Mor Dayanışma’dan rapor: Çalışan kadınların kreş ihtiyaçları karşılanmıyor
Adana'da Mor Dayanışma hem Adana yereline özgün kriz alanlarına dair hem de ülke geneli kadın politikalarına dair derlenen bir rapor açıkladı.
Fotoğraf: Evrensel
Adana — Mor Dayanışma, 8 Mart öncesinde kadınları tehdit eden ve sömürü çarkına hapsetmeye çalışan bireysel silahlanma, artan boşanma oranları ve kadın emeğinin sömürüsü gibi olgulara ait toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin rakamlarını ortaya koyan bir rapor hazırladı.
Adana’da bulunan kadın örgütleri ve parti temsilcilerinin de katıldığı basın toplantısı Mor Dayanışma bürosunda gerçekleştirildi. Adana özeli ve Türkiye geneline dair rakamlar ve belirlemeler içeren rapor, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, DİSK-EMAR, Adana Sanayi Odası verilerine dayanılarak hazırlandı. Raporu Mor Dayanışma Kurucu Üyesi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca paylaştı.
2024 kadın cinayetlerinde zirvenin yaşandığı yıl oldu
Rapora göre 2024 yılı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek kadın cinayeti ve şüpheli ölüm verilerine sahne oldu. Türkiye genelinde 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli kadın ölümü (intihar, kaza vb.) kaydedildi. Adana, 16 kadın cinayeti ve 10 şüpheli ölümlerde Türkiye’nin 5’inci ili oldu. 2025 yılı ilk iki ayında 64, Adana'da 5 kadın katledildi.
Bireysel silahlanmadaki artış kadınları hedef alıyor
Ocak ayında öldürülen 33 kadının yüzde24’ü evli olduğu erkek, yüzde 15’inin birlikte olduğu erkek, yüzde 18’inin akraba veya tanıdık tarafından öldürüldüğünü ifade eden Perihan Koca, kadınların "en yakınları" tarafından öldürüldüğüne dikkat çekti.
Koca, kadınların katledilmesi ile bireysel silahlanma ve çeteleşme arasında güçlü bir bağ olduğuna dikkat çekti. Rapora göre cinayetlerin yüzde 52'si ateşli silahlarla işlendi. Bireysel silahlanmada da Adana, ilk 5 şehir arasında yer alıyor.
Aileyi güçlendirme adı altında kadınları yeniden geleneksel rollere sıkıştırmayı hedefliyorlar
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek kadın cinayetleri oranlarını geride bırakılırken iktidarın 2025’i 'Aile Yılı' ilan etmesinin AKP’nin muhafazakarlık refleksleri ile açıklanacak bir olgu olmadığını ifade eden Koca, "Bu bilinçli bir tercihin sonucudur. 2023 itibariyle ülke nüfusunun yaş ortalaması giderek yükseliyor. İktidar temsilcileri, yaşlanan nüfusu ve düşen doğum oranlarını kapitalist sömürü çarkları üzerinden değerlendirerek bir dönüşüm sürecine girdiklerini ifade ediyorlar" dedi.
Doğurganlık düşüyor, nüfus yaşlanıyor
Doğurganlık oranlarının ciddi biçimde düşmesi ve boşanma oranlarının artmasının kadınların 'makbul kadın' değil, 'özgür kadın' olma yolunda ilerlemesi ile bağlantılı olduğunu dile getiren Koca, bu nedenle PR çalışması olarak kadınların önüne konulan “Aile Yılı” meselesinin mevcut iktidarın toplumsal mühendislik projelerini devreye sokması olarak değerlendirdi. Koca açıkladığı raporda doğurganlık hızının 1.5’e düştüğüne ve genç nüfus hızla azalırken yaşlı nüfusun arttığına dikkat çekiyor. Boşanma sayısı ise 2023’te 173 bin 342 iken 2024’te bu rakam Cumhuriyet tarihinin en yükse rakamına, 187 bin 343’ yükseliyor.
