Alman menşeli tekstil firması DIGEL işçi kıyımına devam ediyor
İzmir Gaziemir’deki Ege Serbest Bölge’de faaliyet gösteren Alman menşeli erkek giyim firması Digel Tekstil’de işçi kıyımı sürüyor.
Fotoğraf: Aliye Ceylan/Evrensel
Emirhan Durmaz
İzmir- İzmir Gaziemir’deki Ege Serbest Bölge’de faaliyet gösteren Alman menşeli erkek giyim firması Digel Tekstil’de işçi kıyımı sürüyor. Daha önce sendikalaştıkları gerekçesiyle işten çıkarılan yedi işçinin işe dönüş mücadelesi 150 gündür devam ederken, 13 Haziran’da ise yeni bir işten çıkarma dalgası yaşandı. Sendika komitesinde yer alan ve işten çıkarılan işçilere şahitlik eden sekiz işçi, Kod 49 ile işten çıkarıldı. Konuya ilişkin TEKSİF Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ve 13 Haziran’da iş akdi feshedilen Şengül Öztürk ile konuştuk.
‘Almanya’da haklardan bahseden firma burada her türlü hukuksuzluğu yapıyor’
İlk olarak görüştüğümüz TEKSİF Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz sürece dair aktarımlarda bulundu. İşten çıkarmalara karşı direniş devam ederken Kurban Bayramı öncesinde işverenin işçilere yeni bir tebliğ oluşturduğunu kaydeden Makum Alagöz, “İşveren işten ayrılmak isteyenlerin kıdem ve ihbar tazminatını vereceğini ve işsizlikten yararlanacak şekilde çıkışlara yardımcı olacağını söyledi. Buna dair içerde sendikalı veya sendikasız üyelerin başvurusu oluştu, 13 Haziran’da 15 arkadaşın kendi isteğiyle işten ayrılmasını oluşturdular. Ancak iş çıkışı sonrası insanlar evlerine gidince kimisine SGK’dan mesaj gelerek, kimisine de işveren muhasebe müdürü Muhammet Bey tarafından ulaşılarak iş akdinin Kod 49 ile feshedildiği belirtildi. Eğer bir çalışanın iş akdi feshedilecekse öncesinde insan kaynaklarına çağırılır tebliğ edilir ama bu işveren tüm hukuksuzluğunu devam ettiriyor. Almanya’da insan haklarından bahseden bu firma Türkiye’de kimlerden güç alıyorsa bu gücü kullanarak her türlü hukuksuzluğu yapıyor” diye konuştu.
Öncü işçiler seçiliyor
İşten çıkarılan sekiz işçinin sendika komitesinde yer aldığını ve önceki dönemde işten çıkarılan yedi işçiye şahitlik eden kişiler olduğuna dikkat çeken Alagöz, “Burada da yasalar yine devre dışı bırakılıyor. Çünkü yasalarda ‘bir kişi işveren aleyhine şahitlik yaptığında işten çıkartılamaz’ diye bir madde var. Bunu da dinlemiyor işveren. Biz bununla sınırlı kalacağını da düşünmüyoruz, özellikle seçtikleri ve önümüzdeki günlerde de büyük ihtimalle seçecekleri kişiler bizim mücadele eden oradaki öncü arkadaşlarımız olacak” ifadelerini kullandı.
21 Haziran’da Ankara’ya yürünecek
Son olarak eylem planlarına ilişkin konuşan Alagöz, “Digel işçileriyle sendikamızın aldığı bir ortak karar oluşmuştu haftalar öncesinde. Dün de bununla ilgili içerideki üyelerimizle toplantı yaptık. Önümüzdeki hafta İzmir’de sendikaları, siyasi parti temsilcilerini ziyaret ederek 21 Haziran günü Ankara’ya hiçbir araç kullanmadan yürüyüşe başlayacağız. Bununla ilgili bulunduğumuz ilçelerde kamuoyuna bu süreci anlatmak adına meydanlara yürüyeceğiz. Bu mücadeleyi Ankara’ya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önüne taşıyacağız” diye konuştu.
‘Baskılara rağmen sendikalı olmaktan vazgeçmedik’
Ardından görüştüğümüz 2 yıldır Digel Tekstil’de çalışan ancak 13 Haziran itibariyle işten çıkarılan Şengül Öztürk, yedi arkadaşlarının işten çıkarılmasında sonra sendika için mücadeleden vazgeçmediklerini kaydederek, “Resmen sendikadan vazgeçmezseniz sizi de işten çıkartırıza getirdiler ama biz vazgeçmedik. Zaten ne olduysa o günden sonra başladı. Yapmadıkları baskı, uygulamadıkları mobbing kalmadı. Bütün baskılara rağmen yine de dayandık, işimizin başında olduk, sendikalı olmaktan da vazgeçmedik” diye konuştu.
‘Bu işin maddi hak arayışından çıkıp, manevi onur meselesine dönüşmesini sağladılar’
İçerideki çalışma şartlarına değinen Öztürk, “Ben 10 saat ütü başında çalışıyordum. Koskoca fabrikada birisi bozuk olmakla birlikte iki su sebilimiz var. Soğuk su içme hakkımızı bile elimizden aldılar, defalarca söylememize rağmen resmen ceza olsun diye yaptırmadılar. Tuvalete gittiğimizde bile ‘kaç dakikadır tuvalettesin’ diye insan onuruna yakışmayan sorularla bizi muhatap ettiler. Aslında bu işin artık maddi hak arayışından çıkıp, manevi onur ve gurur meselesine dönüşmesini sağladılar. İnsanca çalışma haklarımızı elimizden aldılar. Hastaneye gidebilmek için bile günler öncesinden yalvarmaya başlıyorduk. Ben bir insan olarak bu despotluk karşısında utanıyorum, ancak onlar ‘iş ahlakı’ diyerek kendi vicdanlarını rahatlatıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Peşini bırakmayacağız’
İşten çıkarılış sürecine değinen Öztürk, “Şirket yöneticileri tarafından ‘kendi isteği ile işten çıkmak isteyenler varsa insan kaynaklarına ismini yazdırsın’ şeklinde bildirimde bulunuldu. Çıkacak işçi sayısının da 25 olacağı söylendi. Ben ismimi yazdırmadım, ismini yazdıran arkadaşlarımızın da 80 ila 100 kişi dolayında olduğunu biliyorum. Geçtiğimiz Cuma günü, ayın 13'ünde rahatsızlığımdan dolayı işe gidemedim. Bunu da ekip liderime iş başı olmadan bildirmiştim. O gün öğleden sonra iş yerinde çıkartmalar başladığını arkadaşlarımdan öğrendim. Ben hasta yatağımda yatarken, çıkarılan arkadaşlarımıza üzülürken akşam saat 18.30’da, yani mesai saatinin bitişinden bir saat sonra insan kaynakları tarafından bir telefon geldi ve ‘Şengül Hanım yöneticilerimizin vermiş olduğu kararla 49’uncu maddeden iş akdiniz sona erdi ve pazartesi günü iş yerine gelmenize gerek yok. Kişisel, özel eşyanız var ise bir arkadaşınıza söyleyerek size ulaştırmasını isteyebilirsiniz” denildi. Ardından telefonu yüzüme kapattı. Ben insan olarak onların böylesi insafsızca yaptıklarından dolayı utanırken; onların hala bize robotmuşuz gibi davranmaları benim onur ve gururumu kırdı. Bu insan onuruna yakışmayan davranışlarına karşı, tüm hukuki haklarımızı kullanacağız, ben ve işten çıkarılan bütün arkadaşlarım bu işin peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et