Savcılığın CHP için kapatma ihbarı ne anlama geliyor?
İBB soruşturması iddianamesinde CHP’ye ilişkin “kapatma” ifadesi tartışma yarattı. Hukukçular, Başsavcılığın açıklamalarını “laf ebeliği” olarak nitelerken, ihbarı değerlendirdi.
Fotoğraf: Damla Kırmızıtaş/Evrensel
Dilan Temiz
[email protected]
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede CHP’ye yönelik kritik bir bölüm yer aldı. İddianamede ‘kamu kaynaklarının usulsüz kullanımı ve seçim manipülasyonu’ iddiaları nedeniyle CHP’nin, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu kapsamında Yargıtaya bildirildiği belirtildi.
İddianamede yer alan bu bölüm ‘CHP’nin kapatılması talebi’ olarak yorumlandı. Başta CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından olmak üzere bu talebe dair sert tepkiler gösterildi. CHP lideri, “Darbeciler bugün CHP’nin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybetti” dedi.
Bu tepkilerin ardından Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medyadan "Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılması yönünde bildirimde bulunulmamıştır, iddianamede de açıkça belirtildiği gibi siyasi partiler kanunu gereği bildirimde bulunulmuştur. Bir kısım medya organlarında belirtildiği gibi partinin kapatılmasına yönelik bir talep söz konusu değildir" açıklamasında bulundu.
Başsavcılık ikinci kez “kapatma” talep etmediğini açıklamak zorunda kaldı
Ancak hukukçular da bunun ‘kapatma talebi’ olduğunu değerlendirirken, Başsavcılık tekrar bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Yapılan ikinci açıklamada da “CHP’nin kapatılmasının talep edildiği” haberlerinin gerçeği yansıtmadığı savunuldu.
Buna rağmen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB iddianamesindeki suçlamalar kapsamında CHP hakkında Yargıtaya ihbarda bulundu. Savcılık yazısında “kapatma” ifadesi de yer aldı.
‘Seçimlerin güvenilirliğini ve demokratik düzeni etkilediği’ iddiasıyla Anayasanın 68. ve 69. ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. maddeleri uyarınca ihbarda bulunulduğunu belirtti.
Hukukçular bildirime ne diyor?
Gazetemize değerlendirmede bulunan Anayasa Hukukçusu Profesörü Şule Özsoy Boyunsuz ise savcılığın açıklamalarının yalnızca “laf ebeliği” olduğunu belirtiyor.
Özsoy, şöyle aktarıyor: “İstanbul Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına, ‘Anayasanın 68. 69. maddesindeki eylemlerin odağı haline gelmiş bir partiyi sana ihbar ediyorum. Bildiriyorum, gereğini yap’ diyor.”
Aslında bu ihbarın amacının “kapatma davası” olduğunu belirten Özsoy şunu ekliyor: “Ben burada mahkûmiyet kararı çıkartacağım, sonra sen de kapatma davası açacaksın bildirimi”
CHP Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Gökçe Gökçen ihbara dair ANKA Haber Ajansına yaptığı değerlendirmede şunları söylüyor: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı CHP hakkında önce kapatma talebiyle girişimde bulunuldu ve sonrasında kamuoyunda tepki görmesi üzerine bazı açıklamalar yaptı. Ancak yapılan bildirimde açıkça kapatma dile getiriliyor."
İhbarın Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddesine göre yapıldığını söyleyen Gökçen şöyle belirtiyor:"Siyasi partilerin kapatılmasını düzenleyen maddeler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisi nedir? Siyasi partilerin kapatılması için dava açmak. Bir darbe muhtırasıyla ortaya çıkanlar bilmelidir ki, bütün milletimiz bilmelidir ki savaş meydanlarında kurulmuş olan CHP’yi kapatmaya hiç kimsenin gücü yetmez."
Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Iğdır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Van baroları ise ihbarın Türkiye demokrasisi ve hukuk devleti açısından son derece endişe verici bir gelişme olduğunu vurguluyor.
Barolar yaptıkları ortak açıklamada, siyasi partilerin, demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirtirek, Anayasa'nın 68’inci maddesi uyarınca siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın gereği olarak kurulduğu ve faaliyetlerini serbestçe sürdürdüklerini hatırlatıyor. Bu özgürlüğün sınırlandırılmasının, açık, yakın ve ağır bir tehlikenin varlığı halinde yorumlamanın mümkün olduğunu belirtiyorlar.
Yaptıkları açıklamada şu ifadeler yer alıyor: "Bölge Baroları olarak, siyasi partilerin kapatılmasına yönelik her türlü girişimin demokrasinin gelişimini engellediğini, halkın iradesine zarar verdiğini ve çoğulcu siyasal düzeni zedelediğini vurguluyoruz. Her türlü kapatma girişiminin karşısında, halkın iradesini, hukuku ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz"
Süreç nasıl ilerleyecek?
Bu ihbar sürecinin nasıl işleyeciğine dair ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul Başsavcılığı ile aynı fikirde olup olmayacağının başka bir konu olduğunu belirtiyor Özsoy. Buna dair yorumu ise şöyle: “Henüz bu bir iddianame. Yani burada ispatlanmış herhangi bir şey yok. Dolayısıyla henüz bir mahkûmiyet kararı yok. Bunun üstüne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı dava açamaz ama gelen evrakı almak ve değerlendirmek zorunda.”
Özsoy, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmesi sonrası “Kapatma davası açar mı açmaz mı?” sorusunun artık hukuki sınırdan çıktığına ve soruşturmanın siyasi boyutuna dikkat çekerek, “Yargı çok siyasallaştı” diye ekliyor.
Ayrıca Özsoy, ihbara dayanak gösterilen 68. maddedeki ‘yasak olan eylemleri’ şöyle sıralıyor: “Laik Cumhuriyete karşı eylemlerin odağı olmak. Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemlerin odağı olmak. Demokratik Cumhuriyete karşı eylemlerin odağı olmak. Diktatörlük kurmaya çalışmak.”
“Adalet Bakanlığı talepte bulunabilir”
“Bunların hangisini yapıyor CHP” diye soran Özsoy, bunun yanıtının olmadığının altını çiziyor. Özsoy, “Orada bir de suç işlemeye teşvik etmek var. Yani hangi suçu işlemeye teşvik etmiş? Oradaki eylemlerle iddianame arasında bir illiyet bağı da yok. Doğru bile olsa orada iddia edilenler, henüz mahkûmiyet kararı yok. 68. maddedeki eylemlerle bir bağlantı olsa bile mahkûmiyet olmadan o davayı açamaz.”
Özsoy, siyasi parti kapatma davasına dair Adalet Bakanlığının da talepte bulunabileceğinin bilgisini veriyor.
Anayasa 68, 69 maddeler ile Siyasi Partiler Kanunu 101. maddesi neyi içeriyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının gereğinin yapılmasını istediği Anayasa'nın 68. maddesi, siyasi partilerin faaliyetlerinin Anayasa ve kanun hükümlerine uygun olmasını zorunlu kılıyor. Anayasa’nın 69. maddesi ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddeleri ise "siyasi partilerin demokratik ve anayasal düzeni ihlal eden, suç gelirleriyle finanse edilen veya hukuka aykırı yollardan elde edilen malvarlıklarını parti tüzel kişiliğine mal eden eylemlerinin temelli kapatma sebebi olduğunu" düzenliyor.
Evrensel'i Takip Et