'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingleri Avrupa'ya taşındı: Özgür Özel, Brüksel'den seslendi
Özgür Özel, Avrupa'da ilk kez Belçika’nın başkenti Brüksel'de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu: "Suriye'deki hesaplar için Türkiye'deki darbeye susanları not ediyoruz."
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekilleri ve belediye başkanları, Avrupa'da ilk kez Belçika’nın başkenti Brüksel'de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde Avrupa'da yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi.
Jean Rey Meydanı’nda yapılan mitinge çeşitli ülkelerden Türkiye vatandaşları katıldı. Almanya, Hollanda ve Fransa’daki CHP örgütleri miting için otobüs kaldırdı.
"İmamoğlu'na, Demirtaş'a, Yüksekdağ'a sahip çıkmak için geldik"
Mitingde konuşan Özgür Özel, sözlerine "Avrupa'daki Türkler, ülkesini düşünmeyen insanlar değil; Türkiye için, ülkenin yarınları için söyleyecek sözü olan kahramanlardır" diyerek başladı.
19 Mart'ın ardından İstanbul'da ve Türkiye'de 60 miting düzenlendiğini söyleyen Özel, "Önce miting yapıyoruz sandılar, 'Toplanırlar dağılırlar' dediler. Yaptığımız şey bir miting değil, eylemdi. Bir karşı çıkıştı. İşte o yüzden 61. eylemimizde Brüksel'de sizlerleyiz. Türkiye'de iktidar sahipleri her zamanki kolaycılıkla 'Yurt dışına mı gideceksiniz, Türkiye'yi mi şikayet edeceksiniz' diye bir safsataya sarılmaya başladılar. Birisi birine şikayet edilecekse karşı tarafın hasım olması lazım. Biz buraya dertleşmeye, konuşmaya, güç almaya, güç vermeye, dosta geldik, dosta sarılmaya geldik. Suçsuz yere 207 gündür hapiste bulunan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na, 'Adana gibi başkan' Zeydan Karalar'a, 'Toroslar'ın yiğit evladı' Muhittin Böcek'e, 16 belediye başkanımıza, yüzlerce siyasetçiye, bürokrata, Türkiye'deki tüm siyasi tutsaklara, Selahattin Demirtaş'a, Figen Yüksekdağ'a, fikrinden, düşüncesinden dolayı içeride kim varsa ona sahip çıkmaya geldik. 'Mansur Yavaş yalnız değildir' demeye geldik" dedi.
"Demokrasiye kurulan kumpasa karşı susanlar var"
Mitinge destek veren Avrupalı siyasetçilere teşekkür eden Özel, "Diğer yandan Erdoğan'la bir al ver ilişkisi içinde oldukları için Türkiye'deki demokrasiye kurulan kumpasa karşı susanlar var, sessiz kalanlar var. 'Türkiye sığınmacılara baksın, ileri karakolumuz olsun' diyenler var. Buradaki demokratların varlığını bildiğimiz gibi, birtakım çıkar hesaplarıyla sus pus olanları da tarih önünde kaydediyoruz. Irak'ın işgaline Amerika ile birlikte 'Nükleer silah var' diyerek susanları nasıl tarih bugün utandırıyorsa, bugün de Amerika'yla birlikte Suriye'deki hesaplar için Türkiye'deki darbeye susanları görüyoruz, not ediyoruz" diye konuştu.
"Erdoğan'a sevap olan başkasına neden günah olsun?"
İktidarın "Türkiye'yi şikayet ediyorlar" eleştirilerine yanıt vermeyi sürdüren Özel, "Erdoğan'a sevap olan başkasına neden günah olsun? Ona helal olan başkasına niye haram olsun? Türkiye'de öğrencilerin başörtüsü sorunu vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde geldiniz, davayı açtınız. O gün gelip Türkiye hakkında dava açarken bu şikayet değil. AKP'ye kapatma davası açılmış, dört kişilik heyet yapmış, dünya başkentlerini geziyor. Bu şikayet değil. 15 Temmuz darbe sonrası kapımızı çalıyor, 'Avrupa sizi tanır, dünya bizden iyi bilir. Birlikte anlatalım bu darbeyi. Dünyaya şikayet edelim' diyor. Darbeye uğrayan kendisi olunca dünyadan dayanışma bekliyor, darbeyi kendi yapınca 'Bunu dünyaya anlatmayın' diyor. Vallahi de anlatacağım. Billahi de anlatacağım. Bir adım geri durmayacağım" dedi.
