Evrensel’in manşeti | İşte ‘iç cephe’
Ortadoğu’da İsrail eliyle çıkarılan yangın büyüyor. ABD’yi kınamaya cesareti olmayan ama ‘sıradaki hedefin Türkiye olduğunu’ öne süren iktidar, ‘iç cephe’ söylemleri ve gözdağıyla bu savaşı kendi gücü
Fotoğraf: AA, Düzenleme: Evrensel
Ortadoğu’da İsrail eliyle çıkarılan yangın büyüyor. ABD’yi kınamaya cesareti olmayan ama ‘sıradaki hedefin Türkiye olduğunu’ öne süren iktidar, ‘iç cephe’ söylemleri ve gözdağıyla bu savaşı kendi gücünü tahkim etmenin bir aracı olarak kullanıyor. İçerideki saldırganlığını artırıyor.
İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ABD’nin de fiilen katılması dünyanın üzerindeki karanlığı daha da koyulaş- tırırken, Türkiye’yi yönetenler bu kanlı savaşı ve onun büyüme potansiyelini, içerideki itirazları önlemek ve artan baskıcı yöntemlerini meşrulaştırmak için kullanıyor.
ABD-İsrail saldırganlığı bölgeyi kavururken Türkiye emekçi sınıfları önemli ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Kamu işçisine dayatılan yüzde 16’lık zam, bu zorlukların süreceği, sermaye ve iktidarın, ekonomik buhranın yükünü emeğiyle geçinenlerin sırtına yıkmaya devam edeceğini gösteriyor. Bunu yapabilmek için mevcut itirazları zor kullanarak bastırmak yoluna gidiyorlar.
Saray iktidarı, Ortadoğu’da yanan ateşin dumanları arasında kendi durumlarını düzeltecek bir ‘iç cephe’ hikayesi arıyor. Erdoğan, yandaş Memur-Sen’in düzenlediği toplantıda, toplu sözleşmenin eşiğinde olan kamu emekçilerine bir yandan “fazla beklenti içinde olmayın” mesajı verirken bir yandan da ‘iç cephe’ ve ‘yeni anayasa’ etrafında
hizalanma çağrısı yapıyor. Bahçeli, “Sırada hangi ülkenin olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok” açıklamasıyla ve muhalefete göz dağı vererek yine ‘iç cephe’ çağrısı yapıyor. Emperyalist saldırganlığın ele başı ABD’yi kınamaktan hatta eleştirmekten aciz olan iktidar ‘içeriye aslan’ kesiliyor. Belediyelere yönelik operasyonların artması, sudan gerekçelerle art arda gazetecilerin tutuklanması, Özak işçilerinin anayasal hakları olan sendikalaşmak için giriştikleri eylemleri ‘kanun dışı’ ilan eden mahkeme kararına itirazın reddedilmesi tesadüf değil.
Gerçek iç cephe, emperyalist haydutları kağıt üstünde bile kınayamayan sermaye ve iktidarıyla milyonlarca emekçi arasında giderek daha belirgin hale geliyor.
Özak Tekstil direnişi ‘kanun dışı’ sayıldı: ‘Bu yasalar kimin için yazıldı?
Sendika hakkı için direnen Özak Tekstil işçilerinin eylemleri mahkeme kararıyla “kanun dışı” ilan edildi. 500 işçinin daha iyi çalışma koşulları için sürdürdüğü direnişin suç sayılması, insanca yaşam mücadelesine açık bir saldırı anlamına geliyor. Patronun baskısı, sendikalaşmanın engellenmesi, iş- ten atmalar, kötü çalışma koşulları görmezden gelinirken; anayasal haklarını kullanan işçiler suçlu sayılıyor. İşçiler soruyor: “Bu yasaları kim yazdı, kimin için yazdı?”
‘Amerikan savaşı’ fabrikalarda da gündem
İsrail’in İran’a saldırısı fabrika sohbetlerinin ana gündemi oldu. İşçiler bir yandan savaş videolarını tartışıyor, bir yandan da “Sıra Türkiye’de mi?” tedirginliğini yaşıyor. Geçen hafta “Bu maaşla yaşanmaz” diyen işçiler, bugün “Ülkemizi korumalıyız” diyor. Milliyetçilikle beslenen savaş söylemi, yoksulluğun üzerine örtü olarak kullanılıyor.
Erdoğan ve Bahçeli’den ABD’ye söz yok, yine ‘iç cephe’ çağrısı var
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen programında kamu emekçilerini enflasyona ezdirmediklerini öne sürdü, “iç cephe” ve “yeni anayasa”ya destek istedi. İsrail’in İran’a süren saldırılarına ABD’nin de dahil olmasına ise sessiz kaldı. Devlet Bahçeli de bir sonraki hedefin Türkiye olduğunu iddia ederek “iç cephe” çağrısı yaptı.
Emperyalistlerin müzakere masasından barış çıkar mı?
ABD’ye de İran’a da destek verenlerin yaptığı bütün açıklamalar “Sorun diplomasiyle, görüşmeler yoluyla çözülmelidir” diye bitiyor. ABD savunma bakanı bile “Başkan Trump barış istiyor, İran da bu yolu seçmeli” dedi. Saldırıya uğrayan İran ise buna itiraz ediyor. Çünkü “Sorun masada çözülmeli” diyenler aslında “İran’ın iki elini havaya kaldırıp teslim olarak masaya gelmesini” istiyorlar.
İran’da rejim değişikliği mi?
Geçen hafta Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimali az demiştik ama iki gün önce İran meclisi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılabileceği doğrultusunda karar aldı. Topu Milli Güvenlik Konseyine attı. Bu kararı bir tehdit olarak, artık üzerimize daha fazla gelmeyin daha fazla sıkıştırırsanız her şeyi yapabiliriz mesajı vermek için mi aldılar bilmiyoruz, fakat Boğaz kapatılırsa savaş daha üst boyuta ulaşır. Sanki taraflar da savaşa devam etmek istiyor gibi. Trump son demecinde İran rejiminin değişmesini istediğini açıkladı. Bu İran rejimi değişinceye kadar saldırmaya devam edeceğiz demek. İran da hem Hürmüz Boğazı’nı kapatırız, hem de Putin ile bir şeyler planlıyoruz dedi. Bu da savaşı sadece İran-ABD-İsrail olarak değil de Rusya, Çin ve bölge ülkelerinin de katıldığı bir genel savaş haline getiririz demek.
Avrupa, savaşın parçası olmak istiyor
Trump yönetiminin Ukrayna’dan sonra bir kez daha Avrupalı müttefiklerini dışlayarak İran’a karşı İsrail ile birlikte hareket etmesi, Berlin-Paris-Londra eksenini daha da yakınlaştırdı. Ortak açıklamalar İran’da muhtemel bir rejim değişikliğinde Avrupa’nın da pastadan pay istediğini gösteriyor. Bütün bunların, bugün Hollanda’da başlayacak NATO zirvesinde de yansımaları olacak.
(Evrensel)
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et