‘Adnan Özyalçıner çalışan, emeğiyle yaşayan insanların yazarıdır’
“Adnan Özyalçıner kendine nesnel baktığı için insanlara da nesnel bakıyor. İnsana nesnel bakışı, öykülerinde de görürüz."
Fotoğraf: Kadir İncesu
Kadir İncesu
Sayıl Cengiz Gündoğdu, İnsancıl Yayınları’nca yayımlanan yeni inceleme kitabı “Bilimsel Estetik Kategorilere Göre Adnan Özyalçıner’in Öykücülüğü” ile öyküseverlere çok değerli bir kaynak sunuyor. Gündoğdu, kitabında Özyalçıner’in öykücülüğünü bilimsel maddeci öğretiyle el alıyor.
1999’da İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasında çalışırken, 102 gün süren bir grev yaptığımız dönemde “Grev Bildirisi” adlı öyküsüyle tanıdım Adnan Özyalçıner’i. Okumadığım öyküsü kalmadı neredeyse. Her ne kadar “İstanbul Öykücüsü” olarak adlandırılsa da ‘bizim mahallenin öykücüsü’ benim gözümde.
Özyalçıner için “Çelişkileri gören gerçekçi yazardır, insanlığın temsilcisidir” değerlendirmesinde bulunan Gündoğdu ile Adnan Özyalçıner öykücülüğü ve kitabı üzerine konuştuk.
‘Marksist Leninist öğretiyle çözülür sorunlar’
Adnan Özyalçıner’in öykülerini ele aldığınız “bilimsel diyalektik maddeci öğreti” ne demektir?
Önce şunu söylemeliyim; yazarlık yaşamımın 60’ıncı yılındayım. 60 yılda 60 kitap yayınladım. Bu kitapların birçoğu ikinci baskı yaptı. Kitapların yanı sıra İnsancıl dergisi 35’inci yılını sürüyor. Şimdi üstünde konuşacağımız Adnan Özyalçıner’in kitabı 61’inci kitabım oluyor.
İdealist felsefeye bağlı idealist estetik tarih boyunca sanatın, yazının sorunlarını çözemedi. Estetiği ruhsal ögelerle açıkladı, söz gelimi. Sanatı doğruyu… Trajik oluşu… İçerik biçim ilişkisi… Gerçekçilik… Sanatta izlek… Sanatçı kişiliği… Bütün bu sorunlar bilimsel maddeci öğretiyle çözüldü. Bunun özetle anlamı şudur; Marksist Leninist öğretiyle çözülür sorunlar…
Nedenselliğe dayanan gözlem gücü…
Neden böyle bir incelemeye gerek duydunuz?
Türkiye’de yazınsal yapıtlar bilimsel estetik kategorilere göre değerlendirilmez. Bizde yapıt değerlendirme özetle uzsözcülük (retorik) yapmaktır. Beni bu tür değerlendirmeye 2012 yılında yayımladığımız 900 yapraklı Estetik Kalkışma adlı kitapla karşı çıktım. Adnan Özyalçıner’in öyküleri de hep uzsözcülükle değerlendirildi. Bir de yanlış olarak “kenar mahalle yazarı” dendi. Oysa Adnan Özyalçıner çalışan, emeğiyle yaşayan insanların yazarıdır.
Özyalçıner öykülerinin sizi en çok etkileyen özellikleri neler?
Beni en çok etkileyen iki nokta var. Birincisi, benden önce Ataç görmüş. Adnan Özyalçıner Türkçe düşünen, Türkçe söyleyişle yazan bir yazar. Türkiye’de Türkçe düşünen, Türkçe söyleyişle yazan yazar çok azdır. Bizde yazar, yabancı dil öğrenir, o dille düşünmeye yazmaya başlar. Adnan Özyalçıner’de beni etkileyen ikinci nokta, nedenselliğe dayanan gözlem gücü…
‘Kendine nesnel baktığı için insanlara da nesnel bakıyor’
Adnan Özyalçıner öykülerini felsefi açıdan da değerlendirir misiniz?
Adnan Özyalçıner’in öykülerine baktıkta felsefi açıdan şunu söyleyebilirim: Adnan Özyalçıner’in yaşam açısından praksisi çok doğru. Bunun nedeni de şu; Adnan Özyalçıner kendine nesnel bakıyor. Kendine nesnel baktığı için insanlara da nesnel bakıyor. İnsana nesnel bakışı, öykülerinde de görürüz. Sınıfsal açıdan baktıkta Adnan Özyalçıner dünyaya, diyalektik materyalist açıdan bakar. Tarihte sınıfları görür.
‘Gerçekçi yapıtlar, nesneyi özneye dönüştürür’
Bilimsel estetik anlayışı ile günlük yaşamın ilişkisi neden önemlidir?