"Avrupa'nın parçasıyız diyeceksen…"
Özel, şöyle devam etti:
"Erdoğan'a buradan söylüyorum; Avrupa'nın parçasıyız diyeceksen, Avrupa Birliği'ni hedefleyeceksen, ne yapıyorsan dönüp Avrupa'nın gözünün içine bakacaksın. Bakamayacağın işi yapmayacaksın. Yaptıysan da gözünü kimseden kaçıramazsın. Esas sorun bu kadar sorunlu işleri yapmaktır. Biz içeride de dışarıda da Türkiye'nin menfaatlerini savunmaktan geri durmayız. Ama karşımızdaki iktidar sadece kendi menfaatlerini koruyan, kollayan, kendi çıkarı için Türkiye'nin çıkarlarını bir kenara bırakabilen ve bu yüzden de her türlü müzakereyi kendi iktidarını sürdürmek üzerinden yapan bir iktidardır."
"Erdoğan kendi iktidarı için pazarlık halindedir"
"Bu darbe sürecinin, Türkiye'nin demokrasiden kopmasının milletimize bir faydası var mı? Bu yapılanların Türkiye-Avrupa ilişkilerine bir faydası var mı? Ekonomiye faydası var mı? İşsizliğe faydası var mı? Memlekete faydası var mı? Hiçbiri yoksa, demek ki Erdoğan yanlış yoldadır, Türkiye'nin menfaatinin karşısındadır, kendi iktidarı için pazarlık halindedir. Türkiye'nin tarafında olan CHP'dir."
"Ülkede bulamadığı meşruiyeti Beyaz Saray kapılarında arar oldu"
"Türkiye'nin çıkarına değil de kendi çıkarlarına çalışan, yandaşının çıkarına çalışan, sadece zenginlere çalışan AKP iktidarı artık Trump'a çalışmaya başladı. Ülkede bulamadığı meşruiyeti, Avrupa'da, dünyada bulamadığı meşruiyeti Beyaz Saray'ın kapılarında, Oval Ofislerde arar oldu. Artık milletin desteğini kaybetti, Trump'a güveniyor. Ülkenin her şeyini pazarlık konusu yaptı. 300 tane Boeing uçağı da masada. Türkiye'nin pahalıya yakacak gaz alması da masada. Maalesef gelecekteki en büyük zenginliğimiz, dünyada 5'inci sıradayız, nadir elementlerimiz de Trump'la pazarlık masasında."
"Ant olsun ki CHP iktidarında Avrupa Birliği'nde buluşacağız"
"Lütfen siyasetten, sandıktan uzak durmayın. Türkiye'nin, geçmişte benim iki amcamın da bindiği, Sirkeci'den kalkan o tren gurbetçileri taşıyordu. Şimdi biz o gurbetçilerin torunlarıyla hasreti bitireceğiz. Ant olsun ki CHP iktidarında Avrupa Birliği'nde buluşacağız, sınırları kaldıracağız, hep birlikte başaracağız."
Avrupa'daki Türkiye vatandaşlarına vaatlerini sıraladı
- "İktidarımızda, bugün uçak biletlerini normaldekinin dört katı beş katı fiyata çıkarıp Avrupa'dan Türkiye'ye gitmeyi sizlerin üzerinden fırsatçılığa çeviren anlayışın aksine, her sene memleketine tatil için bir gelip dönmeyi, kışın en ucuz tarifeden bilet neyse, bir kere işaretleyip yılın istediği gün kullanılacak hasret biletinin sözünü ben veriyorum size.
- Getirdiğiniz arabalara 185 gün yurt dışı çıkışı gibi bir meseleyi çok daha akılcı, suistimal yollarını kapatan bir yolla çözen, acil durumlarda tepene binecek değil halden anlayacak bir devlet yönetim anlayışını hayata geçireceğiz.
