Bilgiden gelen gücü yönetmek
Sağ siyasetin her zaman bilgiyi ve onun nasıl yayıldığını kontrol etmek istediğini tarihten biliyoruz. Ülke olarak da sansür yabancı olduğumuz bir konu değil.
Fotoğraf: Ali Shaker/VOA/Wikimedia Commons Public domain
Ahmet Alphan Sabancı
[email protected]
Günümüz dünyasında bilginin ne kadar önemli ve değerli olduğunun herkes farkında. Bunu anlatmak adına farklı metaforlar veya argümanlar kullanılıyor, mesela bilginin günümüzün petrolü olduğu metaforu bunun en eski örneklerinden birisi.
Bilginin sahip olduğu bu değerin fark edilmesi, onu aynı zamanda önemli bir siyaset ve güç aracı olarak görmeyi ve bu şekilde kullanmanın yollarını aramayı da beraberinde getirdi. Günümüz dünyasında bilgiyi kontrol etmek, şekillendirmek veya kimin hangi bilgiye ulaşabileceğine karar vermek güç sahibi olanlar ve olmak isteyenler için en önemli konulardan birisi. Durum böyle olunca da bilginin günümüz dünyasındaki doğal yaşam alanı olarak görebileceğimiz internet de bu güç mücadelesinden payını fazlasıyla alıyor.
Bugün dünyanın farklı noktalarına ve oralardaki aktörlere baktığımızda bilgiden güç elde etme ve onu iktidarın bir aracına dönüştürme çabasının iki ana formda kendisini gösterdiğini görüyoruz. Bunlardan ilki bilgiyi kontrol etmeye, ikincisi ise seçilmiş bilginin olabildiğince çok yayılmasına odaklanıyor.
Sadece benim istediğim bilgiye ulaşabilirsin
Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald Trump’ı merkeze alan yeni nesil sağ siyasetin en sık başvurduğu argümanlardan birisi ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve aslında kendilerinin bu anlamda birer özgürlük savaşçısı olduğu. Bu argümanların arka planını bilmeyen birisi için gerçekten böyle görünmeleri yüksek bir ihtimal, bu yüzden dünyanın birçok ülkesinde Elon Musk’ın gerçekten sınırsız ifade özgürlüğünü savunduğunu ve kendilerinin tarafında olduğunu düşünen insanlar var.
Ancak söylediklerini bir kenara bırakıp yaptıklarına baktığımızda bunun tam tersi bir durum ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu kesimin ifade özgürlüğü talep ettikleri konular genellikle aşırı sağ görüşleri ve bunları özgürce ifade edebilmeleri ve hayata geçirebilmeleriyken, kendilerine karşı olan herkesi sansürlemekte ve onların bilgi üretmesini ve paylaşmasını engellemekte hiçbir sorun görmüyorlar. Elon Musk’ın Twitter’ı satın aldıktan sonra Neonazilerin engellerini kaldırırken kendisini eleştiren gazetecileri engellemesi; Donald Trump’ın birçok büyük medya kurumunu hedef göstermesi, BBC’den CBS’ye birçok medya kurumuna kendisini eleştirdiği için tazminat davaları açması ve gazetecilere her fırsatta hakaret etmesi bunun en basit örnekleri.
Sağ siyasetin her zaman bilgiyi ve onun nasıl yayıldığını kontrol etmek istediğini tarihten biliyoruz. Ülke olarak da siyaset tarafından sansür yabancı olduğumuz bir konu değil. Ancak hem Donald Trump’ın hem de ondan ilham alan diğer sağ hareketlerin bunu ifade özgürlüğü kılıfına sokarak yapmaya başlaması ve insanları buna inandırmayı başarması yeni bir gelişme. Üstelik bu durumun yaygınlaşması ve normalleşmesi, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi önemli kavramların ve hakların da içinin boşaltılmasına ve değersizleştirilmesine alan açıyor.
