Germencik’te JES zehrinde, devletin sağ eli sol elini yalanladı
Germencik’te bir yıl içinde 3 kez patlayan JES için İl Müdürlüğü “nedenini bilmiyoruz” derken, Bakan Murat Kurum aylar önce aynı santralin “zehir saçtığını” ve yasal işlem yapıldığını belgeledi.
Özer Akdemir / Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Aydın – Germencik ilçesinde Maren Maraş Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait Nezihe Beren Jeotermal Enerji Santrali’nde (JES) 25 Kasım 2025’te yaşanan büyük patlama, devlet kurumları arasındaki koordinasyonsuzluğu ve denetimdeki “keyfiyeti” belgeledi.
Germencik Çevre Derneği adına Av. İpek Sarıca’nın patlamanın nedenleri ve sonuçlarına dair yönelttiği sorulara Aydın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen kaçamak yanıtlar, bizzat Bakan Murat Kurum’un aylar önceki itiraflarıyla çürütüldü. İl Müdürlüğü patlamanın nedenini ve sızan akışkan miktarını “tespit edemediklerini” savunurken, Bakan Kurum’un temmuz ayında imzaladığı belgede aynı santralin çevreye zehirli atık bıraktığı ve standartlara uymadığı net bir şekilde ifade ediliyor.
“Bilinmiyor, bulunamıyor, ölçülemiyor”
Germencik Çevre Derneği’nin bilgi edinme başvurusuna İl Müdürü Halit Ergin imzasıyla verilen yanıt, bir çevre felaketinin bürokrasi tarafından nasıl “adli bir kaza” gibi geçiştirildiğini gözler önüne serdi. Müdürlük, patlamanın “kaza” olarak görülmesi sebebiyle nedeninin bilinmediğini, patlama anında çevreye ne kadar akışkan karıştığına yönelik bir tespit yapılamadığını savundu. Daha da vahimi, Müdürlük yetkilileri patlama sonucu yayılan tonlarca akışkanın herhangi bir su ortamına veya kuru dereye karışmadığını, sadece tesis dışındaki araziye döküldüğünü iddia etti.
Bakan temmuzda “suç sabit” demişti
Ancak İl Müdürlüğü'nün “suya karışmadı, miktar belirsiz” diyerek korumaya çalıştığı santral hakkında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 22 Temmuz 2025 tarihli soru önergesi yanıtında çok daha vahim bir tablo çizdiği ortaya çıktı. HDP Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar’ın Germencik yöresindeki JES’ler ve yol açtıkları çevre-sağlık sorunları ile ilgili soru önergesini yanıtlayan Bakan Kurum, söz konusu santralde yapılan denetimlerde santral ile yol arasındaki araziye akışkan deşarjı olduğunun görüldüğünü belirtmişti. Bakan Kurum, o tarihte alınan numunelerin deşarj standartlarını sağlamadığını, bu nedenle idari yaptırım uygulandığını ve adli süreç başlatıldığını da itiraf etmişti.

Bakanın “zehir saçıyor, standart dışı” diyerek ceza kestiği bir işletmeye, İl Müdürünün 5 ay sonraki büyük patlamada “akışkanın niteliğini ve miktarını bilemedi”" demesi, “Şirket korunuyor mu?” sorularını gündeme getirdi.

