ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. DBP, Suriye’de Kürt halkının kazanımlarını hedef alan “yeni bir savaş konsepti”nin devrede olduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“SDG’nin anlaşma gereği çekildiği bölgelerde gerçekleştirilen yoğun saldırılar, diyalog ve müzakerelere açık tutum sergileyen SDG’yi savaşa çekme provasıdır.
IŞİD’den devşirilen HTŞ ve ÖSO benzeri çete yapıları eliyle yürütülen bu plan, tüm Suriye halklarını hedef almaktadır.”
DBP, çözümün savaşta değil, diyalogda olduğunu vurgulayarak şu çağrıyı yaptı:
“Suriye’deki sorunların çözümü savaşta değil; diyalogda, ortak akılda ve halkların iradesinde yatmaktadır.”
Uluslararası kamuoyuna da seslenen DBP, “çeteci yapılara verilen doğrudan ya da dolaylı desteğin derhal sonlandırılması” çağrısında bulundu.
Demokratik Birlik İnisiyatifi: “Garantör devletler rollerini oynamalı”
Demokratik Birlik İnisiyatifi de yaptığı açıklamada, BAAS rejiminin çöküşünden sonra Suriye’nin kritik bir aşamadan geçtiğini belirtti. Açıklamada, “Ya herkes için demokratik bir sistem kurulacak ya da BAAS zihniyeti HTŞ şahsında yeniden hayat bulacak” denildi.
İnisiyatif, Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik saldırıların “barışçıl ve demokratik bir gelecek umudunu ortadan kaldırdığını” ifade etti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Tabka, Rakka ve Deyrizor’a yönelik saldırılar kabul edilemezdir. Bu saldırılarla tüm anlaşmalar bir kez daha ihlal edilmektedir.
Kürt halkının kazanımlarının hedef alınmasıyla birlikte etnik ve inanç temelli çatışmalar körüklenmek istenmektedir.”
Demokratik Birlik İnisiyatifi, başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon ve garantör devletlere çağrıda bulunarak şunları söyledi:
“Rojava halkı IŞİD’e karşı ağır bedeller ödeyerek insanlık onurunu savunmuştur. İnsanlığın görevi Rojava etrafında kenetlenmektir.
Uluslararası koalisyon güçleri ve garantör devletler rollerini oynamalı, ihlaller karşısında somut adımlar atmalıdır.”
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et