Bilgiyi seçerek özgürleştirmek
Bunun tam karşısında duran ikinci büyük yöntem ise bilgiyi daha stratejik bir araç olarak kullanmaya odaklanıyor. Bu yöntemin ana amacı özellikle seçilen türdeki bilginin özgürce yayılarak etkisini büyütmesi ve buradan bir güç elde edilmesi.
Bunun altında ise iki farklı yöntemden bahsetmek mümkün. Bunlardan birincisi Donald Trump’ın ilk döneminde strateji konusunda sıkça danıştığı ve Breitbart gibi günümüz Amerikan sağını şekillendiren önemli yayınlardan birisini yönetmiş olan Steve Bannon tarafından “Bilgiye boğmak” (flood the zone) olarak adlandırılan yöntem. Bu yöntemin asıl amacı ısrarlı ve abartılı bir şekilde kendi seçtikleri argümanların, bilginin ve haberlerin medyayı aşırı yüklemesini sağlamak ve bu sayede görünmesini istemedikleri bilginin bu bilgi selinin altında kalmasını sağlamak. Bunun özellikle X gibi platformlarda ne kadar etkili olabildiğine hepimiz şahit olmuşuzdur.
Diğeri ise daha stratejik alanlarda ürettiğiniz bilginin özgürce erişilebilir olmasını sağlamak ve bu sayede rakiplerinize karşı bir avantaj elde etmek üzerine kurulu. Bunun örneğini ise Çin’in yapay zeka (YZ) alanındaki stratejisinde görebiliyoruz. Her ne kadar ABD merkezli YZ şirketleri en verimli ve öncü kabul edilen modelleri üretiyor olsa da bunların çoğuna erişim için ciddi bir bütçe ayırmak gerekiyor. Ayrıca bu şirketler çoğu zaman yaptıkları araştırmalara dair bilgileri kısıtlı bir şekilde yayımlıyor. Bu da aslında alışık olduğumuz anlamda değerli bilgiyi saklayarak avantajı koruma çabası olarak görülebilir.
Ancak Çin’in buna karşı geliştirdiği tamamen açık kaynak üretim yaklaşımı bu yöntemin sınırlarını zorluyor. Çin’de üretilen hemen her öncü modelin ücretsiz ve açık kaynak olarak sunulması, yapılan araştırmaları herkesin erişimine açmaları Çin’in bu alandaki teknik dezavantajlarını kapatmak için yeterli oldu. Çin hükümeti ve teknoloji şirketleri, ürettikleri bu bilginin özgürce yayılmasının YZ alanında daha fazla güç kazanmalarını sağlayacağını gördü ve şu anda ABD’ye ciddi bir rakip olabilmelerini de buna borçlular.
Bilgiyi yönetmenin stratejisi
Bu iki ana yaklaşım ile bilginin günümüz koşullarındaki stratejik öneminin nasıl yükseldiğini ve bunun farklı alanlarda nasıl kullanıldığını açık bir şekilde görebiliyoruz. Ekonomiden siyasete hayatın hemen her alanında bilgiyi üreten, dağıtan ve kontrol eden olmanın getirdiği güç artmaya devam ediyor. Bu da iktidar sahibi olanlardan olmak isteyenlere kadar herkesin yeni stratejiler ve yaklaşımlar üreterek bu güçten faydalanmaya çalıştığı bir ortamı doğuruyor.
Böyle bir ortamda bilgiyi üreten ve dağıtanların bulunduğu pozisyon hem daha avantajlı hem de daha riskli bir hal alıyor. Bilginin değeri ve gücü arttıkça onu üretenlerin kimileri tarafından bir tehdit kimileri tarafından da kazanılması gereken bir taraf olarak görülmesi kaçınılmaz olacak. Her kesimin kendi stratejisini ürettiği bu ortamda bilgiyi üretenlerin de buna zaman ayırması ve bilgiden gelen bu gücün herkesin faydasına olması için nasıl bir strateji geliştirmeleri gerektiğini düşünmesi gerekiyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et