Afgan kadınların seslerini birlikte duyurmalıyız
Taliban yönetiminde geçen dört yılda Afganistan, insan hakları ihlallerinin beşiği haline geldi. Afgan kadınlarla dayanışmalı, hikayelerini yaygınlaştırmalı ve adalet talep etmeliyiz. Birlikte, direnmeyi seçtik. İnsanlık kazanmalı!
Afganistanlı kadınların eylemi
Zahra Joya
Zahra Joya, ödüllü bir Afgan gazeteci ve Afganistan’da kadınların yaşamının gündelik gerçekleri hakkında haberler yapan çevrim içi haber sitesi Rukhshana Media’nın kurucusu. Taliban 2021’de iktidarı ele geçirdiğinden beri Afganistan insan hakları ihlallerinin her geçen gün kötüye gittiği bir sarmalın içinde. Kadınlar kamusal hayatın neredeyse tüm alanlarından dışlanıyor. İhlaller, mutlak cezasızlıkla sürüyor ve adalete başvurma olanağı yok. Bakın Zahra, Afganistan’da bir kız çocuk olarak büyümesinden kadınlara yönelik baskı ve şiddetin boyutlarıyla yüzleşmesine, hayatını Afgan kadınların seslerini duyurmaya adamasına kadar uzanan hikayesini Uluslararası Af Örgütüne nasıl anlatıyor…
Özgürlük ve eğitim talebi
Afganistan’da bir kız çocuk olarak büyümek çok zordu. Eğitim hakkımız veya seyahat özgürlüğümüz yoktu. Bamyan eyaletinde ıssız bir bölgedeki köyde büyüdüm. Çocukluğumda Taliban ülkeyi yönetiyordu. Kadınların ve kız çocukların eğitim görmelerini yasaklamışlardı. Ama şanslıydım ki, ailem beni destekliyordu. Babam, eğitim almama yardım etti. Oğlan çocuğu gibi giyinir, her gün iki saat yürüyerek okula giderdim. O zamanlar biri bana kız diye seslendiğinde, “Kız değilim ben, erkeğim” diyerekten, çok sert tepki verirdim. Sadece özgür olmak, temiz hava almak ve eğitim görmek istiyordum.
2001 yılında Taliban devrildikten sonra hayat kadınlar ve kız çocuklar için çok değişti. Hiç sorun çıkmadan okula gidebiliyordum. Bamyan’daki okulumu bitirdim, liseden mezun oldum, sonra da Kabil’e taşınıp lisans eğitimime başladım.
Kadınların farklı hikayeleri, şiddette ortaklaşıyor…

Kabil’de Afganistan’ın dört bir yanından başka genç kadınlarla tanıştım. Herkesin hikayesi farklıydı ama ev içi şiddet, taciz ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ortaktı. Bir şeyler yapmamız gerektiğini o zaman anladım. Okula devam ederken, bir yandan da Kabil’de bir yerel haber ajansında gönüllü gazeteci olarak çalışmaya başladım.
Her sabah, özenle giyinmiş yüzlerce genç kadının kalemleri, defterleri ve ders kitaplarıyla okula veya işe gittiğini görürdüm. O zamanlar genç nesil çok tutkuluydu. Afganistan’ı yeniden inşa etmek ve toplumu değiştirmek istiyorlardı. Onların, özellikle de kadınların umudunu, kararlılığını, arzusunu ve tutkusunu görmek bana büyük bir enerji verdi. Ne yazık ki tüm bunlar gözlerimizin önünden uçup gitti.
Rukhshana Media’yı, Taliban iktidarı ele geçirmeden önce Kabil’de bir grup kadın gazeteciyle birlikte haber merkezi olarak kurdum. Rukhshana, 2015’te Afganistan’ın iç kesiminde zorla evlendirilmekten kaçan 19 yaşındaki bir kadının ismi. Taliban onu gözaltına aldı ve en acımasız yöntemle öldürüldü. Onun anısına kuruluşumuza Rukhshana ismini verdik, böylelikle biri haberlerimizi okuduğunda onun hikayesini de öğrenecekti.
‘Meslektaşlarımın cesareti umut veriyor’
Taliban, ağustos 2021’de başkente girdiğinde, kadınlar için korkunç bir gündü. Bir anda tüm kadınlar kentten evlerinden kaçmak zorunda kaldı. Her şeyi bıraktılar: Ofislerini, çalışanlarını… Ben de öyle yaptım.
