20.10.2025 10:35

Tekstil sektörü neden alarm veriyor?

Sektör için işçilik maliyetlerindeki artışın sebebi, ücretleri yükseltmesi değil, emeğin kendini yeniden üreteceği malların fiyatlarının, yüksek enflasyon ortamında ciddi biçimde artmasıdır.

Tekstil sektörü neden alarm veriyor?

Görsel: Midjourney

Çağın Erbek
[email protected]


Türkiye’de edebiyat ve emekle ilgilenen herkesin belki de ilk uğrağıdır Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve onların Çukurova’sı. Toplumsal gerçeklik kurmaca ile o kadar çarpıcı ele alınır ki, hayranlıkla okur, bir daha okursunuz. Üzerine söz söylemek istersiniz, yavan kalır. Pamuğuyla, tarlasıyla, insanıyla Çukurova… Mevsimlik işçisiyle, toprak ağasıyla, ırgatbaşıyla, patoz ustasıyla… Kirli kozada çalışan İflahsızın Yusuf, sulu kozaya verilen Köse Hasan, kırma makinesindeki Pehlivan Ali[1]… Anlatılarda pamuğa, traktöre, pamuk beze, dokuma fabrikasına, yevmiyeli fabrika işçisine, tarım işçisine çarpar durursunuz. “Çukurova’nın bereketli topraklarından binler, on binlerce insanın çabası, alın teri, emeğiyle elde edilen ‘beyaz altın”[2] Beyaz altının dokuma/tekstil için gerekliliği, dönüştürücü gücü… Bu yazının konusu ne yazık ki ne Çukurova, ne edebiyat... Fakat yazıya böyle giriş yapmamın çok ironik bir sebebi var. Bugün Adana’nın en büyük firmasının bir polyester üreticisi olması…Dolayısıyla şu soru aklımdan çıkmıyor: Bugün Yaşar Kemal bize Çukurova’yı nasıl anlatırdı?

Türkiye’de tekstil sektörü uzunca bir süredir alarm veriyor. Konkordato ve iflas açıklayan firmaların sayısı artarken, tekstil işçilerinin düşük ücretler, kötü çalışma koşulları, işten çıkarmalar, tazminat gasbı, güvencesizlik gibi koşullarla emek piyasasına dahil oldukları düzenli biçimde konu ediliyor. Bu durum sermaye, sendikalar, politika yapıcılar ve araştırmacılar tarafından farklı yorumlanıyor. Teşvik eksikliği, enflasyon, üretim maliyetleri, ithalat bağımlılığı, rekabet avantajının yitirilmesi, sendikasızlık gibi özellikler, sektörün krize eğilimli yapısını niteleyen temel sebepler olarak sıralanıyor. Bunlar krizi kısmen açıklayabiliyor. Fakat önemli bir eksikle, tekstil sektörünün kendi içerisinde yaşadığı dönüşüm ve farklılaşmayı dışarıda bırakarak. Bu nedenle Türkiye’de tekstil sektörünün krize dönüşen yapısını anlamaya çalışırken, farklılaşma olarak nitelediğim sektörün geri bağlantısındaki yani girdi olarak kullanılan malzemedeki değişimi ele almamız gerekiyor.

Türkiye sanayisi için tekstilin lokomotif sektörlerden biri olarak kabul edilmesi özellikle ihracat odaklı kalkınma politikaları süresince ihracata katkısı, istihdam yaratabilmesi ve pamuğu girdi olarak kullanması ile geri bağlantı biçiminde tarım üretimiyle kurduğu ilişki üzerinden şekillenmiştir. Günümüzde tekstil ihracatının geçmiş yıllar göz önüne alındığında göreli olarak düştüğü, istihdam kayıplarının yaşandığı ve pamuk üretiminin tekstili besleyemediği görülmektedir. Özellikle 1980’li yıllarla imalat içinde özel önem atfedilen sektörün, 2000’lerden itibaren gerilemesini sanayi politikalarındaki değişimle açıklama eğilimi sıklıkla karşılaşılan bir durum. Türkiye’nin kalkınma sürecinde kapitalizmin mantığına uygun biçimde emek yoğun alanların terk edilerek yerine katma değeri yüksek sermaye yoğun alanlara yatırım yapma ihtiyacı sektördeki değişimi açıklamakta kullanılan bir argümandır. Tekstil sektörü de emek yoğun üretim olarak kabul edildiği için, sanayideki lokomotif pozisyonunun değişimi buna bağlanmaktadır. Türkiye’de ulusal sermaye gelişmiş, büyümüş ve katma değeri yüksek üretim alanlarına yatırım yapabilecek düzeye ulaşmıştır. Bu yorumu güçlendirecek şekilde Türkiye tekstil üretiminden birikim elde etmiş büyük sermaye gruplarının; enerji, finans, gayrimenkul, madencilik gibi üretim alanlarını da içerecek şekilde holding biçiminde örgütlenmeleri gösterilebilir.

