Ahmet Özer yerine atanan kayyımın icraatlarını anlattı: 'Esenyurt 10 yıl geriye gitti'
Tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Silivri'den gönderdiği mektupta, "Burada yattığım her gün Esenyurt’u düşündüm, Esenyurt’u takip ettim, Esenyurt için yeni projeler geliştirdim" dedi.
Fotoğraf: @profdrahmetozer/X
Bir yıldan da uzun süredir tutuklu olan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Silivri'deki Marmara Cezaevinden gönderdiği mektupta, yerine atanan kayyımın icraatlarını anlatarak "Esenyurt 10 yıl geriye gitti" dedi.
Anketlerin, bugün seçim yapılsa yüzde 50 ile alınan belediyenin en az yüzde 65 ile alınacağını ortaya koyduğunu söyleyen Özer, "Bu da halkın seçilmiş başkanını istediğinin ve Esenyurt’u en az 10 yıl geri götüren kayyım garabetinden kurtulmak istediğinin en açık delilidir" ifadelerini kullandı.
Cezaevindeki her gününü Esenyurt’u düşünerek, takip ederek ve yeni projeler geliştirerek geçirdiğini söyleyen Özer, "Yeni hedefler, yeni projeler, yenilenmiş kadrolarla yola daha da motive bir biçimde devam edeceğimiz günler yakındır" diye yazdı.
"Yollar asfaltsız, parklar bakımsız, sokaklar düzensiz kaldı"
Ahmet Özer BirGün'e gönderdiği mektupta kayyımın icraatlarını şöyle aktardı:
"Kayyım, bütün belediye başkan yardımcıları başta olmak üzere müdürleri sanki başka bir düşman kampının elemanlarıymış gibi görevden aldı, partizanca davranarak tüm pozisyonlara AKP’lileri getirdi. Meclisi etkisiz hale getirdi, iç sürgünlere başladı, baskı uyguladı, yüzlerce çalışanı sırf siyasi görüşlerinden ötürü işten çıkardı. Benim 7 ay boyunca arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışarak açılışa hazır hale getirdiğim ve açtığım projeleri, Allah’tan korkmayarak kendisi yapmış gibi halka lanse etmeye çalıştı.
Eylül geldiğinde öğrencilerimiz için benim yönetimimde hazır edilen kırtasiye gereçlerini, kitapları, çantaları kendisi almış gibi okullara dağıttı, ancak bunu yaparken dağıttığı çantanın içinden benim öğrencilere ve velilere yazdığım mektuplar çıkınca bu emek hırsızlığı açığa çıktı. Kimisi ilahi adalet dedi, ben de bir kez daha 'Hak yerini elbet bulacak' dedim.
Bizden sonra yollar asfaltsız, parklar bakımsız kaldı. Sokaklar kirli ve düzensiz kaldı, Esenyurt 10 yıl geriye gitti. Bu arada kendi aralarındaki çıkar çatışması ise ayyuka çıktı.
Bunlar yetmezmiş gibi Esenyurt halkının parasıyla yapılan, halkın öz malı olan Lise Kampüsü’nü bir günde kendince Milli Eğitim Bakanlığına devretti. Oysa bu proje Esenyurt halkına milyarlarca liraya mal olmuştu.
Aynı şekilde Esenyurt Belediyesinin milyarlık 10 dönümlük arsasını Sağlık Bakanlığına devretti. Onlarca cami altı işletme yerini diyanete verdi. Oysa hiç kimse halktan almadığı bir yetkiyi halk adına kullanamaz. Ne ki halk her şeyin farkında, her şeyi görüyor."
"Ahmet Özer kayyım davası emsal olacak"
Kayyıma karşı verdiği hukuk mücadelesini de anlatan Özer, şunları kaytdetti:
"Atanmış bir devlet memuru olarak kayyımın bunları yapmaya ne hakkı var ne de yetkisi. Yasalar açık, hiç kimse halktan alınmayan bir yetkiyi halk adına kullanamaz. Anayasa’mıza aykırı olan bu kayyım garabetine karşı İdare Mahkemesinde açtığımız davada kayyımın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptali gerektiğine dair talebimiz kabul edildi, İdare Mahkemesi davayı Anayasa Mahkemesine taşıdı. Anayasa Mahkemesinin vereceği olumlu bir karar 'Ahmet Özer kayyım davası' olarak bütün ülkedeki kayyımlar için emsal olacak. Böylece halk iradesini hiçe sayan, gasbeden bu antidemokratik kayyım uygulaması son bulacaktır."
