03.11.2025 21:23 / Güncelleme: 22:04

‘Mutluluk’: Ekrandan sokağa kolektif direniş

Fırat Yücel ve Aylin Kuryel’in kısa filmi “Mutluluk”, masaüstü sinema formuyla Filistin dayanışmasını, ekran deneyimini ve kolektif direnişi izleyiciye taşıyor.

‘Mutluluk’: Ekrandan sokağa kolektif direniş

Fırat Yücel (solda), Aylin Kuryel (sağda)

Rojda Ferda Yılmazoğlu
[email protected]


Fırat Yücel ve Aylin Kuryel’in birlikte yazdığı “Mutluluk” (Happiness) adlı kısa film, ekranlardan sokaklara uzanan bir direniş hikayesini anlatıyor. Filmin yaratıcıları Fırat Yücel ve Aylin Kuryel ile masaüstü sinemanın olanaklarını, Filistin’e uzanan dayanışma pratiklerini ve mutluluk kavramının politik yönünü konuştuk.

""

İmajların yarattığı öfkeyi sokağa taşımak…

Filminizi “bir masaüstü günlüğü” olarak tanımlıyorsunuz. Bu masaüstü kurguculuğu biçimini seçmenizin nedeni neydi? Masaüstü sineması yeni bir sinema dili mi inşa ediyor?

Fırat Yücel: Masaüstü sinemanın yeni bir sinema dili inşa ettiğini söylemek iddialı olabilir. Bana kalırsa, uzun zamandır can çekişmekte olan ve sürekli faşizme sığınan kapitalizmin içinde bulunduğumuz evresini ifade etmenin bir yolu. Mutluluk, İsrail’in soykırımını ekran başında izleme ve bu imajların yarattığı öfkeyi sokağa taşıma deneyimini anlatıyor. Bunu masaüstü sineması formuyla ifade edebileceğimizi düşündük. Daha önce Ders Dışarıda (Class Outside) adında, Amsterdam’da yapılan öğrenci eylemlerini işleyen başka bir filmimiz de var. Bu film, rüyalardan barikatlara uzanan, kolektif bir günce niteliğinde. Aslında Mutluluk da Amsterdam’dan Filistin’e bakıyor; ama temelde bambaşka bir deneyimi anlatıyor. Aplikasyonlarla, web browserdaki sonsuz pencerelerle, telefon ekranlarıyla kurduğumuz ilişkileri merkeze alıyor. Bu dijital deneyimin eyleme, örgütlenmeye akma biçimleri üzerine düşünüyor. Masaüstü sinema bu deneyimi ifade etmenin araçlarından biri.

Aylin Kuryel: Masaüstü belgesel, kamera olmadan da film yapılabileceğini gösteriyor. Dijital ortamda halihazırda var olan materyaller kaydedilebiliyor ve yeniden düzenlenerek yeni anlamlar üretilebiliyor. Böylelikle düşünme, araştırma ve üretme süreçleri de filmin parçası oluyor. Ekran başındaki kişi, bir haberden diğerine geçerken ya da bir konuya takılıp takip ederken izleyici de sürece ortak oluyor. Fırat’ın dediği gibi, soykırımı ekrandan izlemenin yarattığı öfke ve çaresizlik, ekranlar arasında dolaşarak kuruluyor. Ekran başında geçirilen süre yalnızlığa dair olduğu kadar, hızlandırılmış bir bilgilenme ve örgütlenme potansiyeline de işaret ediyor. Sosyal medya ve kamusal alandaki varlık birbirini ikame edemez, ama bazen yan yana akabilir. Hollanda’daki Filistin dayanışma eylemlerinde de böyle oldu. Bu nedenle, ekrana bakan figür hem bireysel hem de kolektif bir ruh halinin kaydı gibi görünüyor.

""

Duygu ve fikirleri içeren bir kolaj

Filmde hem Filistin ve Orta Doğu’dan gelen haberleri hem de Amsterdam’daki gündelik baskı mekanizmalarını izliyoruz. Bu iki düzlem sizin
kişisel deneyiminizde nasıl kesişti?

F.Y: Film birinci tekil şahısla yazılmış gibi görünse de aslında kolaj niteliğinde. Kendi deneyimlerimizden ve çevremizdeki eylemcilerden bildiklerimizi, birlikte yaşadığımız duyguları, fikri tartışmaları da içeriyor. Amsterdam’daki baskı mekanizmalarıyla karşılaşan kişilerin bilinç halini yansıtan yarı belgesel- yarı kurmaca bir yapı. İsrail Lübnan’a saldırırken evden ve sevdiklerinden uzakta olmanın, öfkesini yönetmenin zorluklarını yaşayan arkadaşlarla muhabbetlerimiz de var. Hollanda’daki dayanışma hareketi hızla kitleselleşirken, Amsterdam sokaklarında barikat kurma seviyesine ulaştık; Türkiye’deki sessizliğe karşı hislerimiz de bu sürecin bir parçası. Masaüstü günlük formu, bu çok şehirli ve yarı-şizofrenik hâletiruhiyeyi kaydetme imkanı sundu. Pencereleri ve ekranları artırarak farklı bakış açılarını anlatıya eklemek mümkün oldu.