Sanayideki yüksek katma değerli üretim vurgusu dışında, sektörü etkileyen diğer önemli gelişme Çok Elyaflılar Anlaşması’nın (Multi-Fiber Agreement –MFA) kaldırılması olmuştur.[3] 1974’teki anlaşmayla tekstil ve hazır giyim sektöründe, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iç pazarlarını koruyabilmeleri adına ithalat kotaları getirilmiştir. İthalat kotaları; erken kapitalistleşmiş ülkelerle uluslararası rekabet şansı bulunmayan gelişmekte olan ülkelerdeki sermaye için sektörde tutunabilme ve birikim sağlayabilme olanağı yaratmıştır. Üretimin Avrupa ve Kuzey Amerika’dan, gelişmekte olan ülkelere doğru değiştiği görülmüş, Türkiye ve Meksika gibi ülkelerin sanayileşme süreçlerinde tekstilin önemli rolü bulunmuştur.[4] 2005 yılında MFA’nın sona ermesiyle birlikte uluslararası rekabet sektörde oldukça yoğunlaşmış, maliyetleri ve ihracatı etkileyen önemli faktör olmuş ve uluslararası iş bölümü farklılaşmıştır. Küresel tedarik zincirinde bu durumun etkisi, Çin’in sektördeki hakimiyetini artırması şeklinde gerçekleşmiştir.

‘Anadolu’ya gittiğinizde çalıştıracak kimse yok; başvuru olmuyor’

Sermaye temsilcileri çoğunlukla yüksek enflasyon ve ücretlerdeki artışın, sektörü krize sürüklediğinden yakınıyor. Enflasyonla birlikte girdi fiyatlarındaki ve asgari ücretteki artış üreticiler tarafından sıklıkla maliyetleri artıran en önemli etken olarak tarif ediliyor. TL’nin döviz karşısında değersizleşmesi, ithal girdi kullanan üreticilerin çıkmazı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe’ye göre sektörde çalıştıracak işçi bulmak oldukça zor.[5] Belirtilen işçilik maliyetlerinin en iyi ihtimalle büyük oranda asgari ücreti ve altında bir düzeyi işaret ettiğini hatırlatmak gerekmektedir. İşçiler tarafından dile getiriliyor:

“Büyük fatura işçiye kesildi. Tekstilde boyahanelerde ortalama ücret kalifiye eleman için 30 bin lira bandında, konfeksiyonda daha da düşüktür. Denizli’de 40 bin lirayı gören nadirdir. Yüzde 95’i asgari ücret ile çalıştırılan, yıldan yıla ufak ufak zam yapılan çalışanlar...”[6]

Dolayısıyla sektör için işçilik maliyetlerindeki artışın sebebi, emeğin artı değerden daha fazla pay alacak şekilde ücretleri kontrollü biçimde yükseltmesi değil, emeğin kendini yeniden üreteceği malların fiyatlarının, yüksek enflasyon ortamında ciddi biçimde artmasıdır.

‘KOSGEB eliyle istihdamı koruma programı başlatıyoruz’

Sektöre destek ve teşviklerin yetersiz oluşu sermaye tarafından dile getirilen bir başka söylem. Çin, Mısır, Hindistan gibi ülkelerle rekabet olanağı kalmadığını söyleyen sermaye, devletin sektörü beslemesi konusunda hemfikir. Aksi durumda sektörün çöküşü ile daha sancılı bir süreci ortaya çıkaracağı belirtiliyor. Adana Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Murat Birkan Işık durumu şu ifadelerle ele alıyor:

Yılın sonunda, birçok işletmenin işçi çıkartması muhtemel. Çalışanların başka bir sektörde istihdam edilmesi ise oldukça zor. Adana’da konfeksiyon sektöründe 50 binin üzerinde çalışan bulunuyor. Bu kadar kişiyi istihdam edebilecek başka sektör yok. Teşvik mekanizmalarının devreye alınmasını istiyoruz”.[7]

İstihdam kayıplarını önlemek için 2025 yılının ocak ayında, KOBİ ölçeğindeki işletmelere işçi başı 2 bin 500 liraya kadar destek ödemeyi gerçekleştirecek istihdamı koruma destekleri açıklandı. Program özellikle giyim eşyalarının imalatı, tekstil ürünlerinin imalatı, deri ve ilgili ürünlerin imalatı ve mobilya imalatında istihdamı korumak üzere yürürlüğe alındı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, programın oldukça yalın olduğunu ve teferruatlı bir program öngörmediklerini açıkladı.[8] Dolayısıyla bu teşvik ve desteklerin sermayenin talebini karşılamayacağı aşikar.

