Gazeteci Bahadır Özgür: İktidar içinde yargı üzerinden bir düello yaşanıyor
Gazeteci Bahadır Özgür: "CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar tek başına İBB Borsası meselesi değil. İktidar mimarisi içinde yargı üzerinden bir düello, çekişme var."
Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel
Cihan Çelik
[email protected]
CHP’li belediyelere yönelik aylardır yürütülen operasyonlar İBB borsası, AKP ve MHP’ye yakın isimlerin ihracı ya da tutuklanması ve ‘kıyı belediyelere de operasyon düzenleneceği’ iddiası gölgesinde sürüyor. Gelişmeleri değerlendiren Gazeteci Bahadır Özgür iktidar mimarisi arasında yargı üzerinden bir bilek güreşi/düello yaşandığını belirtiyor. Bu çatışma aşağıda bir nevi piyonlar üzerinden yürüyor. Ancak kimse kimsenin kellesini o kadar kolay alamıyor. Çünkü siyasi ilişkiler, çıkarlarla birleştiği için simbiyotik bir halde. Bahadır Özgür AKP’nin, MHP’nin operasyonların ‘sürece’ verdiği zarar nedeniyle buna açıktan itiraz etmesine rağmen, CHP’yi toplumsal muhalefetin ana omurgası olmaktan çıkarma ve rant ihtiyacı için belediyeleri ele geçirme operasyonlarını sürdürmek istediğine dikkat çekiyor.
'AKP ve MHP arasında yargı üzerinden bir hesaplaşma yürüyor'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in avukat ve savcıların “itiraf et, para ver, içeri tıkılmaktan kurtul” sistemi ile çalıştığını iddia etmesi sonrası gündeme gelen İBB Borsasının ne yeni ne de tek bir merkezi olduğunu ifade eden Özgür, “3-4 yıl önce büyük uyuşturucu kaçakçılarının tahliye edilmesi, dosyalardan kurtarılmasına da tanık olmuştuk. İBB soruşturmasında da böyle bir çıkar ağının kurulduğu, tutuklanan kişilere yoğun olarak tekliflerde bulunduğunu duyuyorduk. Şimdi bunun karakteri ortaya çıkmaya başladı. Yargıda böyle bir borsa var, geçmişte FETÖ Borsası olarak gördüğümüz çıkar ilişkisi burada da yer alıyor. Bunu sadece İBB Borsası olarak sınırlamak hata olur. Çünkü son dönemde ortaya çıkan gelişmelere baktığımızda bunun iktidar mimarisi içindeki bir tür yargı üzerinde çekişme, bilek güreşi, düello olduğu anlaşılıyor” diye konuştu.
‘Ekonomide, dış politikada, komisyonda işler rahat ilerlemiyor’
MHP’nin operasyonların sınırlandırılmasını istediğini, ancak AKP’nin ise operasyonları sürdürmek istediğini belirten Özgür, şöyle devam etti: “AKP ya da Saray iktidarı CHP merkezli muhalefete yönelik operasyonları sürdürme niyetinde. Bu bir plan dahilinde işliyor. 2024 seçimleri sonucunda karar verilmiş bir süreç. CHP'yi en azından belli sınırlar altına indirene kadar, toplumsal muhalefetin ana omurgası olmaktan çıkartana kadar sürdürmek niyetinde. Diğer yandan Türkiye tek bir siyasi olay üzerinden yürümüyor. Pek çok yürümeyen başlık var. Ekonomide, dış politikada, PKK ile silah bırakma konusundaki müzakerelerde ve kurulan komisyonda o kadar da huzurlu rahat ilerlemiyor işler. Dolayısıyla Bahçeli 19 Mart sonrası defalarca söyledi, bu operasyonların hemen sonuca ulaştırılmasını istiyor. Çünkü şunu görüyor; kendisini garantör gördüğü sürecin toplumun gündemine girmediğini, sosyal tabana ulaşmadığını, bunun ana nedeninin de CHP'ye yönelik operasyonların siyaset gündemini belirlemesi olduğunu ve bunu için bir an önce bitirilmesini istiyor. Operasyon işinin sınırlarını aştığını, kurulan masaya zarar verdiğini düşünüyor. İkisinin aynı anda yürümediğini görüyor ve gizli saklı değil direk mesajlar veriyor.”