"Mutluluk bireysel değil, toplumsal olarak kuruluyor"

Mutluluk kavramını filmde bir direniş ve hatırlatma işleviyle kullandığınızı söylüyorsunuz. Mutluluk sizin için politik bir araç mı?

A.K: Mutluluğun bireysel değil toplumsal olduğunu, toplumsal olarak kurulduğunu, hatta toplumsal bir normatif yönlendirme aracı haline geldiklerini söyleyebiliriz. Sara Ahmed’in The Promise of Happiness kitabında mutluluk vaatlerinin belirli yaşam biçimlerine yönlendirdiği ve toplumsal düzenin devamı için bir disiplin mekanizması haline geldiği söyleniyor. Günümüz mutluluk vaatleri, ürünler aracılığıyla optimize edilmiş kişisel mutluluk peşinde koşmayı dayatıyor. Amsterdam’da soykırım haberlerini izlerken ve eylemlere katılırken biz de benzer kaygılar yaşadık. Mutluluk arayışı bazen absürt ve gereksiz görünüyor; esas olarak kolektif bakım pratikleri daha etkili bir politik araç.

F.Y: Benim için mutluluk karşı devrimci bir kavram. Soykırımın canlı yayımlandığı, devlet şiddeti imajlarının kolayca erişilebilir olduğu bir dünyada mutlu olmanın imkansızlığı söz konusu. Avrupa’da serotonin artırıcı maddelerin Orta Afrika’dan geldiğini fark etmek, mutluluk endüstrisinin nasıl kölelik ve sömürgecilik üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Filmde Griffonia Simplicifolia bitkisi örneğiyle bu ironiyi yansıttık: “Hafızaya iyi geliyor” diyerek mutluluk satıyorlar ama aynı zamanda apartheid rejimine destek veriyorlar. Bu çerçevede, mutluluk bireysel rahatlıkla sınırlı değil; politik, bedensel ve duygusal bir meseleye işaret ediyor.

"Kendimizi evde gibi hissediyorduk"

Uykusuz geceler, polis şiddeti, sınır dışı edilme tehdidi gibi deneyimler filmi nasıl dönüştürdü?

F.Y: Polis şiddeti bize Türkiye’yi hatırlatıyordu. Hollanda’da şiddet sınırlı, ama polisin atlara yaptığı işkence gibi uygulamalar ortak bir deneyim oluşturuyor. Şiddet ve işkence açısından Türkiye’de tanık olduklarımızla ortaklıkları çok: Eylemcilerin yerlerde sürüklenmesi, darbedilmesi, sivil polisler, gözaltılar ve ev baskınları aracılığıyla sürekli bir tehdit-paranoya ortamı inşa edilmesi, gözaltı sonrası ormanlık alana bırakılmaları, iyi eylemci-kötü eylemci ayrımının devlet ve medya tarafından dayatılması… “Kendimizi evde gibi hissediyorduk” diyorduk birbirimize, Orta Doğu ülkelerinden arkadaşlarla ortak hissimiz buydu. Uykusuzluk, klavye aktivizmi ve işgal/grev eylemleri arasındaki çelişkileri filmde dramatik ögeler olarak kullandık. Bu, kolonyal mutluluk temasını ortaya çıkarmak açısından önemliydi.

"Sömürgeci görme biçimine karşı kolektif bir görme"

Masaüstü sinemasının sınırlılıkları ve olanakları arasında nasıl bir denge kurdunuz?

A.K: İzleyici yalnızca bizim seçtiğimiz pencereleri görüyor; ama bunu kafasında çoğaltabiliyor, kendi ekran deneyimlerini ekleyebiliyor. Masaüstü arayüzü, bilgiyi yeniden düzenleme olanağı sağlıyor ve izleyiciyi aktif katılımcı haline getiriyor. Nicholas Mirozeff’in Seeing in the Dark kitabında dediği gibi, sömürgeci görme biçimine karşı kolektif bir görme gerekiyor. Ekran ile sokak deneyimleri paralel akıyor; dayanışma ve direniş için enternasyonal bir yaklaşım önemli.

"Ekranı kaydederek de film yapılabilir"

Film çok sayıda festivalde gösterildi ve Altın Koza’da ödül aldı. Bu sizin için ne ifade ediyor? 

F.Y: Masaüstü formunun kabul görmesi mutlu etti. İzlenim olarak sadece bireysel ekran deneyimi anlatılıyor gibi düşünülüyor, oysa masaüstü, ortak deneyimleri anlatmak için bir tuvale de dönüştürülebilir. Biz Mutluluk’ta kamerayla kaydedilmiş sekanslara yer verdik ama kameraya gerek yok. Ekranı kaydederek de film yapılabilir. Amacımız, masaüstü formunun tabandan direniş deneyimlerini anlatmak için de kullanılabileceğini göstermek.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!