“Dünyanın en büyük PTA işletmesi Türkiye’de olacak”

Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarını bugün sektör bazlı incelediğimizde, tekstil sektöründekiler; SASA Polyester, AKSA Akrilik, Gülsan Sentetik ve Korteks Tekstil. Holding biçiminde örgütlenmiş ve yapay, sentetik elyaf veya lif üreten büyük üreticiler. Türkiye’nin en büyük polyester üreticilerinden SASA Polyester’ in PET üretim tesisi yatırımına ek teşvik daha açıklandı. Tekstilde yapay elyaf olarak kullanılan kimyasal girdileri üreten tesisin, üretim kapasitesinin 400 bin ton olması bekleniyor. Düşünün ki pamuk coğrafyası Adana’nın en büyük firması, bugün SASA Polyester olarak karşımıza çıkıyor. Bu ironik durumun tekstildeki krizi açıklama noktasında özel bir önemi olduğu kanaatindeyim. Tekstil sektörü artık tarımdan çok, kimya sanayii tarafından besleniyor. Tekstilde polyester ve yapay/sentetik elyaf kullanım oranı, 2000’li yılların başından günümüze pamuk ve doğal elyaf kullanım oranını aşmış durumdadır. Sektöre içkin, sermaye birikim koşullarınca şekillenen malzemedeki değişim, günümüzde tekstil sektöründeki çalışma ilişkilerini, birikim koşullarını, uluslararası rekabet düzeyini belirler bir vaziyet almıştır. Polyester; sermaye ve teknoloji yoğun yatırım gerektiren, dolayısıyla katma değeri yüksek bir üretim girdisidir. Türkiye’de tekstil sektöründe faaliyet gösteren büyük sermaye grupları bu alana yatırım yapabildikleri ölçekte sektörde kalmakta, aksi durumda sektörden hızla çekilmektedir. Çünkü uluslararası tekstil üretiminde kârdan pay alabilmenin yolu katma değeri yüksek, kimya sanayisiyle bütünleşmiş malzeme üretimine sıkışmış durumdadır. Türkiye’deki makro iktisadi koşulların etkileri, üretim maliyetleri ve işçi ücretlerine yapılan vurgularla birlikte, sektöre içkin bu değişim gözden kaçırılmaktadır. Kacır’ın belirttiği gibi sektöre ilişkin “teferruatlı bir program” öngörülmemektedir. Fakat sanayileşme politikasının öncelikli sektörleri ile uyumlu bir biçimde polyester, yapay elyaf ve teknik tekstil üretimine ilişkin destek ve teşvikler planlama dahilindedir. Örneğin Küçükçalık Tekstil, polyester cips tesisi inşası için Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından 50 milyon dolarlık yatırım teşviki alıyor. IFC Türkiye ve Orta Asya Direktörü Wiebke Schloemer, “Bu yatırım, Türkiye ekonomisi için kritik öneme sahip olan sentetik kumaş üretiminde rekabeti artıracaktır”[9] diyor. Türkiye’nin ilk polimer geri dönüşüm tesisini kuran ve PET şişeden polyester iplik üreten Zorlu Holding iştiraki Korteks diğer örnek. Daha açık ifade etmek gerekirse tekstil sektörü emek yoğun yapısını koruyan ve sanayileşmenin çoğunlukla ilk evrelerine uygun olduğu için gözden çıkarılan bir sektör olmaktan öte; sermaye birikim sürecinin zorunlu uğrakları dahilinde özellikle malzeme, girdi üretiminde teknoloji yoğun bir yapıya erişmiş dolayısıyla sektördeki büyük sermaye grupları tarafından yatırım alanı olarak görülen bir sektördür.

""

Ancak sektörün geneli için bu girdiler çoğunlukla ithalat yoluyla temin edilmektedir. 2023 yılı verilerine göre Türkiye, Vietnam’dan sonra dünya genelinde en fazla kimyasal filament elyaf ithal eden ülke konumunda.[10] Bu teknoloji yoğun girdiyi temin edebilmek, küçük üreticiler için yüksek girdi maliyetler anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de tekstil sektöründeki kriz eğiliminin temel açıklayıcılarından biri de doğaya bağımlı, yüksek sermaye yatırımı gerektirmeyen pamuk malzemesine dayalı tekstil üretiminin; kimya sanayiine bağımlı, yüksek sermaye yatırımı gerektiren polyester malzemesine dönüşmüş olması ve Türkiye’nin bu dönüşümü üretimin gereksindiği nitelik ve nicelikte gerçekleştirememiş oluşudur. Bu dönüşümün devlet, sermaye, sınıf düzeylerinde farklı kırılımlarla analizi olanaklıdır ve daha geniş bir çalışmanın konusudur.