- Emekli yurttaşlarımızın yurt dışında tam zamanlı çalışmasının önünü kesen uygulamayı kaldıracağız. Yurt dışında çalışanın Türkiye'de anasının ak sütü gibi helal emekli maaşına dokunmayacağız.
- Sizleri para makinesi gibi görüyorlar. Türkiye'ye gidince 45 bin liraya telefon kaydettirme soytarılığına son vereceğiz.
- Bedelli askerlik Türkiye'de kaç paraysa burada da o para olacak. Bu kadar emekle kazanılan paraları sağmal inek sağar gibi sağan devlet anlayışından çıkılacak. Söz veriyorum.
- Sağlıkta sadece acile başvurursun. Yıllarca geldi burada çalıştı, gitti Türkiye'ye, hastalandı, Türkiye devleti sana bakmaz. Bu memlekete yıllarca getirdikleri dolarlarla, avrolarla bakana kötü gününde de devlet bakacak, ant olsun.
- Çifte vergilendirmeye, iki kere sigortaya, olur olmaz cezalara karşı vatandaşını korumak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin boynunun borcudur."
Avrupalı belediye başkanlarının dayanışma mesajları okundu
Brüksel buluşmasında; Roma Belediye Başkanı Roberto Gualtieri, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karácsony, Selanik Belediye Başkanı Stelios Angeloudis, Timişora Belediye Başkanı Dominic Fritz, Köln Belediye Başkanı Henriette Reker ve Frankfurt Belediye Meclisi Başkanı Hilime Arslaner’in Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanları ile dayanışma mesajları okundu. Brüksel Belediye Başkanı Philippe Close da buluşmaya video mesaj gönderdi.
CHP Belçika Birlik Başkanı Derya Bulduk, Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Vula Tsetsi ve Avrupa Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Giacomo Filibeck de İmamoğlu ve arkadaşlarına özgürlük taleplerini dile getirdi.
İmamoğlu'nun mektubu: 'Adaletsizliğin milleti, coğrafyası olmaz'
Mitingde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. İmamoğlu mektubunda şu ifadelere yer verdi:
"Bu zor dönemde, hepimizin zihninde ve yüreğinde üç kelime var: Demokrasi, adalet ve cesaret. Bu üçü, birbirine tutunarak ayakta kalıyor. Zira bugün, yalnızca demokrasi ve adalet talep etmek değil, demokratik haklarımızın elimizden alınması ve adaletsizlik karşısında sessiz kalmamak da cesaret gerektiriyor…
Bugün görüyoruz ki, Avrupa da dünyanın birçok ülkesi gibi, büyük bir sınavdan geçiyor. Bu sınav yalnız ekonomik ya da diplomatik değil; ahlaki ve vicdani bir sınav. İklim krizi, savaşlar, göç, enerji krizi, eşitsizlik… Ve en önemlisi; halkların kurumlara olan güveninin sarsılması. Bu ortamda otoriter liderler, hakikati eğip bükerek, adaleti kendi iktidarlarının aracı haline getiriyor…
Bir yerde adalet eksilirse, her yerde otoriterlik ve despotluk güçlenir. Adaletin coğrafyası daraldığında, despotların zulmü genişliyor. Avrupa da kendi değerlerinden uzaklaştıkça, kısa vadeli çıkarların peşine düştükçe, uzun vadede kendi demokrasisini tehlikeye atıyor…
Gelişmiş ülkelerde dahi meşruiyet krizi yaşanıyor. Otoriter iktidarlar, demokrasiyi sandığa sıkıştırıyor, hukuku yok sayıyor ve hatta ayaklar altına alıyor. Ama biz biliyoruz ki; halkın iradesi vicdanlarda, sandıklarda ve meydanlardadır. Ve hiçbir güç, o iradeyi susturamaz. Biz, halkın sesini devletin kalbine, adaletin merkezine taşıyana kadar mücadelemize devam edeceğiz…
Bugün Avrupa’daki tüm demokratlara sesleniyorum: Bu mücadele, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da geleceğini ilgilendiriyor. Avrupa’nın yeniden değerlerine sahip çıkması, adaleti ve demokrasiyi her yerde savunması gerekiyor. Çünkü adaletsizliğin milleti olmaz, coğrafyası olmaz…"
{{577155}}
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et