27.07.2025 23:40

Yangınlar kader değil: Peyzaj mimarlığı, iklim krizi ve kurumsal boşluklar üzerine bir değerlendirme

Yangın riski yüksek bir ülke olan Türkiye’de, peyzaj mimarlığı gibi önleyici planlama araçlarının dışarda bırakılması, orman yangınlarını “kader” olmaktan çıkarıp bir yönetişim krizine dönüştürüyor.

Yangınlar kader değil: Peyzaj mimarlığı, iklim krizi ve kurumsal boşluklar üzerine bir değerlendirme

Fotoğraf: AA

Kasım Hanik


Düsseldorf - Türkiye her yıl yaz aylarında tekrar eden orman yangınlarıyla büyük doğal ve toplumsal kayıplar yaşarken, bu felaketlerin yalnızca iklim koşullarına veya bireysel ihmallere indirgenmesi, kurumsal sorumluluğu görünmez kılmaktadır. Özellikle peyzaj planlaması gibi önleyici potansiyele sahip bir disiplinin sistem dışında bırakılması, yangınların kader değil, planlama eksikliği olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu yangınlar aynı zamanda küresel iklim krizinin bölgesel tezahürlerinden biridir. IPCC’nin 6. Değerlendirme Raporu’na göre Akdeniz Havzası, küresel sıcaklık artışının etkilerini en yoğun hissedecek bölgeler arasında yer almakta; artan sıcaklık, azalan nem ve kuraklık döngüsü orman yangınlarının şiddetini ve sıklığını ciddi oranda artırmaktadır. Türkiye bu kırılgan coğrafyanın tam merkezindedir.

Türkiye’de ormanların korunmasına ilişkin temel mevzuat olan 6831 sayılı Orman Kanunu, yangınlarla mücadelede sorumluluğu Orman Genel Müdürlüğü’ne vermektedir. Ancak bu mücadele çoğunlukla yangın başladıktan sonra gerçekleştirilen söndürme faaliyetleriyle sınırlı kalmaktadır. Oysa peyzaj mimarlığı disiplini, yangın başlamadan önce alınacak önlemler konusunda büyük bir uzmanlık alanı sunmaktadır. Doğru bitki örtüsü seçimi, arazide kontrollü boşluklar oluşturma, düşük yanıcılığa sahip türlerle tampon zonlar planlama, yerleşim alanlarını yangından koruyacak geçiş koridorları tasarlama gibi çözümler peyzaj mimarlığının sahasına girer.

Türkiye’de kıyı bölgelerindeki ormanlar çoğunlukla monokültür kızılçam ormanlarıdır. Bu tür, yüksek reçine oranı nedeniyle yangına oldukça duyarlıdır. Oysa Almanya gibi orman yangını riski düşük olan ülkelerde bile yangına dayanıklı karışık yapraklı orman modeli tercih edilmekte; iğne yapraklı türlerin yoğun olduğu bölgelerde yangın riski azaltılmaktadır.

Almanya’da uygulanan sistemler sadece yangınla mücadeleyi değil, yangını önlemeyi hedefleyen çok disiplinli stratejilere dayanmaktadır. Örneğin Thünen Enstitüsü tarafından geliştirilen ErWiN (Erweiterte Waldbrandindex) sistemi ile meteorolojik, ekolojik ve topografik veriler birleştirilerek yangın risk haritaları oluşturulmakta, ormancılık politikaları bu verilere göre şekillendirilmektedir. Bazı eyaletlerde orman kenarlarına tampon zonlar kurulmakta, yangına dirençli yerli türler dikilmekte, orman yolları yangın ekiplerine erişim kolaylığı sağlamak üzere yeniden planlanmaktadır. Orman içindeki doğal boşluklar koridor olarak kullanılarak yangının yayılması engellenmektedir. Ayrıca enerji hatları, kamp alanları ve kırsal yerleşimlerin çevresinde özel peyzaj düzenlemeleri zorunlu tutulmakta; çalıların budanması ve yanıcı maddelerin azaltılması gibi detaylı önlemler alınmaktadır.

Almanya yangın kuşağında olmamasına rağmen bu sistematik önlemleri alıyorsa, Türkiye gibi yangın riski yüksek bir ülkede bu eksiklik affedilemezdir. Bu durum, yangının doğal bir afet olmasının ötesinde, planlama ve yönetişim sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye orman varlığı açısından zengin bir ülkedir ve bu varlığın korunmasında ormancılık bilimi ve orman mühendisliği, en kritik rollerden birini üstlenmektedir. Ancak, yangınlara karşı yalnızca müdahaleye değil, önleyici planlamaya da ihtiyaç vardır. Bu noktada peyzaj mimarlığı ve ormancılık birlikte çalışmadıkça, yangınlarla mücadele stratejileri daima eksik kalacaktır. Benzer bir durum Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde de görülmektedir. Kurumun kadrolarında yeterli sayıda peyzaj mimarı bulunmamakta; mevcut az sayıdaki peyzaj mimarı ise çoğunlukla mesleki birikimlerini kullanamayacakları atıl görevlerde istihdam edilmektedir. Bu durum, yangın gibi mekânsal müdahale gerektiren afetlerde, disiplinler arası iş birliğinin eksik kalmasına ve yangın öncesi planlama süreçlerinin zayıflamasına yol açmaktadır.

