21.07.2025 10:46

Yangınla mücadeleye ekolojik perspektiften bakmak | Yanıcı olmayan tampon bölgeler oluşturulmalı

Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu, özelleştirmenin sonucu çıkan yangınlarda devlet denetiminin artırılması gerektiğini ve kontrollü yakma işleminin yapılabileceğini söyledi.

Yangınla mücadeleye ekolojik perspektiften bakmak | Yanıcı olmayan tampon bölgeler oluşturulmalı

Fotoğraf: AA

Belce Uykusuz

Ankara – Türkiye’de her yıl daha da şiddetli geçmeye başlayan yangınlar nedeniyle endişeler büyüyor. Yangınların sebepleri, alınması gereken önlemler ve müdahale biçimleri... Konuya dair birçok merak edilen noktayı Hacettepe Üniversitesinde yangın ekoloğu olan Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu ile konuştuk. Yangının ekolojik sistemdeki yerini anlamanın önemini vurgulayan Tavşanoğlu, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki denetimli yakma yöntemine işaret etti. Tavşanoğlu, “Bir yandan da kent ve köylerdeki hasarı minimuma indirmek için doğal yangın ekosistemleri ile kesiştikleri yerlerde arada yanıcı olmayan tampon bölgeler oluşturmak önemli. Bu bölgeleri tarım arazileri ve ormanlar arasında kurabiliriz” diyor.

‘İklim krizi yangının şiddetini etkiliyor’

Bu kadar çok yangın olmasının sebebi nedir?

Aslında ülkemizin nasıl deprem kuşağında bulunmasını sıkça konuşuyorsak, ülkemiz aslında yangın kuşağında da yer alıyor. Özellikle Akdeniz iklimine sahip bölgelerimiz yangın çıkması için oldukça uygun. Yangınlar sadece artmakla kalmıyor aynı zamanda daha da şiddetleniyor. Bu artışın sebeplerine baktığımızda iklim değişikliği ön plana çıkıyor. İklim krizi hayatımızın birçok yanını etkilediği gibi burayı da etkiliyor. Yanıcı materyal (bitkiler) çok daha kuru olduğu için bir yangın çıktığında önünü kesmek oldukça zorlaşıyor. Aynı zamanda iklim krizi sebebiyle sıcak hava dalgaları artıyor ve daha uzun süreli oluyor bu da yangın şiddetini arttırıyor.

""

‘Elektrik dağıtım şirketleri sıkı denetlenmeli’

Bu durumda yangınlara dair önleyici ve koruyucu nasıl politikalar izlenmelidir? Mevcut müdahalelerin doğru ve yanlış yanları nelerdir, neler geliştirilmelidir?

Yangın yönetim politikalarımızı mutlaka iklim değişikliğini de göz önünde bulundurarak yenilemeliyiz çünkü yangınları söndürmenin daha zorlu olduğu bir sürece girdik artık.

Bu politikalardan konuşmak için öncelikle yangınların çıkış kaynaklarını irdelemek lazım. Örneğin son süreçte çıkan İzmir yangınlarına baktığımızda büyük ölçüde elektrik hatlarından kaynaklandı. Bunu da insan kaynaklı yangın kategorisine sokuyoruz. Çünkü insan kaynaklı demek sadece sigara, çöp atmak ya da bilinçli yakmaktan ibaret olmuyor. Elektrik hatlarından kaynaklı yangınlar Türkiye’de geçmişten beri büyük bir sorun olmuştur. Şehirlere elektrik sağlamak için kimi zaman bu hatların ormanlardan ya da vejetasyon (bitki örtüsü) olan alanlardan geçmesi gerekiyor. Orman Bakanlığının bu konuda elektrik şirketleri ile yapmış olduğu bir protokol var aslında: Kabloların geçtiği yerdeki bitkilerin düzenli temizlenmesi gerekiyor ki bir tel kopma durumunda tutuşma yaşanmasın. Bu temizliği yapmak da oradaki ilgili kurumun sorumluluğu oluyor. Geçmişte Enerji Bakanlığı kontrolünde iken de böyle sorunlar yaşanıyordu ama bugün giderek özelleştirilmiş olması durumu devletin kontrolünden iyice çıkarıyor. Gördüğümüz kadarı ile orman altı temizlikleri daha kâr odaklı olabilmek uğruna ihmal eden elektrik dağıtım şirketlerinin sıkı denetlenmesi gerekiyor.

Yani baktığımızda burada yönetilmesi gereken bir yangın kaynağı sorunu var. Çünkü yıldırım kaynaklı yangınlar genelde yağış ile birlikte de gelince oldukça az alan yakarken insan ya da elektrik kaynaklı yangınlar özellikle rüzgar ile de birlikte gelince (Rüzgara bağlı tel kopması gibi) geniş alanları yakıyor. Rüzgar ile gelen yangını da söndürmesi çok zor oluyor. Yangınları sadece meteorolojik koşullar el verdiği ölçüde söndürebiliyoruz. Ancak yangının çıkış kaynağı olayın sadece bir boyutu ve tek başına buraya eğilmek yeterli değil.

‘Küçük yangın engellendikçe büyük yangınlara yol açabilir’

Neden?

