‘En ucuz et’ olan balık artık seyirlik
Geçen yılın fiyatlarını katlayan balık, işçi emekçi aileleri için lüks oldu. Etlerin en ucuzu olan balık için işçiler “Geçen kış ancak iki kez balık yiyebildik, bu yıl da aynı olacak” diyor.
Fotoğraf: Evrensel
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]
Kırmızı et ve tavuk yavaş yavaş sofraları terk ederken bu listeye artık balık da ekleniyor. Her sene işçi ailelerinin bütçesini biraz daha aşıyor. Bu zamana kadar ‘ucuz protein’ olarak kabul edilen balığa erişim zorlaşıyor. Haftada en az bir defa tüketilmesi gerektiği önerileri daha imkansız hale geliyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin paylaştığı bilgilere göre, İstanbul halinde fiyatlar durumu ortaya koyuyor. Deniz levreğinin kilo fiyatı 1100 ile 1500 TL, çipuranın kilosu 240 ile 300 TL, uskumrunun kilosu 100 ile 150 TL arasında. Geçtiğimiz sene aynı dönemde levreğin kilosu en fazla 1250, çipuranın fiyatı en yüksek 240, uskumrunun kilosu ise en fazla 90 liraydı.
Balık mezatında da fiyatlar cep yakıyor. Kırlangıcın kilosu 600 TL’den, tekirin kasası 4 bin TL’den, istavritin kasası 2 bin 500 TL’den, hamsinin kasası 3 bin TL’den, lüferin adedi 600 TL’den satılıyor. Evrensel’e konuşan işçiler “Geçen kış bir defa, iki defa yiyebildik. Bir öğünde balık yemek bizim için yüzlerce lira demek” diye anlatıyor.
‘Geçen kış iki defa ancak balık yedik’
Emekli, ancak deri işçisi olarak çalışmaya devam eden Osman Dikitaş, öncesinde balığın en erişilebilir et türlerinden olduğunu, ancak şimdi durumun değiştiğini anlatıyor: “Emekliyim, emekli olduğum halde deri işinde çalışıyorum. Onda da çok iş olmuyor, ücret de yüksek değil. Ama emekli olup çalışmayan kaldı mı? Ne eti ne tavuğu kaldı ki ne de balığı görebiliyoruz. Hadi et, tavuk yiyemeyen bir şekilde biraz da olsa hamsi alırdı, alabalık alırdı. Tatlı su balıkları filan yenirdi, oradan belki et yeriz derdik. Bunlar da geride kaldı. Geçen kışı sorsan balık en fazla iki defa eve girmiştir. Bu kış da öyle olur. Fiyatları gördüm evet, bu sene açıldı sezon ama hamsi bile alırken düşüneceğiz. Büyük balıklardan alsak, tanesi en aşağı 400 TL’den beş kişiye 2 bin lira oluyor. Bir öğün için 2 bin lira nasıl harcayalım? Sözde ülkenin her yanı su. Kendi topraklarımızdan, suyumuzdan faydalanamıyoruz. İktidar bitirdi bizi.”
‘Bir ailenin öğün olarak balık yemesi çok zor’
Bağcılar’dan bir inşaat işçisi de balık yemenin kendileri için oldukça zor olduğunu, bir aile için balık yemenin lüks hale geldiğini anlatıyor: “Hamsinin bile kilosunun ne kadar olduğunu bilmiyorum. İllaki geçen seneden pahalıdır. Ben inşaat işçisiyim, beş çocuğum var. Geçen sezon balığı iki kere falan yemiştik. Hamsi almıştım mahalledeki balıkçıdan. Bağcılar’da oturuyorum ben. Fırsat da olmamıştı açıkçası. Ama 5 çocuğum var, eşimle ben de eklenince 7 kişilik bir aileyiz. 7 kişiyi doyuracak kadar balık almamız mümkün değil. Mahalledekiler ‘Fiyatlar fena değil’ diyor. Eşimle ben olsak sadece yine arada sırada yeriz de 5 çocukla pek bir şey yapılmıyor. Bir kişi, iki kişi için iyi olabilir ama ben bir ailenin kolayca balık yiyebildiğini düşünmüyorum. Hele haftada bir yiyin diyorlar, o hiç mümkün değil. Her hafta her hafta yiyemeyiz. Benim büyük kızım arada Eminönü’de falan yiyor yarım ekmek. O da orada yakınlarda çalıştığı için. Bağcılar’dan kalkıp oralara da gidemeyiz sürekli. Tavuğa patates falan ekliyorsun o yine çoğalıyor doyuruyor. Hem de tavuk yemiş oluyorsun. Ama balık öyle değil.”
‘Yememiz gereken kadar balık yiyemiyoruz’
Bir tekstil işçisi de uzun zamandır et ürünlerini düzenli tüketemediklerini, bir süredir balığın da ‘tüketilemeyenler’ listesine girdiğini anlatıyor: “Bu sene balık almadık çünkü ilk çıktığında pahalı oluyor. Biraz zaman geçsin, ucuzlasın diye bekliyoruz. Ekonomik şartlar malum o yüzden biraz daha ucuzlaması için zaman geçmesini bekliyoruz. Geçen sezon ne kadar balık yiyebildik hatırlamıyorum ama haftada bir, iki haftada bir balık tüketemedik. Daha doğrusu olması gerektiği kadar tüketemedik. Bir çocuğum var. 33 bin civarında maaş alıyorum. Vergi dilimine girdiğimiz için bu 31’e kadar düşebiliyor. Ben emekli olduğum halde çalışmak zorundayım. Önceliklerimizi tabii ki erteliyoruz. Et, tavuk, balık gibi ürünleri düzenli tüketemiyoruz. Haftalık bir gün bu ürünleri tüketmek gerekir ama yoksulluk sınırı 88 bin 301 TL. Kira veriyoruz. Dolayısıyla biz yoksul bile değiliz. Bazen eşimle konuşurken ‘Biz yoksul olmaya çalışıyoruz, zenginlik değil yoksulluk sınırını yakalamaya çalışıyoruz’ diyorum. Devletin ve sendikaların açıkladığı yoksulluk düzeyinde olursak daha rahatlarız, bunları düzenli olarak tüketebiliriz ancak.”
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et