07.06.2025 10:26

Türkiye’nin depozito yönetim sistemi | Çevreyi mi kurtarıyor, rant kapısı mı açıyor?

İktidarın propagandasını yaptığı depozito saha yönetim sistemi uzmanlara göre denetim eksiklikleriyle dolu, şeffaflıktan uzak bir tablo doğuracak.

Türkiye’nin depozito yönetim sistemi | Çevreyi mi kurtarıyor, rant kapısı mı açıyor?

Fotoğraf:Evrensel

Eylem Nazlıer
[email protected]


Hükümetin büyük bir çevre projesi olarak sunduğu depozito saha yönetim sistemi (DSYS), Emine Erdoğan’ın öncülüğünde “sıfır atık projesi”nin en önemli adımı olarak tanıtılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da katıldığı törende, DSYS’nin kurulması ve işletilmesine ilişkin iş birliği protokolü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, TESK Başkanı Bendevi Palandöken ve Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi tarafından imzalanmıştı. Bu iş birliğiyle, depozito iade noktalarından ambalajların toplanması, taşınması, doğrulanması ve geri kazanımı gibi saha operasyonlarının tek çatı altında yönetilmesi planlanıyor.

Ancak uzmanlar, sistemin çevresel faydalarından çok rant odaklı bir girişim olabileceğini söylüyor. Plastik kirliliğiyle mücadelede kalıcı bir çözüm sunmadığı belirtilen proje için Çevre Mühendisi Medet Güney, Plastik Kirliliği ve Atık Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu ve geri dönüşüm işçileri, sistemin belirsizliğini, çevre dostu bir adım olmadığını, özellikle atık toplayıcılarını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.

‘Neden yeni kurulan bir ajans sorumlu?’

Çevre Mühendisi Medet Güney, sistemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yerine Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülmesine dikkat çekti. Güney, “Bu durum, devletin yalnızca düzenleyici bir rol üstlenmek yerine, ekonomik değeri büyük bir pazarda aktif bir piyasa aktörü olma amacını taşıdığını gösteriyor” dedi.

Güney, TÜÇA’nın sadece depozito sistemini kurmakla kalmayıp, işletme, denetim ve finansal akışı da tek elden yönetecek olmasının şeffaflık ve denetim mekanizmaları açısından ciddi soru işaretleri yarattığını ifade etti.

Sistemin ilk aşamada PET şişe, cam şişe ve alüminyum kutuları kapsadığını belirten Güney, tüketicilerin özel etiketlenmiş ambalajları belirlenen iade noktalarına getirmesi halinde belirli bir depozito bedelinin geri ödeneceğini söyledi. Ardından tüketicilerin iade edeceği ambalajların teslim alınması ve depozito bedellerinin ödenmesi için satış noktalarında manuel bir sistem kurulmasının veya otomatik depozito iade makineleri kullanılmasının öngörüldüğünü anlattı. Bu makinelerin, özel bir yazılım ve tasarlanan etiketi okuyacak bir sistemle donatılması gerektiğini vurgulayan Güney, söz konusu özel okuyucu ve yazılımın da TÜÇA tarafından yetkilendirilmiş bir şirket tarafından hazırlandığını belirtti.

İşletme maliyetini kim üstlenecek?

Güney, depozito iade makinelerinin satış bedelinin birkaç bin avro mertebesinde olmasının öngörüldüğünü, ayrıca toplama noktaları ile geri kazanım tesisleri arasında aktarma merkezleri, doğrulama tesisleri gibi ek işletmelerin ve kontrol mekanizmalarının da kurulmasının planlandığını söyledi. Üstelik sistemin ilk yatırım ve işletme maliyetlerinin kim tarafından üstlenileceğinin belirsiz olduğunu vurguladı.

‘Nasıl bir denetim mekanizması olacak?’

Sistemin paydaşları arasında finansal akışın sağlanabilmesi için bir elektronik ödeme sistemi ve dijital uygulama altyapısı için Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ’nin yetkili kılındığını vurgulayan Güney, sistemin en önemli ayaklarından birinin de bu ödeme mekanizması olacağını ifade etti.

Bakan Kurum’un, sistemin Türkiye’ye her yıl 520 milyon avro kazanç sağlayacağı yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Güney, “Sistemdeki para akışı hangi mevzuata tabi olacak? Nasıl bir denetim mekanizması işleyecek? Mevcut durumda atık yönetim sistemindeki en önemli paydaşlardan olan yerel yönetimler bu yeni sistemde ne şekilde yer alacak? Sistemin tasarlanması esnasında halihazırda bu işi yürüten kesimlerin görüş, öneri ve katkıları alındı mı” diye sordu.

Katılımcılık ve şeffaflık yok!

Plastik Kirliliği ve Atık Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’da, projenin planlama ve uygulama süreçlerindeki eksikliklerine dikkat çekerek, eksik planlanan, katılımcılık ve şeffaflığın olmadığı bir sistem olarak tasarlanmadığını göyledi. Gündoğdu, “İktidar ‘Dünya örneklerini inceledik’ diyor, ancak hangi dünya örneğini harmanladıkları belli değil” dedi.