Hükümetin aileyi güçlendirme adı altında kadınları yeniden geleneksel rollere sıkıştırmaya çalıştığını ifade eden Koca, “Kadınları ev içine hapsetmek, doğurganlığı teşvik etmek ve boşanmaları engellemek amaçlanıyorlar. Kürt illerinde doğum kontrol, diğer bölgelerde doğurganlık teşvik ediyorlar. Türkiye genelinde doğurganlık hızını yükseltmeye çalıştıklarını, ucuz iş gücü üretmeye yönelik bir eylem planını devreye soktuklarını görüyoruz. Aile yılı" adıyla duyurulan politikaların, kadın hakları ve eşitlik mücadelesine nasıl etki edeceği ise önümüzdeki süreçte netleşecek” şeklinde konuştu.
Kadınlar kamusal alandan dışlanarak ucuz iş gücü yapılmak isteniyor
DİSK Genel İş Em-Ar kadın emeği raporuna göre Türkiye’de istihdamda cinsiyet açığı yüzde 34,6. 10 milyona yakın kadın ailevi ve kişisel nedenlerle ev işleri dolayısı ile çalışma hayatına katılamıyor. Türkiye genelinde erkeklerin istihdama katılımı yüzde 66,7. Kadınların istihdama katılımı yüzde 32,2 yani iki katından fazla. Her on kadından Türkiye genelinde sadece üçü çalışma hayatında. Yani kamusal alanın içerisinde”
Rapora göre Adana’da kadınların işgücüne katılımı %36.3. Tekstil ihracatının 521.4 milyon dolarla Türkiye ikincisi olan Adana’da bu zenginliği kadınlar için sömürü çarkını ifade ettiğini dile getiren Koca, kadınların Adana’da kayıt dışı atölyelerde düşük ücret, uzun çalışma saatleri, mobing ve tacizle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Kadınların yüzde 41'inin asgari ücret altında çalıştırıldığını ifade eden Koca, “Yoksulluk, en çok kadınları vuruyor.” dedi.
En az 1 milyon 500 bin çocuk acil olarak kreş bekliyor
Çalışan 9 milyon kadının az 3 milyon 200 bininin 15 yaş altında çocuğu olduğunu dile getiren Koca, “Elde edilen verilere göre, en az 1 milyon 500 bin kadın çocuk bakımında tamamen yalnız. Zaten yalnız olmayan kadınlar da annelerinden veya büyüklerinden destek almak zorunda kalıyor. Bir yandan akraba desteği olmadan, bir kreş imkanı olmadan çocuklarına bakıp aynı zamanda çalışan, kayıtlı olarak bildiğimiz en az 1 milyon 500 bin kadın var" dedi. Bu verileri değerlendiren Koca, "En asgari hesaplamalar bile gösteriyor ki, en az 1 milyon 500 bin çocuk acil olarak kreş ihtiyacı duyuyor. Ancak mevcut sosyal politikalar bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak" ifadelerini kullandı.
Kadınlar direnişin ön safında
Kadınların mücadelede öncü rol üstlendiğini vurgulayan Koca, Hepjijet, Polonez ve Özak Tekstil direnişlerinde kadın işçilerin kararlı duruşuna dikkat çekti. Başpınar OSB ve Esenmur Metal grevlerinde de kadınların en önde yer aldığını belirten Koca, Jet-Pet ve Polonez direnişlerinin kazanımla sonuçlandığını ifade etti.
Kadın örgütlenmesinin yalnızca belirli günlerle sınırlı olmadığını belirten Koca, "8 Mart ve 25 Kasım'ı aşan kitlesel mücadeleler, kreş hakkı, eşit işe eşit ücret ve şiddetsiz yaşam talepleri etrafında büyüyor. Kadınlar, özgürlük ve hakları için sokaklarda, dayanışma içinde mücadele ediyor" dedi. (Evrensel)
Evrensel'i Takip Et