"Halkımız bu haksızlığı reddediyor"
Mektubunda anket sonuçlarına da değinen Ahmet Özer, "Yapılan araştırmalara göre bize yapılan bu haksızlığı halkımızın yüzde 81’i reddetmekte, yanlış görmektedir. Kısa sürede Esenyurt’a yaptığımız hizmetler halkın gönlünde o kadar yer tuttu ki anketler; bugün seçim yapılsa yüzde 50 ile aldığımız belediyeyi en az yüzde 65 ile alacağımızı ortaya koyuyor. Bu da halkın seçilmiş başkanını istediğinin ve Esenyurt’u en az 10 yıl geri götüren kayyım garabetinden kurtulmak istediğinin en açık delilidir" dedi.
"Üç kitap yazdım"
"Haklı olduğunu ve siyasi hesaplarla Silivri'de tutulduğunu bildiğini için" hep dik durduğunu, eğilmediğini söyleyen Özer, cezaevinde geçirdiği sürede yaptıklarını da anlattı:
"Burada sadece kendim için değil Esenyurt halkı için direndim, sizlerin bana verdiği değerli emaneti asla yere düşürmedim. Mahkemelerde savunmalarımı Esenyurt halkı adına da yaptım. Beni bu göreve layık gören sizleri asla mahcup etmedim. Her zaman gururla, başım ak, alnım açık yürüdüm ve yürümeye devam ediyorum. Hücremde okudum, yazdım, düşündüm... Bir günüm değil bir saatim bile boş geçmedi. Bu sürede üç kitap yazdım. 'Kayyıma Karşı Demokrasi Direnişi', 'Seçim, Hizmet ve Kayyım Üçgeninde Esenyurt' ve 'Silivri’den Yükselen Ses' kitaplarını yazdım…
Bu süre içinde en büyük üzüntüm Esenyurt için gece gündüz demeden son sürat çalışırken, ki bunu Esenyurt halkı en yakından şahittir, bir anda önümüzü kesip bizi hizmet yapmaktan alıkoymalarıdır. Nietzsche, 'Beni öldürmeyen acı, güçlendirir' diyor. Ben de buradan daha güçlenerek ve daha donanarak çıkacağıma inanıyorum. Burada yattığım her gün Esenyurt’u düşündüm, Esenyurt’u takip ettim, Esenyurt için yeni projeler geliştirdim. Yeni hedefler, yeni projeler, yenilenmiş kadrolarla yola daha da motive bir biçimde devam edeceğimiz günler yakındır. İnanıyorum ki Esenyurt halkı da bizi bekliyor."
"Haklıyız ve mutlaka kazanacağız"
Mektubunda yol arkadaşlarına da seslenen Özer, "Genel Başkanımız Özgür Özel’in öncülüğünde tarihe geçecek destansı bir mücadele veriyorsunuz. Bizler içeride bu mücadeleden güç alıyoruz. Başta Cumhurbaşkanı Adayımız, İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar ve diğer belediye başkanlarımızın hepsi büyük bir direnç ve yüksek bir dayanışma ruhu ile haklı olmanın rahatlığı ile Silivri’de direniyoruz. Bir an evvel adaletin tecellisi ile çıkıp kaldığımız yerden halkımıza ve ülkemize hizmete devam edeceğimiz günleri dört gözle bekliyoruz" dedi.
Özer, mektubunu şu sözlerle sonlandırdı: "Demokrasi ve özgürlük mücadelesi bir insanın en onurlu mücadelesidir. Böyle dönemlerde ağır bedelleri oluyor. Bu bedelleri ödemekten geri durmayanların sayesinde eşitliğe, adalete ve özgürlüğe dair umutlarımız hep diri kalıyor. Bu umutları boşa çıkarmamak için mücadelemiz devam edecek. Tarih bize diyor ki haklı olanlar mutlaka kazanırlar. Bizler de haklıyız ve mutlaka kazanacağız. Karanlık koyulaştığında şafak yakın demektir. Ülkemizin özgürlük şafağında özgür günlerde buluşmak dileğiyle…"
Ne olmuştu?
'Kent uzlaşısı' üzerinden "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla 30 Ekim 2024 tarihinde tutuklanan Ahmet Özer hakkında bu dosyadan 14 Temmuz 2025 tarihinde tahliye kararı verilmişti. Ancak "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla 20 Ocak 2025 tarihinde hakkında verilen ikinci tutuklama kararı sebebiyle özgürlüğüne kavuşamamıştı. Söz konusu ikinci dosyanın iddianamesi 9 ay sonra yazılmış ve 5 Kasım'da İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.
"İddianamede benim ihaleye fesat karıştırdığıma dair tek bir eylem, tek bir beyan, isnat ve somut delil yok. Olamaz, çünkü olmayan şeyin delili de olmaz" diyen Özer, "Hazırlanacak ‘tensiple’ tahliyemi bekliyoruz. Tarafımın artık değil 1 gün, 1 saat bile tutsak edilmesinin izah edilebilir bir yanı yoktur" açıklamasını yapmıştı.
{{582368}}
(Politika Servisi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et