Projenin temel işleyişine yönelik eleştirilerde de bulunan Gündoğdu, sistemin yüksek maliyetli makinelerle toplanan atıkları geri dönüşüm tesisine göndermekten öte bir işlevinin olmadığını belirterek ölü yatırım gibi göründüğünü söyledi. Gündoğdu, DSYS’nin en büyük eksikliklerinden birinin, sayıları 500 bini bulan atık toplayıcılarının sisteme entegre edilmemesi olduğunu söyledi.

100 şişe 25 lira

Ambalajları makinelere bırakmanın ekonomik açıdan cazip olmadığını vurgulayan Gündoğdu, “Vatandaş zaten uzun zamandır ambalajlı içecek alırken bu depozito bedelini ödüyor. Bu uygulamayla toplanan ambalaj başına 25 kuruş ödeme yapılacak. 100 şişe toplasanız ancak 25 lira eder ve bu da bir aile için sadece ekmek parası demek. Depozito iade sisteminin temel amacı, bir ambalajın anında kayda değer bir bedelle geri dönüşüm sistemine dahil edilmesi olmalı” ifadelerini kullandı. Perakendecilerin dükkanlarında bu makineler için yer ayırmasının zorunlu olacağı ancak bundan bir kazanç elde etmeyecekleri için karşı çıktıklarını söyleyen Gündoğdu, anlaşma sağlanıp sağlanamadığını da sordu.

Avrupa’daki uygulamalardan uzak

Avrupa’daki depozito sisteminden bahseden Gündoğdu, “Avrupa’da şişeler genellikle kırılmıyor veya büzüştürülmüyor. Tekrar doldurulmak üzere toplanıyor. Firmalar ortak ambalaj tipleri kullanıyor ve bu sistem sürdürülebilir oluyor. Ancak Türkiye’deki sistem sadece şişe kırma, PET şişe büzüştürme ve alüminyum ambalajı presleme üzerine kurulu. Bu makineler gelecekte yeniden kullanılabilir ambalajlar devreye girdiğinde modifiye edilebilecek mi, emin değilim” dedi.

Depozito makineleri ekonomik yük!

Her bir depozito makinesinin maliyetine dikkat çeken Gündoğdu, “Bir makine 5 bin avro, yani yaklaşık 221.258 TL. Bu maliyetin karşılanması için her makinenin 750 bin ambalaj toplaması gerekiyor. Ancak bu ücretin tamamı makineye gitmeyecek; bir kısmı Çevre Ajansına, bir kısmı ambalaj şirketlerine ve diğer çeşitli kesimlere aktarılacak” dedi.

Sistemin ekonomik getirisinin şeffaf olmadığını vurgulayan Gündoğdu, “Bu tür projeler, aynı zamanda rant kaynağı haline gelebiliyor. Bu rantın nasıl paylaşılacağı açık değil. Ancak ekonomik sonuçları vatandaşa olumsuz yansıyacak. Ayrıca paranın yüzde 25’i Çevre Ajansına, yüzde 75’i ise başka amaçlarla kullanılacak diye planlanmış. Ancak bu gelir nasıl yönetiliyor bilmiyoruz. Şeffaf bir sistem yok” dedi.

‘Göstermelik düzenlemeler’

Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu, “Bu proje her yıl benzer adımlar neden yeniden atılıyor” dedi. Depozito sisteminin uygulanmasının altyapı eksikliği nedeniyle imkansız olduğunu savunan Mendillioğlu, “Bu sistemi hayata geçirmek için ciddi bir altyapı gerekir. Depolama alanları gerekli. Kaynaktan ayrıştırma, ayrıştırdıktan sonra bunların konteyner ile alınması lazım. Ayrıca presleme sistemleri kurulmalı” diye konuştu.

2021’de yayımlanan ve kağıt toplayıcılarının kayıt altına alınmasını öngören genelgenin uygulamada başarısız olduğunu belirten Mendillioğlu, “Genelgeye göre toplayıcılar belediyeye başvuracaktı, belediye bu başvuruları valiliğe bildirecekti. Valilik GBT soruşturması yapacak, uygun olanlara çalışma izni verilecekti. Bu toplayıcılar sadece kendi belediye sınırları içinde çalışacaklardı. Ancak hiçbir şey yapılmadı, bu da diğer göstermelik düzenlemeler gibi kaldı.”

Geri dönüşüm işçileri geleceğinden endişeli

İstanbul sokaklarında yirmi küsür yıldır çöp toplayarak geçimini sağlayan Selahattin Karataş, sabahın erken saatlerinde, çekçekle yola koyuluyor, çöplerin arasından kağıt, plastik ve metal toplayarak geçimini sağlıyor. Urfa’daki eşi ve çocuğuna para gönderebilmek için Kadıköy’de bir depoda yaşıyor.

Ancak depozito yönetim sisteminin hayata geçirilmesi, Karataş ve onun gibi birçok işçinin işsiz kalmasına yol açabilir. Karataş, “Ben 2003’ten beri bu işi yapıyorum. Çocuğum var, aileme para gönderiyorum. Ayda bazen 3 bin, bazen 10 bin lira aileme gönderiyorum ama bu sabit değil. Depozito sistemi gelirse ekmeğimizden oluruz. Bu yaştan sonra nerede iş bulacağım? Kim bu saatten sonra işe alır? Şimdi elimizden alacaklar ama bize başka bir iş vermeyecekler. Bu adil mi?” diye soruyor. Karataş aynı zamanda hastayken de hava yağmurluyken de çalıştığını anlatıyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!