Gayrettepe katliamı davası yine ertelendi: Aileler isyanda, salon karıştı
Beşiktaş’ta 29 işçinin öldüğü Masquerade yangınına ilişkin davanın 12’nci duruşmasında sanıkların sözleri ailelerin tepkisini çekti, salonda gerginlik yaşandı. Sinir krizi geçiren aile fertleri oldu. Mahkeme bir kez daha erteleme kararı verildi.
Murat Uysal
[email protected]
Beşiktaş Gayrettepe’de Masquerade adlı gece kulübünde 2 Nisan 2024’te 29 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin davanın 12’nci duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Yaşamını yitirenlerin aileleri, sanıklar ve avukatların katıldığı duruşmada tansiyon yükseldi. Sanıkların ve avukatlarının söz ve tavırlarına tepki gösteren aileler, adalet taleplerini bir kez daha dile getirdi. Salonda yaşanan gerginlik sırasında bazı aile fertleri sinir krizi geçirirken, duruşmaya yaklaşık yarım saat ara verildi. Aranın ardından yeniden başlayan duruşmada mahkeme, davayı bir kez daha erteledi. Bir sonraki duruşmanın 2 Mart’ta görülmesine karar verildi.
Duruşmada tansiyon, ailelerin söz alması sırasında yükseldi. Yangından kurtulan ve ağabeyi Ahmet Uzun’u kaybeden Hasret Uzun konuşurken, tutuklu sanık patron Şahzade Şekergümüş’ün “Gevezelik yapma” diyerek müdahale etmesi salonda gerginlik yarattı. Avukat Engin Çelebi’nin ailelere yönelik sözleri sonrası çıkan kavga nedeniyle duruşmaya 30 dakika ara verildi.
Aileler ve avukatlar duruşma öncesinde yaptıkları açıklamada, yangının göz göre göre geldiğini vurgulayarak sanıkların ‘olası kast’ ile yargılanmasını talep etti. “İhmal değil, olası kast, Gayrettepe katliamı için adalet” pankartı taşıyan aileler, facianın bir kaza değil; denetimsizlik, rant hırsı ve bilinçli tercihler sonucu gerçekleştiğini ifade etti.
Takvimler 22 Aralık 2025’i gösterse de aileler için zaman hâlâ 2 Nisan 2024’te durdu: “O gün kardeşimizi, eşimizi, çocuğumuzu, babamızı kaybettik; toplam 29 canımızı yitirdik. Adaletin gecikmesi, adaletin inkârıdır” dediler.
“Bizim için zaman 2 Nisan’da durdu”
Aileler adına yapılan açıklamada, davanın 12’nci duruşması için bir araya gelindiği hatırlatılarak, “Takvimler 22 Aralık 2025’i gösterse de bizim için zaman 2 Nisan 2024’te durdu. O gün çıkan yangında kardeşimizi, eşimizi, çocuğumuzu, babamızı kaybettik; toplam 29 canımızı kaybettik” denildi.
Aradan geçen 19 aya rağmen acının dinmediğini vurgulayan aileler, en ağır yükün ise adaletin gecikmesi olduğunu ifade ederek, “Çünkü biliyoruz ki adaletin gecikmesi, adaletin inkârıdır” dedi.
Tadilat sırasında çıkan yangın: 29 işçi dumandan zehirlendi
Yangın, 2 Nisan 2024’te Masquerade gece kulübünün faal olmadığı bir dönemde yürütülen tadilat çalışmaları sırasında çıktı. Bilirkişi raporlarına göre, ehliyetsiz şekilde elektrik ark kaynağı yapan kaynak işçisi Ahmet Sever’in çalışması sırasında sıçrayan kıvılcımlar, mekânda yoğun şekilde bulunan yanıcı ve parlayıcı dekorasyon ile ses yalıtım malzemelerini tutuşturdu.
Yangın kısa sürede yayıldı. Ancak mekânda normal şartlarda devreye girmesi gereken otomatik yangın alarmı ve sprinkler (yağmurlama) söndürme sistemleri çalışmadı. Bilirkişi heyeti, bu sistemlerin tadilat sırasında zarar görmemesi için kasten devre dışı bırakıldığı kanaatine vardı.
Kaçış yolları yoktu, elektrik kesildi, zehirli gaz yayıldı
Yangınla birlikte kulübün elektrikleri kesildi ve mekân tamamen karanlığa gömüldü. Bilirkişi raporlarında, acil durum aydınlatmasının ve yönlendirme levhalarının bulunmadığı ya da çalışmadığı tespit edildi. Mevzuata göre 1525 metrekarelik bu büyüklükte bir mekânda en az üç acil çıkış kapısı bulunması gerekirken, fiilen yalnızca iki kapı olduğu, bu kapıların da standart dışı olduğu ve tadilat malzemeleriyle kısmen kapatıldığı belirlendi.