Peki Türkiye’de neden bu sistematik yaklaşım yok? Bu sorunun yanıtı yalnızca ormancılık politikalarında değil, kurumsal yapıların mesleki çeşitliliğinde yatıyor. Özellikle iklim değişikliğine karşı ülkenin en yetkili kurumu olan, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı’nın kadrosunda neredeyse hiç peyzaj mimarı yer almamaktadır. Başkanlık teşkilat yapısında çevre mühendisleri, iklim politikası uzmanları ve iktisatçılar öne çıkarken, araziyle doğrudan çalışan, alan bazlı çözüm üretebilecek peyzaj mimarları dışarda bırakılmıştır.

Oysa Başkanlığın görev tanımında yer alan “iklim değişikliğine uyum” ve “yerel düzeyde politika geliştirme” gibi başlıklar, doğrudan peyzaj mimarlığının uzmanlık alanıdır. Bitki örtüsü planlaması, kırsal ve kentsel yeşil alan sistemlerinin yeniden düzenlenmesi, suyla ilişkili doğal altyapı tasarımları bu disiplinin temel konularındandır. Ancak hem kadro alımlarında hem strateji belgelerinde peyzaj mimarlarına yer verilmemesi, yangın gibi fiziksel alanlara doğrudan etki eden krizlerde çözüm kapasitesini sınırlamaktadır.

İklim krizi, artık yalnızca sıcaklık artışı değil; kuraklık, ani yağışlar, rüzgarlar, biyolojik çeşitliliğin bozulması, su kaynaklarının tükenmesi gibi çok yönlü etkilerle, tüm doğal ve yapılı çevreyi yeniden şekillendirmektedir. IPCC, UNEP ve benzeri kuruluşlar, uyum politikalarının fiziksel planlamaya entegre edilmediği ülkelerde yangın, su krizi ve toprak kayıplarının katlanarak artacağı konusunda uyarmaktadır. Bu da gösteriyor ki iklimle mücadele yalnızca karbon salımını azaltmakla değil, doğaya dayalı çözümlerle mümkündür.

Bu noktada peyzaj mimarlığı, yalnızca “yeşil düzenleme” değil; afet risklerini azaltan, yangın hızını yavaşlatan, suyun yönünü kontrol eden ve alanı bütüncül biçimde planlayan bir disiplindir. Türkiye’de bu mesleki kapasite, karar alıcı mekanizmalar içinde yer almadığı sürece, orman yangınlarına karşı geliştirilen stratejiler hep eksik kalacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin yangın riski yüksek bir ülkede yaşadığı bu felaketler ne kaderdir ne de yalnızca iklimin suçudur. Planlamanın, bilimin ve disiplinler arası yaklaşımın eksikliğidir. Almanya gibi yangın kuşağında olmayan ülkeler bile geleceği öngörerek bilimsel temelli önlemler alıyorsa, bizim de peyzaj mimarlarını kurumlarımıza, politikalarımıza ve sahaya entegre etmemiz zorunludur. Bu bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.01.2026 16:26

Fenerbahçe’de Sidiki Cherif iddiası: Opsiyon bedeli ortaya çıktı

Fenerbahçe’nin, Angers forması giyen 19 yaşındaki santrfor Sidiki Cherif ile anlaşma sağladığı iddia edildi. Oyuncu satın alma opsiyonuyla kiralanırken, opsiyon bedeli 22 milyon euro olarak belirlendi.

Fenerbahçe’de Sidiki Cherif iddiası: Opsiyon bedeli ortaya çıktı Fotoğraf: Sidiki Cherif Instagram hesabından
01.02.2026 15:27

Günaydın’dan Epstein belgeleri çağrısı: Türkiye bağlantıları için derhal soruşturma başlatılmalı

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı Epstein belgelerinde Türkiye bağlantılarının bulunduğunu belirterek savcılara soruşturma başlatılması çağrısı yaptı.

Günaydın’dan Epstein belgeleri çağrısı: Türkiye bağlantıları için derhal soruşturma başlatılmalı

Gökhan Günaydın

01.02.2026 18:07

Kobanê için toplanan 25 TIR'lık yardım üç gündür bekletiliyor: Acilen bu kapıların açılması lazım

Diyarbakır’dan Kobanê’ye gönderilmek istenen su, gıda ve temel yaşam malzemeleri taşıyan 25 yardım TIR’ı, üç gündür bir dinleme tesisinde bekletilirken, DEM Parti ve sivil toplum temsilcileri geçiş izni verilmesi için nöbetini sürdürüyor.

Kobanê için toplanan 25 TIR'lık yardım üç gündür bekletiliyor: Acilen bu kapıların açılması lazım

Fotoğraf: MA

31.01.2026 20:39

Hasta mahpuslar için 3 ilde eylem: 'Biri bayılıyor, biri yürüyemiyor, biri 40 kilonun altına düştü'

İnsan hakları savunucuları, İzmir, Ankara ve İstanbul’da düzenlenen haftalık eylemlerde hasta mahpusların durumuna dikkat çekti; sık sık bayılan, yürüyemeyen ve 40 kilonun altına düşen mahpuslar için acil tahliye ve tedavi çağrısı yaptı.

Hasta mahpuslar için 3 ilde eylem: 'Biri bayılıyor, biri yürüyemiyor, biri 40 kilonun altına düştü'

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!