Son söz olarak Türkiye’de tekstildeki kriz eğiliminin; teşvik ve destek eksikliği, yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri, ithalata bağımlı üretim, uluslararası rekabet avantajının yitirilmesi gibi sektördeki dönemsel değişimler üzerinden, daha açık bir ifade ile yalnızca Türkiye’de sermaye birikim koşullarının tekil değişkenleri üzerinden değil, kapitalizmin uluslararası ölçekte gelişimini de beraberinde ele alarak tartışmamız gerekmektedir.

Dipnotlar:

  1. ^ Bereketli Topraklar Üzerinde romanının üç ana karakteri.
  2. ^ Kemal, O. (2018).Bereketli Topraklar Üzerinde, Everest.
  3. ^ “Textiles: back in the mainstream”, http://bit.ly/4osFAhM
  4. ^ Gökçü, S. “Tekstil ve Giyim Anlaşması Sonrasında Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü”, http://bit.ly/3IT8Sap
  5. ^ “Türkiye’de Tekstil Krizi Derinleşiyor”, http://bit.ly/4986d79
  6. ^ “Tekstil Kentinde Tezgahlar Durdu: Tünelin Ucu Görünmüyor”, http://bit.ly/3Jf2z0H
  7. ^ “Tekstilde, mevcut durumu korumanın bir yolunu bulmak gerekiyor”, http://bit.ly/46YHelp
  8. ^ “Türkiye istihdamı korumak için yeni destek programı başlatıyor”, http://bit.ly/4o5beCm
  9. ^ “IFC, Türkiye'nin Tekstil Sektöründe Sürdürülebilir ve Kapsayıcı Büyümeyi Desteklemek İçin Küçükçalık Grubuna Yatırım Yapıyor”, http://bit.ly/3KVPUjY
  10. ^ http://bit.ly/3WK2xRB
31.01.2026 16:20

Fenerbahçe’den Kante hamlesi: Teklif masada, yıldız isim sarı-lacivertlileri istiyor

Fenerbahçe, Al-Ittihad forması giyen N’Golo Kanté için yürüttüğü görüşmelerde pazarlıkta son aşamaya geldi.

Fenerbahçe’den Kante hamlesi: Teklif masada, yıldız isim sarı-lacivertlileri istiyor

Fotoğraf: Brian Minkoff-London Pixels/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

31.01.2026 23:55

Migros Torbalı depoda yeni işten atmalar: 3 işçi ve 3 sendikacı gözaltında

İzmir’de Migros Torbalı depoda 29 Ocak’ta işe alınan işçilerden bazıları bir gün sonra usulsüz kodlarla işten atıldı. Atılanların sayısı 60-70’e ulaştı. Depo önündeki eyleme jandarma müdahale etti, 6 kişi gözaltına alındı.

01.02.2026 16:13

Hamaney'den ABD'ye mesaj: Savaş başlatırsa bölgesel bir çatışma olacağını bilmeli

ABD-İran gerilimine ilişkin konuşan İran dini lideri Hamaney, "ABD, savaş başlatırsa bu kez bölgesel bir çatışma olacağını bilmeli" dedi.

Hamaney'den ABD'ye mesaj: Savaş başlatırsa bölgesel bir çatışma olacağını bilmeli

Fotoğraflar: Wikimedia Commons | Kolaj: Evrensel

01.02.2026 05:30

Çocukların kahvaltı menüsü tek kaleme düşüyor: ‘Patates kızartması, belki zeytin’

Okullarda yeni dönem başlarken ailelerin en büyük kaygısı beslenme çantaları oldu. Görüştüğümüz kadınlar, öğünlerin ikiye düştüğünü, 15 tatil boyunca çocukların karbonhidrat ağırlıklı ve patates kızartmasıyla beslendiğini anlattı.

Çocukların kahvaltı menüsü tek kaleme düşüyor: ‘Patates kızartması, belki zeytin’

Fotoğraf: Evrensel

01.02.2026 01:30

Akademisyenlerden Migros depo işçilerine destek

Migros depo işçilerinin insanca ücret talebiyle başlattığı mücadeleye 100’ü aşkın akademisyen destek verdi. Akademisyenler, Migros’u sendikal haklara uymaya ve işçilerle müzakereye çağırdı.

Akademisyenlerden Migros depo işçilerine destek

Fotoğraf: Migros depo işçileri

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!