Yangın sırasında yanan ses yalıtım ve dekorasyon malzemeleri, karbon monoksit ve hidrojen siyanür gibi son derece zehirli gazlar açığa çıkardı. Duman tahliye sistemi bulunmadığı ve havalandırma elektrik kesintisiyle devre dışı kaldığı için bu gazlar kısa sürede tüm mekânı doldurdu.
Adli Tıp raporlarına da atıf yapılan bilirkişi incelemelerinde, 29 işçinin yanarak değil, bu zehirli gazları soluyarak yaşamını yitirdiği tespit edildi.
“Yangın öngörülebilir ve önlenebilirdi”
Dava dosyasına giren bilirkişi raporları, facianın “öngörülebilir ve engellenebilir” olduğunu açık biçimde ortaya koydu. Raporda, yangın söndürme sistemleri çalışsaydı yangının söndürülebileceği, dumanlanmanın azaltılabileceği ve işçilerin güvenli biçimde tahliye edilebileceği belirtildi.
Raporda ayrıca, yangına ilk müdahalenin kovalarla su dökülerek yapılmaya çalışıldığı, ancak petrol türevi polimer malzemelerin yandığı bu tür bir yangına suyla müdahalenin parlama ve sıçramayı artırdığı vurgulandı.
Patronlar ve yöneticiler ‘asli kusurlu’
Bilirkişi raporlarında, işletmenin gayriresmi sahibi Şahzade Şekergümüş, şirket yönetim kurulu başkanı Mehmet Menduh Ceylan ve olay tarihinde mesul müdürlük sözleşmesi devam eden İsmet Şen, “birinci derecede asli etkili” olarak değerlendirildi.
Raporda, tadilatın yeterli iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadan, yazılı sözleşmeler yapılmaksızın ve çok sayıda taşeronun aynı anda yüksek riskli bir alanda çalıştırılmasıyla organize edildiği, bu organizasyon bozukluğunun doğrudan can kaybına yol açtığı vurgulandı.
Yangını başlatan kaynak işlemi nedeniyle yaşamını yitiren Ahmet Sever de eylemi nedeniyle “birinci derecede asli etkili” olarak değerlendirildi.
22 sanık yargılanıyor, yalnızca 4’ü tutuklu
Dava kapsamında toplam 22 sanık yargılanıyor. İşletmeciler Şahzade Şekergümüş ve Mehmet Menduh Ceylan, muhasebeci Kahraman Erdem ve metal işleri sorumlusu Çağatay Altunel’in de aralarında bulunduğu yalnızca 4 sanık tutuklu bulunuyor. Sanıkların büyük bölümü “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak” suçlamasıyla yargılanıyor.
Aileler ve avukatlar ise bu suçlamanın yaşananları karşılamadığını, davanın bilinçli taksir değil, olası kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
“Gerçek sorumlular hâlâ yargı önünde değil”
Aileler, basın açıklamasında 11 duruşma geçmesine rağmen gerçek sorumluların hâlâ yargı önünde olmadığına dikkat çekti. Açıklamada, ruhsat veren, denetlemeyen ve ihlallere göz yuman kamu görevlilerinin de sorumluluğuna işaret edilerek şu çağrı yapıldı:
“Bu nedenle Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları; İstanbul Valiliği, Beşiktaş Kaymakamlığı ve Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İtfaiye Şefliği ile bina sahipleri ve yöneticileri bu yargılama sürecine dâhil edilmelidir.”
“Aklama girişimleri var” iddiası
Ailelerin avukatı Ahmet Ergin daha önceki açıklamalarında dosyaya giren ve İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlandığı belirtilen bir bilirkişi raporunun patronları ve kamu görevlilerini korumaya dönük olduğunu ifade etmişti. Ergin, söz konusu raporun gece kulübünün resmi sahibinin yangınla ilgisi olmadığını savunduğunu, belediye ve itfaiye yetkililerinin sorumluluğunu ise “idare hukukunun konusu” sayarak ceza davası dışına itmeye çalıştığını belirtmişti.
Soma, Aladağ ve Hendek katliamlarını hatırlatan Ergin, benzer davalarda da patronların ve sorumlu kamu görevlilerinin korunduğunu vurgulamıştı.
“Bu bir iş cinayeti”
Aileler ve avukatlar, Masquerade yangınının bir kaza olmadığını bir kez daha yineledi: “Tadilat adı altında yürütülen kaçak faaliyetler, devre dışı bırakılan yangın sistemleri, görmezden gelinen iş güvenliği denetimleri ve mevzuata aykırı izinler zincirleme bir olası kastın sonucudur. Bu katliam, denetimsizliğin ve rant hırsının yol açtığı bir iş cinayetidir”
Evrensel'i Takip Et