Başta ben ve diğer gazeteciler ülkede kalmaya karar verdik. Normal işler yapan sıradan insanlardık, o nedenle sorun çıkmayacağını düşündük. Ancak kısa süre sonra Taliban gazetecileri cezalandırmaya başladı. Bir medya kuruluşum vardı, benim için ülkede kalmanın hiçbir yolu olmadığını anladım. Taliban iktidarı ele geçirdikten iki hafta sonra Kabil’den ayrıldım. Ağustos 2021’den bu yana da Londra’da yaşıyorum. Rukhshana Media Birleşik Krallık’ta bir hayır kuruluşu olarak kayıtlı ancak ülkedeki meslektaşlarımız sayesinde Afganistan’dan da çalışmaya devam ediyoruz. Şu an, Afganistan’da sahada ağırlıklı olarak kadın gazetecilerden oluşan bir ekibimiz olduğunu söylemekten gurur duyuyorum. Afgan kadınların hikayelerini yayımlıyoruz. Anlatılmamış sayısız hikaye var, elimizden geldiğince çoğunu duyurmak istiyoruz. Ev içi şiddet, evde toplumsal cinsiyet eşitsizliği, Taliban ve Afgan toplumunda kadınlara yönelik sert tavırların hikayeleri… Aynı zamanda erkekler de karşılaştıkları farklı şiddet türleri hakkında yazıyorlar.
Bu, kolay bir iş değil. Meslektaşlarım gizleniyorlar. Afganistan’ın birçok bölgesinde gazeteci olarak, özellikle de kadın gazeteci olarak çalışmak düpedüz suç. Gerçeği dile getirmek için büyük risk alıyorlar. Cesurlar, kararlılar ve Taliban’ın kadınları Afgan toplumundan atmak istediği bir dönemde direniyorlar. Onların cesareti, bir nebze de olsa değişiklik sağlayabileceğimiz yönünde bana umut veriyor. Bence sessizliği bozmak ve şiddet döngüsünü kırmak bizim sorumluluğumuz. Afganistan’ın kadınlarının seslerini yükseltmelerinin zamanı geldi.
Unutulmuş bir topluluk olduklarını hissedenler için sesimizi yükseltmek istiyoruz. Afganistan’da çoğu kadının internete veya teknolojiye erişimi yok. Ulaştığımız kadınlar, Taliban rejimi altındaki günlük yaşam deneyimlerini paylaşmakla son derece ilgili ve yayımladığımız hikayeleri okuyup paylaşmaya istekliler. Susturulmak istemiyorlar. Örneğin, Taliban iktidarı ele geçirdikten sonra kadınları cezalandırmaya girişti. Batı Kabil’de küçük bir grup cesur kadın protesto etmeye ve duvarlara direniş mesajları yazmaya başladı. Bunları kaydettiler ve videoları bize gönderdiler.
‘Taliban’dan hesap sorulmalı’
Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının Taliban hakkındaki tutuklama emri başvurusunu açıkladığı gün, Afganistan’daki kadınlar için en güzel gündü. Ülkedeki birkaç kadınla konuştum, o günü kutluyorlardı. Taliban’ın üç yıllık cezalandırma, şiddet ve katliam suçlarının ardından nihayet iyi bir haber aldılar.
Taliban’ın insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçuna ilişkin soruşturmanın artık daha hızlı ilerlemesini umuyorum çünkü zamanımız azalıyor. Çok sayıda kız çocuğun eğitim alabilmesi konusunda zaten zaman kaybettik. Afganistan’ın kadınları ağır bir bedel ödüyor.
“Toplumsal cinsiyete dayalı apartheid”ın uluslararası hukuk kapsamında bir suç olarak tanınması, Afganistan’daki kadınların insan haklarını korumaya yardımcı olacak. Toplumsal cinsiyete dayalı apartheida son verilsin kampanyası, uluslararası toplumun toplumsal cinsiyete dayalı apartheidı tanımasını istiyor. Ancak bu suçun, bu şekilde tanınmasıyla kadınların hayatını ve Afganistan’ın geleceğini koruyabiliriz. Bu yalnızca Afgan kadınlar için değil, insanlık için verilen bir mücadele.
Taliban yönetiminde geçen dört yılın ardından, ülke denetimsiz ve dizginsiz insan hakları ihlallerinin beşiği haline geldi. Afgan kadınlarla dayanışmalı, hikayelerini yaygınlaştırmalı ve adalet talep etmeliyiz. Birlikte, direnmeyi seçtik. İnsanlık kazanmalı!
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et