Bilimsel estetik anlayışla yaşamın ilişkisi şöyledir: Gerçekçi yapıt, özne konumundadır. Okur, nesne olarak gerçekçi yapıtın öznesiyle karşılaştıkça, özne olan gerçekçi yapıt, nesne olan okuru özneye dönüştürür… Özneye dönüşen okur, yığından çıkar, soru sormaya başlar. Soru soran okur, sistem için dokuncalı duruma gelmiştir. Kapitalist sistem, nesne olan insanın özneye dönüşümünü istemez. Nesne olan insanın yığında uyuklamasını ister. Bunun için karşı gerçekçi yapıtları starlaştırır. Karşı gerçekçi yapıtları çoksatar duruma getirir, onları ödüllendirir. Bilimsel estetik açısından, sanatla yaşamın ilişkisi önemlidir. Gerçekçi yapıtlar, nesneyi özneye dönüştürür. Karşı gerçekçi yapıtlar okurun bilincini dumura uğratır.
‘Bilimsel maddeci estetiği doğrudan yaşamla ilgilidir’
Yazında, nesnel dünyayı nesnel yansıtmanın önemi nedir?
Yazında nesnel dünyanın nesnel yansıtılması… Bu sorun yalnızca estetikle sınırlı değildir. İdealist estetik, estetiği sanatla sınırlar. Oysa bilimsel maddeci estetiği doğrudan, en küçük noktaya kadar yaşamla ilgilidir. Yolda yürümek bile estetikle ilgilidir. Buradan yola çıktıkta, nesnel dünyayı yansıtmak halkı gerçekçiliğe alıştırmaktır. Dinsel dogmalar… Kapitalizmin ideolojisi halkı yanlış bilinçle yaşatmaktır. Yazınsal akımlara geldikte, yenilikçi akım, varoluşçuluk, yapısalcılık, Freudculuk, postmodernizm, bu akımların tek amacı vardır. Nesnel dünyayı çarpık yansıtmak, halkı da yanlış bilince tutsak etmektir.
‘Yaşamdaki çelişkileri görmesi insani yaratıcılığını etkiledi’
Adnan Özyalçıner’in yazın anlayışının şekillenmesinde nelerin etkili olduğunu düşünüyorsunuz?
Bir insanın yazar olması, şair olması, ressam olması, öykücü olması, idealist estetiğe göre olağanüstü bir olaydır. Yazar kişi, öbür insanlardan ayrıdır, üstündür. Bu doğru değildir. Sorun, insanın yaratıcılığıyla, sanatçının yaratıcılığı arasındaki ilişkiyi görmek sorunudur.
İlk elde şunu bilmek zorunlu, her insan yaratıcıdır. Duvar ustası, berber, terzi, aşçı… Bundan sonrası için şu söylenir. Dünya yazınında olsun, Türk yazınında olsun, gerçekçi yazarı dünya çevresi rahatsız ediyor. Çelişkileri görüyor. Yaratıcılık yanında görülen bu ikinci yan yazarlığa götürüyor. Adnan Özyalçıner, daha okuldayken çelişkileri görüyor. Yaşamdaki çelişkileri görmesi insani yaratıcılığını etkiledi.
‘Özyalçıner, yazarken tikelin etkisinde kalmıyor’
Değerlendirmelerinizde sık sık “Adnan Özyalçıner gerçekçi yazardır” diyorsunuz. Nedir Adnan Özyalçıner gerçekçiliği?
Adnan Özyalçıner’in gerçekçiliği… Türkiye’de yazarın dünyası estetik bakımından bilgisizdir. Yazarı bilgisizdir, bu dönem için söylüyorum, eleştirmeni bilgisizdir. Kimi yazar gerçekçiliği fotokopi gibi yansıtır, kimi söylev çeker roman ya da öyküde, kimisi doğalcıdır. Bütün bunların hiçbirisi gerçekçi değildir. Adnan Özyalçıner’e geldikte, Adnan Özyalçıner, ne fotokopi çeker, ne söylev… Doğalcı da değildir. Bunlar, Özyalçıner’in gerçekçiliğinin özelliği. Bir özelliği daha var, yazarken tikelin etkisinde kalmıyor, tikellikten sıyrılıyor. Adnan Özyalçıner, Lukacs’ın diliyle söylersem; “Kendine özgü bağımsız nesnelliğin kurucusu oluyor.”
Adnan Özyalçıner öykücülüğünün özellikleri nelerdir size göre?
Adnan Özyalçıner’in öykücülüğündeki en önemli özellik; Özyalçıner, tikelliği aşıp türsel bilince ulaşır. Böylece Lukacs’ın diliyle söylersem, dünyanın aynası oluyor türsele ulaşınca. Adnan Özyalçıner’in öyküleri “Dünyaya ve insanın kendi kendine ilişkin doğru bilgiler, bu noktada yani bir dolaysızlığın potasında kaynaşır.” İşte Adnan Özyalçıner gerçekçiliğinin özelliği…
Adnan Özyalçıner okurlarına önerileriniz olur mu? Adnan Özyalçıner öykülerini okuma ve anlama kılavuzu…
İnsancıl Atölyesi açıkken, Adnan Özyalçıner’in birçok öyküsünü değerlendirmiştim. Şimdi kitabını yazdım.