'Siyasi ilişkiler çıkarlarla birleştiği için simbiyotik bir hale geldi'
Özgür, MHP ile AKP arasında hukuk üzerinden yaşanan bu hesaplaşmanın saflarının da taraflarının da her zaman net olmadığını vurguladı: “En son Aziz İhsan Aktaş'a suikast iddiasıyla yapılan organize suç örgütü operasyonuna bakıyoruz. Başındaki isim Selahattin Yıldız MHP yakınlığıyla çok iyi bilinen, MHP Genel Merkezi'nde Bahçeli ile görüşen bir isim. Hatta Alaaddin Çakıcı'nın çevresi sahip çıktı. Ama onun suç örgütünün yöneticileri olarak alınan iki Avukat Cem Duman ve Semra Alık’ın AKP'lilerle de çok yakın siyasi ilişkilere sahip olduğu ya da ticari ilişkilere sahip olduğu ortaya çıkıyor. Yani bu bir MHP'li çetedir ya da bu bir AKP'li çetedir diye bir ayrım yapmak olayı kavramayı engelliyor. Bir de biz iktidar mimarisini sadece AKP-MHP, iki partinin koalisyonu olarak gördüğümüz için aşağıda ortaya çıkan çeteleşmede de aynı netlikte bir siyasi tablo arıyoruz. Bu hata olur. İktidar mimarisi çok uzun süredir iki partinin koalisyonuyla geliyor ama nihayetinde hem kendi içinde hem aşağı doğru pek çok çıkar odağı klikler, güç odakları, sermaye yapısı ile devasa bir organizmadan bahsediyoruz. Çok uzun süreli bir iktidar olduğu için, bu siyasi ilişkiler çıkarlarla birleştiği için simbiyotik bir hale de geldi. Dolayısıyla sert süren siyasi hesaplaşma aşağıda çok sınırlarını aşarak ilerleyemiyor. Ancak bir bilek güreşi düello düzeyinde kalıyor. Kimse kimsenin kellesini o kadar kolay alamıyor bu ilişkilerden dolayı.”
‘AKP’ye karşı MHP'nin bir hamle yapması beklentisi rejimi anlamamak demek’
Bahadır Özgür, CHP’ye ve CHP’li belediyelere yönelik ‘yolsuzluk’ iddiasıyla yürütülen operasyonların sadece siyaseten değerlendirilmesinin de hata olduğunu kaydetti: “AKP 2019'da büyükşehirleri kaybetti. 2024'te Anadolu'daki büyükşehirlerin tamamını kaybetti. AKP'nin elinde büyükşehir namına kalanlar Konya, Kayseri, Samsun kaldı neredeyse... Ama bunlar hem halkla yapılan ‘alışverişi’ hem de genel olarak kendi etrafına ördüğü siyasi çıkar ilişkilerini sürdürmek için yetersiz. O yüzden operasyonlar aynı zamanda o verimli makinenin muhalefetin eline geçmesini engellemeye, elinden almaya dönük aynı zamanda. Dolayısıyla bu operasyonların genişlemesini bekleyebiliriz."
'Klik çatışmaları bu rejimin doğal bir karakteri'
MHP'nin işlerin düzeltilmesine yönelik hamle yaptığı yönündeki yorumları değerlendiren Özgür, “Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Geriye doğru bakalım; birkaç yıl önce Sinan Ateş cinayetinde bu sefer MHP çete olarak ilan edildi. Yani MHP'nin bu çeteleşme üzerinden hakim olma karakterinin son vermesi gerektiğine dair AKP'ye yönelik çağrılar yapılıyordu. Şimdi tam tersi yapılıyor. Bu sefer AKP’ye karşı MHP'nin bir hamle yapması isteniyor. Dolayısıyla halkın kafası karışıyor. Bu rejimi, rejimin işleyişini anlamamak demektir. Rejim sadece partilerden oluşan ve belli protokollerle, kurallarla, yapılarla ilerleyen, işleyen bir sistem olmaktan çoktan çıktı. Bu sadece partilerle değil, partilerin etrafına bürokratik, siyasi, toplumsal, sermaye ağlarıyla da örülmüş ve iç içe geçmiş bir yapı. O yüzden aralarında bir sevgi ve güven bağı olduğu için işlemiyor. Tam aksine, klik çatışmaları bu rejimin doğal bir karakteri.” dedi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et