Çocuktan katil yaratan karanlık
İstanbul’un yoksul mahallelerinde çocuklar çetelerin ağına düşüyor. Henüz 18 yaşında tetikçiliğe sürüklenen bir genç, “Okula gitmeyi, hayatımı kurmayı isterdim ama olmadı” diyor.
Fotoğraf: Murat Uysal/Evrensel
Eylem Nazlıer
[email protected]
“Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim” demişti Rakel Dink, Hrant Dink’in cenazesinde. Aradan yıllar geçti; bugün aynı karanlık, yoksul mahallelerde büyüyen çocukların kaderine yeniden yön veriyor. İstanbul’un kenar mahallelerinde, yoksulluğun, işsizliğin, umutsuzluğun gölgesinde büyüyen çocuklar, daha çocuk yaşta çetelerin ağına düşüyor. Adlarını çizgi filmlerden alsalar da hikayeleri kanlı: Daltonlar, Casperler, Redkitler, Çirkinler…
Yoksul mahallelerde çetelerin ağı
Şirinevler, Bağcılar, Bahçelievler, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Esenyurt, Gazi Mahallesi, Kağıthane, Okmeydanı, Nurtepe… İstanbul’un yoksulluğa hapsedilmiş bu semtleri, geleceği çalınmış çocuklarla dolu. Bu çocuklar hayatında ne bir sinema ne bir tiyatro görmüş; çoğu tatil nedir bilmiyor, doğduğu mahallelerin dışına adım atmamış. Zorunlu eğitimin olduğu ülkede, okula gitmeyen bu çocukların yoksunluğunu kimse fark etmiyor, kimse sormuyor: “Bu çocuklar nerede?” İşte tam da bu boşluğu çeteler dolduruyor. Onlara pahalı arabalar, lüks mekanlar, şatafatlı evler sunarak gözlerini kamaştırıyor. Yoksulluğun karanlığında elinden tutan kimse olmamış çocuklar için bu parıltı, tek çıkış kapısı gibi görünüyor.
‘Eskiden duvarlarda devrimcilerin adı olurdu’
Bugün bu çocukların çoğunun TikTok’ta bir hesabı var. Cezaevi koğuşlarından, karakol önlerinden, kelepçeli elleriyle çektikleri videoları ağır arabesk şarkılar eşliğinde paylaşıyorlar. Birinin hesabında şu satırlar yazılı:
“Belki yolun devamı cezaevi olacak ama yolumuzun finali Los Angeles’ta villa, altımızda S kasa Mercedes, iki gözüm.”
Oysa gerçek bambaşka: Gençlerin çoğu daha 20’sine varmadan karşıt çeteler tarafından infaz ediliyor, ya da cezaevine düşüyor. Cezaevinden çıkabilenler ise ‘ıslah’ olmak yerine daha örgütlü ve daha tehlikeli bir şekilde hayata karışıyor.
Çetelerin cirit attığı mahallelerden birinde duyduğum şu cümleler tabloyu özetler nitelikte:
“Eskiden bu mahallelerde ölen devrimcilerin isimleri yazardı, şimdi çete savaşında infaz edilen çocukların isimleri yazıyor. Devlet bu çeteleri özellikle bu mahallere soktu, yoksul ailelerin çocuklarını zehirledi.”
Daltonlarla tanışan 18 yaşındaki bir çocuk
Daltonlar grubuna karışmış, henüz 18 yaşında bir çocukla konuşuyoruz. “Hiç okula gitmedim.” diye başlıyor sözlerine. 3 kardeşler ülkede zorunlu eğitim var ancak biri dahi okula gitmemiş.
“Ev kira, ekonomik durumumuz yok. Babam çalışmaz, eve para getirmez, alkol alır, kötü davranır. Aileme ben bakıyorum. Ben hep hor görüldüm abla. Oto tamircisinde de çalışıyordum, yaşım küçük olduğu için düzgün para bile vermezlerdi. Dışarıda insanlar bana kötü davranıyordu; bu işlere girmeden önce de hep hor görüldüm. Çevremdeki arkadaşlarımın çoğu çetede. Biz bir hayat yaşayamıyoruz ki abla.”
‘Adam öldürünce cebine giren para seni de aileni de kurtarır’
‘Ufak tefek’ diye tanımladığı suçlar ona 15 yaşında cezaevi kapılarını açmış, “Orada Daltonlarla tanıştım, dışarıya onlarla çıktım. Şimdi tetikçilik yapıyorum” diyor.
İçeriden çıktığından beri bir suça bulaşmamış ancak tetikçiyim diyor, kendi tanımıyla ‘iş’ arıyor. “Kendimi güçlü hissediyorum, artık hor görülmüyorum. Ayrıca iyi kazancı var bu işin. Bir adam öldürünce cebine giren para seni de aileni de kurtarır. Uyuşturucu işine girmem, gençleri zehirlemem. Ben tetikçiyim abla.”
Yeniden cezaevine girmek ya da vurmaya giderken vurulmak, ölmek… Bunların kendisini korkutmadığını söylüyor, “Hiçbir hayalim yok. Anneme ve kardeşlerime iyi bir yaşam istiyorum. Bana bir şey olursa onların iyi bir yaşamı olsun. Kendim için hiçbir hayalim yok” diyor ancak kendisine ‘başka bir hayat’ sunan Daltonların içinden çıkmaya da niyeti yok.
‘Kim iş verir artık bize?’
Çocuk, “Abla, kim ister böyle bir hayat? Ama ne yapalım, bizim doğuştan şansımız yoktu. Ailemizi biz seçmedik. Okuma yazmayı hırs yaptım, kendi çabamla öğrendim. Ben de isterdim okula gitmeyi, bir işte çalışmayı, hayatımı kurmayı... Ama olmadı. Şimdi de sicilimize işlendi, bu saatten sonra kim iş verir bize, abla? İyi bir hayatım olsaydı buna karışmazdım. İyi bir babam olmasını isterdim. Eve para getirmedi, alkol alır bize kötü davranırdı, beni bu hale sokan babam oldu” diye anlatıyor.
Sonları ya cezaevi ya sokak infazı…
Yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimsizlik, devletin yokluğu, umutsuzluk… Bu çocukların hayatlarını belirleyen temel etkenler. Çeteler ise onların boşluklarını dolduruyor; güç, para, saygınlık vaat ediyor. Oysa sonları ya bir sokak infazı ya da cezaevi.
Bugün o çocuklara baktığımızda, saç kesimleriyle, giydikleri kıyafetlerle küçümsenen, sosyal medyada alay konusu edilen bir kuşağın aslında nasıl göz göre göre suç örgütlerinin kucağına itildiğini görüyoruz. Rakel Dink’in yıllar önce söylediği sözler yeniden akla geliyor: “Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et