Adnan Özyalçıner ile çok uzun yıllara dayanan dostluğunuz üzerine neler söylemek istersiniz?
Adnan Özyalçıner’le dostluğumuz tekil değildi. Merhume Sennur Sezer, bir de Berrin Taş. İdeolojik, insani bir dostluk oluşturduk. Adnan Özyalçıner’in kitabı için bir toplantı düzenledik. O toplantıda Sennur Sezer’in şiirleri de okundu.
‘Cam Bardaklar’ nesnede nicelik-nitelik değişimini gösterir’
Anlattıklarınız ışığında Özyalçıner’in bir öyküsünün çözümlemesini yapar mısınız?
“Cam Bardaklar” adlı öyküsü… Bu öyküde Özyalçıner, maddeci diyalektik açıdan nesnede nicelik-nitelik değişimini gösterir. Öyküde şu gösterilir; kapitalist sistemde kırılmaz cam bardaklar üretilir. Kırılmayan cam bardaklar nicelik olarak çoğalır… Cam bardak satışları durur. Nicelik niteliğe dönüşür, üretim durunca işsizlik başlar.
Kapitalizmde her nesne satış için niceliksel olarak üretilir. Nitelikte satış durdukta kapitalizm çöker. Öykü kapitalizmin ekonomi politiğini gösterir. Kapitalizmin ürettiği her nesne eskiyecek, bozulacak, kırılacak, tüketici gidip yenisini alacak, fabrikalar üretimi sürdürecek. İşçi, iş buldum diye sevinecek.
Cam Bardaklar’ın izleği şudur; kapitalizm nesneden nicelik-nitelik ilişkisinin dengede tutulduğu kırılgan bir sistemdir.
Yaşananların aynası öykü
Adnan Özyalçıner
Sevgili dostum, arkadaşım Sayıl Cengiz Gündoğdu benim öykülerimle öykücülüğümü “Bilimsel Estetik Kategorilere Göre Adnan Özyalçıner’in Öykücülüğü” kitabında irdeleyip inceledi. Önce eline sağlık, aklıyla bin yaşasın!
Daha önce Evrensel Basım Yayın tarafından yayımlanan “Öykücülüğümüzün 45 Yıllık Çınarı Adnan Özyalçıner” kitabındaki uzun incelemesinin sonunu şu sözleriyle bağlamıştır:
“Adnan Özyalçıner bir umut yazarıdır. Bu umut oturgan, edilgen, yumuşak değildir. Bu umut eyleyen, etkin, sert bir umuttur. Bu umut Batı emperyalizminin dünyayı kuşatmasını sert bir dille anlatırken yanlışla doğrunun yer değiştireceği bir sis doğru milim milim ilerle. Bu ilerleyişi, bilincinde taşır yazar. Dünden bugüne nice zorluklarla gelen, nice acılar çeken insanın temsilcisidir Adnan Özyalçıner. Bu insan yarın güzel bir dünya kuracaktır.”
Gündoğdu, bu kitabında beni kentin öykücüsü, kalabalıkların anlatıcısı olarak vurgular.
Öykülerde bu topraklarda yaşayan insanların tarihsel eylemine, bu insanların yaşamına, acısına, savaşına, yoksulluğuna dikkat çeker.
Öykülerle bir mahallenin, bir sokağın insanının öyküsünden çok bir kentin, bir ülkenin giderek dünyamızın insanının yöneten-yönetilen temel çelişkisinin odağında anlatıldığını belirtir.
“Bir Kentin Öyküsü”nün anlatıldığı “Yağma” kitabıma yazdığım “Kitap Üstüne Birkaç Söz”de şöyle demişim:
“… Öykülerde ne yer, ne de kişi adlarıyla karşılaşılamayacaktır pek. Ama betimlemelerden çıkarılacak sonuca göre İstanbul’un anlatıldığı da kimsenin gözünden kaçmayacaktır. Gerek tek tek kişilerin öykülerinin anlatımında, gerek kalabalıkla konu edilirken, gerekse düpedüz şehir anlatılırken ekonomik ve toplumsal çelişkiler açısından ülkemiz sorunlarıyla insanının göz önünde tutulduğu, bir şehrin öyküsünün bütün bir ülkeyi, giderek üstünde insan yaşayan bütün kara parçalarını kapsadığı anlaşılacaktır.”
Sevgili arkadaşım Gündoğdu kitabı, “Tarihsel Eylemin Yazarı” bölümünde yer alan şu son cümleyle bitirecektir: “Adnan Özyalçıner, bu tarihsel eylemin direngen… umutlu… gerçekçi yazarıdır. Onulmaz acılarla, nice zorluklarla eyleyen insanın temsilcisidir Adnan Özyalçıner.”
Evrensel'i Takip Et