Tatilin gölgesinde çalışmak: Havuz yasak, denize vakit yok
Deniz kenarı olunca sanki tatildeymişiz gibi ‘şanslısınız’ diyenler, nasıl çalıştığımızı bilmiyor. Yalnızca bir kere denize girebildim. Zaten otelin havuzuna, denizine giremiyoruz. Onlar biz yasak.
Turizm İşçisi Leyla
Antalya – Merhaba ben Leyla, Alanya Türker bölgesinde 5 yıldızlı, beş yüz kişi kapasiteli bir otelde çalışıyorum. Tek başıma yaşıyorum, evim kira. Otelde 270 personel var. Tatil boyunca, tatil yapanlara hizmet veriyoruz ve tatil yapmıyoruz. 6 ay böyle geçiyor sonrası da zaten evde kalıyoruz.
Genelde bize Akdeniz Bölgesi’nde olduğumuz için sürekli “Çok şanslısınız, hep tatilde gibi hissediyorsunuz” diyorlar. Ben de onlara “Yok siz bizden daha fazla denize giriyorsunuz” diyorum. Deniz kenarı olunca sanki tatildeymişiz gibi ‘şanslısınız’ diyenler, nasıl çalıştığımızı bilmiyor tabii. Ben yalnızca bir kere denize girebildim. Zaten otelin havuzuna, denizine giremiyoruz. Onlar bize yasak. Bizim ayağımızın dibinde olmasına rağmen giremiyoruz, zaten vakit de kalmıyor. Burada yaşamamıza rağmen böyle. Sabah koştur koştur otelde işe başlıyoruz. Bir bakıyoruz saat dört olmuş. Servise koş, yetiş... Çok yoğun ve uzun çalıştığımız için o an başkalarının tatilinin içinde olduğunu bile gözlemleyemiyorsun. Her ne kadar tatil yapan insanların arasında çalışsan da... O an hayal kuramıyorsun bile. Ancak eve gidince “Ben de şurada bir tatil yapabilseydim...” düşüncesi geliyor tabii. Örneğin kendi çalıştığımız beş yıldızlı otelde biz de tatil yapmak isterdik.
Çalışırken eşitsizliği çok net hissedebildiğin için o tatil sana hak değilmiş gibi hissettiriyorlar. Gün içinde çalışırken yaşadığımız kötü, onur kırıcı şeyler de oluyor tabii. Bir keresinde personelimizin servis yaptığı bir müşteri ona “Senin paranı biz ödüyoruz” demişti. Bu çok ağır bir ifadeydi, çok üzücü bir cümleydi. Çünkü sen para veriyorsan o da sana alın terini veriyor paranın karşılığında. Sen bedava, yok yere vermiyorsun ki. Biz de sana hizmet ediyoruz. Senin o tatili yapabilmen için o insanlara ihtiyacın var.
Otel beş yıldızlı olduğundan gelen ailelerin birçoğu üst düzey gelirli oluyor. Biz de yaşam kavgasında, ekmek kavgasında oluyoruz. Sadece nefes alacak, barınacak kadar, yiyebileceğimiz kadar ekmek kazanmaya çalışıyoruz. Otel çalışanları olarak altı ay çalışıp diğer aylar da eve tıkılı kalıyoruz.
Maalesef bu sene turizm işçilerini erittiler. Özellikle de asgari ücretle çalışan, alt kadrodaki turizm işçilerini. Örneğin Alanya bir tatil beldesi olduğu için ilçenin daha kötü yerinde yaşasan bile ev kiraları çok yüksek. Yüksek olduğu için ücretimizden geriye neredeyse hiçbir şey kalmıyor.
Maalesef bu bölgede turizm işçileri olarak sadece altı, yedi ay yaşıyoruz. Onda da tam zamanlı çalışıyoruz. Altı, yedi ay boyunca işteyiz. Bu yüzden insanların yaşam alanları, sosyal aktiviteleri yok. Çalışma saatleri bir yana, ekonomik şartlar da bizi çok kısıtladı bu konuda.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et