Yangın yönetim politikalarını daha detaylı incelemeden dünyanın hiçbir yerinde yangınları anlayamayız. Öncelikle yangının doğal bir faktör olduğunun altını çizmek lazım. Bu bölgelerde insanlardan önce de yangın vardı. Burada önemli bir sorun yangının doğa için kötü olduğu algısı ile koruma politikaları kapsamında yoğun bir yangın söndürme faaliyeti olması. Geçtiğimiz yüzyılın anlayışı ile Türkiye dahil dünyanın birçok yerinde normalde birkaç on yılda bir yanıp kendini yenileyen ortamlarda çıkan yangınlar agresif bir şekilde söndürüldü. Bu o bölgede sürekli yanıcı madde birikimine sebep oldu. Bu yanıcı maddeler dökülüp kuruyan ağaç yaprakları, kozalaklar, dal gibi parçalar ya da kuru otlar olarak düşünülebilir. Yani insan kaynaklı yangınların çokça artması, iklim değişimi ve yanıcı madde birikimini şu an yaşadığımız şiddetli yangınların üç ana sebebi olarak ele alabiliriz.

Yangınla mücadeleyi sadece yangın çıktıktan sonra yangın söndürme olarak ele alamayız. Zaten var olan iklim krizi ile söndürme başarımız oldukça düşüyor. Yangın büyüdükten sonra çeşitli teknolojik aletlerin bile fayda etmediği bir noktaya geliyor. Yangın ile mücadele yangından önce başlamalı. Geleneksel algı ve kamuoyu baskısı hızlıca yangın söndürme üzerine ve gerçekten ülkemizde binlerce yangın söndürülüyor ancak saydığım sebeplerle kaçırılan birkaç yangın büyüyerek çok yıkıcı sonuçlara sebep olabiliyor. Hatta küçük yangınları söndürdükçe bunun büyük yangınlara yol açmasına yangın paradoksu diyoruz. Yani bizim küçük yangınlardan korkmamamız ve büyük yangınları engellememiz lazım ama bunun önünde çok fazla yasal engel var.

Nasıl yani? Bazı yangınlar söndürülmemeli mi?

Yangınla baş etmede başarılı bir metot olarak denetimli yakma dediğimiz bir yöntem var. Kuzey Amerika bunu on yıllardır yaparken Avrupa da son on yılda uygulamaya başladı. Yangının çok büyümeyeceği hava koşullarında uzmanlar tarafından küçük yangınlar çıkarmak gelecekte çıkabilecek büyük yangınları engelleyebiliyor. Bir yandan da kent ve köylerdeki hasarı minimuma indirmek için doğal yangın ekosistemleri ile kesiştikleri yerlerde arada yanıcı olmayan tampon bölgeler oluşturmak önemli. Bu bölgeleri tarım arazileri ve ormanlar arasında kurabiliriz. Yol kenarlarına az yanıcı ağaçlar dikilmesi, elektrik hatları boyunca ağaçların, yanıcı maddelerin sürekli temizlenmesi gibi yöntemler de yangınla baş etmemizde önemli olacaktır. 

‘Yanlış müdahale ekolojik yıkım getirebilir’

Peki yangın söndürüldükten sonra yanmış alanlara nasıl müdahalelerde bulunulmalıdır?

Aslında yangın sonrası oradaki birçok bitkinin ölmediğini biliyoruz, Akdeniz ekosistemi hakkında konuşuyorum. Yangın alanına ilk bakıldığında gri bir kül tabakası görünüyor olabilir ama birçok bitkinin toprağın altında yaşamaya devam eden kökleri var ve yangından bir süre sonra hızlıca filizlenebiliyorlar. Çam ağaçları kozalakları yoluyla hızlıca çimlenebiliyor ya da çeşitli bitkiler yangın olmadan çimlenemiyorlar. Bu durumların hepsi yangının o ekosistemlerin bir parçası olduğunun göstergesi. Maalesef yanlış bir algı ile yapılan ağaçlandırmalar bölgeye ekolojik anlamda yıkım getiriyor. Örneğin endemik bir semender türü var aslında ölmemiş yangın sırasında toprağın altına saklanmış ama ağaçlandırma yapılırken toprağın sürülmesi onu öldürüyor. Ya da çeşitli bitkilerin bulunduğu bir orman ekosistemi sadece tek tip ağaçlardan oluşan bir alana dönüşüyor. Bu durum oradaki ekosistemlerin gelecekteki yangınlara karşı direngenliğini de azaltıyor, kendini yenileme kapasitesini yok ederek hep tekrardan ağaçlandırmaya muhtaç hale getiriyor. Kendini yenileme imkanı olmayan alanlarda bilinçli yapılan ağaçlandırma çalışmalarını bunun dışında tutuyorum.

Özetlemek gerekirse yangın aslında çok karmaşık bir olgu ve ilk bakışta ister istemez çeşitli fikirler oluşabilse de herhangi bir yorum yapmak için uzmanlık gerektiren bir konu. Ülkemizde her yangın gündeminde birçok söylem ortaya çıkıyor ve kaotik bir ortam oluşuyor. Bu yüzden bu konuda uzmanların dinlenmesi asıl enerjimizi ve odağımızı hangi taleplere çevirmemiz gerektiği noktasında önemli olacaktır.

(Evrensel)

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!