Denetim tarihleri “patlama takvimi” gibi
İl Müdürlüğü'nün yanıtındaki en dikkat çekici detaylardan biri de denetim tarihleri ile santraldeki kaza tarihleri arasındaki "anlamlı" uyum oldu. Müdürlük, 2025 yılı içerisinde 5 Mart, 10 Nisan, 9 Ekim ve son olarak patlamanın yaşandığı 25 Kasım tarihlerinde denetim yapıldığını belirtti. Denetim tarihlerinin tamamının santralde yaşanan sorunlar, arızalar veya patlama günleriyle örtüşmesi, rutin ve önleyici bir denetim mekanizmasının işletilmediğini, yetkililerin sadece "felaket yaşandığında" olay yeri incelemesine gittiğini ortaya koydu.
Çetinkaya: Bile bile zehirliyorlar
İl Müdürlüğü’nün “sorumsuz ve içi boş” olarak nitelendirdiği yanıtlarına tepki gösteren Germencik Çevre Derneği Başkanı Halil Çetinkaya, yetkilileri soru yağmuruna tuttu. Çetinkaya, bir yıl içinde aynı santralde üçüncü kez çevre felaketi yaşanmasına rağmen şirketin yeni projelerine neden hala izin verildiğini sordu. Aydın’ın bilimsel raporlarla kanıtlanmış bir “jeotermal çöplüğüne” döndüğünü hatırlatan Çetinkaya, toprağa ve yeraltı sularına karışan zehirlerin halk sağlığına etkilerinin neden göz ardı edildiğini sorguladı. Akışkanın Hıdırbeyli Sulama Göleti’ne aktığının ve tarımsal zehirlenmeye yol açtığının bilinmesine rağmen yetkililerin duyarsız kaldığını belirten Çetinkaya, denetimlerin neden sadece patlama olduktan sonra yapıldığını ve birinci derece deprem bölgesi olan Aydın'da yerleşim yerlerinden geçen boruların patlaması durumunda yaşanacak facianın sorumluluğunun kimde olacağını sordu.

Dr. Aydın: Hıdırbeyli göleti ağır metal deposu oldu
Konunun sağlık ve çevre boyutuna dikkat çeken Germencik Çevre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Metin Aydın ise Hıdırbeyli Göleti’nin artık bir su varlığı değil, ağır metal deposu olduğunu vurguladı. Son patlamada tonlarca akışkanın buharlaşmadığını, doğrudan gölete aktığını belirten Dr. Aydın, “Bakan Kurum'un itirafları ortada. Gölet; Bor ve Arsenik gibi ağır metallerle doldu. Bu zehirli suyla sulanan Germencik Ovası’nda kanser vakaları Türkiye ortalamasının 5 katına çıkmış durumda. Yasalar açık; bir işletme aynı suçu tekrar ederse ruhsatı iptal edilir. Burada suç sabit, itiraf sabit ama kapatma yok” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mustafa Bolca uyarıyor: Bu su değil, kimyasal atık
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bolca’nın 2009 yılında TÜBİTAK desteğiyle bölgede yürüttüğü bilimsel çalışmalar, bugün yaşanan felaketin teknik altyapısını yıllar öncesinden gözler önüne sermişti. Germencik ve çevresindeki jeotermal santrallerin etkilerini mercek altına alan Prof. Dr. Bolca, santrallerden salınan sıvıların sadece "sıcak su" olmadığını, bunların yoğun miktarda Arsenik, Bor, Kadmiyum, Kurşun ve radyoaktif maddeler barındıran tehlikeli birer kimyasal atık olduğunu raporlamıştı.

Prof. Dr. Bolca'nın tespitlerine göre, özellikle Hıdırbeyli ve Alangüllü hattında toprağa karışan bu sular, bölgedeki Bor miktarını bitkilerin tolere edemeyeceği seviyelere çıkararak toprağı kısırlaştırıyor. Dünyaca ünlü incir ve zeytin ağaçlarının kurumasının temel nedeni olarak bu kimyasal kirliliği işaret eden Bolca, yeraltı sularına ve Hıdırbeyli Göleti gibi yüzey sularına karışan Arsenik miktarının besin zinciri yoluyla insanlara ulaştığını vurguluyor. Bolca’nın bilimsel verileri, kontrolsüz deşarjların bölgeyi yavaş yavaş insansızlaştırdığını ve artan kanser vakalarıyla ciddi bir halk sağlığı krizine yol açtığını kanıtlar nitelikte.
Evrensel'i Takip Et