11 Şubat 2013 08:08

Kendi yurdunda esir gibi...

Osmanlı döneminde gelip bir yanı zeytin ormanı, bir yanı Ege Denizi’ne bakan tepelere yerleşmiş Karaburun’daki Parlak köylüleri. Bu köyü memleket bellediklerinde komşuları arasında Rum köyleri de varmış. Sazak köyü de bunlardan biriymiş. Şimdi, yıkıntıları kalmış taş duvarlarıyla dünya cenneti Badembükü&rsqu

Kendi yurdunda esir gibi...
Paylaş
Özer Akdemir

Karaburun’da yapılan kadastro çalışmasıyla binlerce dönüm arazi özel şirketlere ağaçlandırma yapılması amacıyla kiralanmış. Köylülerinin yüzyıllardır merası olan araziler tel örgülerle çevrilince, köylüler küçücük bir alana sıkışıp kalmış. Bu durumun ilk etkileri ise hayvancılıkta görülmüş. Keçi çobanı Zeki Alan 5-10 yıl öncesine kadar on binin üzerine olan keçi sayısının şimdi 1.500’lere düştüğünü söylüyor. O yıllarda köyün 7 çobanı varken, şimdi iki kişi kalmışlar.

TEL ÖRGÜYLE ÇEVRİLDİK

Parlak köylüleri, arazilerine Öres AŞ tarafından yapılmak istenen rüzgar santrallerinin ÇED toplantısına izin vermedi. Kent Konseyi’nin yaptığı açıklamada konuşan Neclan Sarı, çok değil, on yıl önceki yaşamlarına olan özlemi şu sözlerle dile getiriyordu; “Öncesinde çok güzel bir yaşantımız vardı. Cıvıl cıvıl karabaş otlarının içerisinde meralarımızın etrafından dolaşmakla geçiyordu ömrümüz, temiz havada. Bugün ise bütün meralarımız tel örgülerle çevrelendi. Kendi zeytinliğimize gidemiyoruz.”

Gülten Özaydın da gözleri dolu dolu “Biz bu işe razı değiliz” derken, bir pişmanlığını da söylemeden geçemiyor; “Bizim bu tel örgüler çevrilmeden yollara dökülmemiz lazımdı.”

RES’ler, balık çiftlikleri ve gıda tekelleri tarafından kuşatılan Karaburunlular yaşam alanlarını korumanın derdine düşmüş. Rum köylerini bir bir karşı Sakız ve Midilli adalarına göçürten koşullar, geride kalan Karaburunlulara da göçü dayatıyor. “Bizim gidecek yerimiz yok” diyen köylüler ise kendi yurdunda esirliği yaşamamak için direnmeye çalışıyor.


KİMSE BİZE SORMUYOR

Ahmet Çakır (Mordoğan Belediye Başkanı): Yerel halkın içinde olmadığı hiçbir şeyin ülkemizde gerçekleşmesini istemiyoruz. Burada yaşayan insanlar en önce bu işlere karar vermesi lazım. Balık çiftliklerine ve RES’lere bizler de destek veriyoruz. Fakat bunlarını nereye, ne zaman yapılacağı çok önceden planlanmalı ve kurulacak yerdeki yerel halka muhakkak sorulmalı.  

Fevzi Yavaş (Parlak Köylüsü): Zeytinliğime gidemedim. Yollar kapalı hep. Zeytinler çürüdü ağacın altında. Bu rüzgar santralleri de yapılırsa biz burada duramayız artık.  

Mustafa Şenbahar (Yayla Köylüsü): Uygun yer seçimi kaydıyla biz RES’lere karşı değiliz. Ama Tarım Bakanlığının verdiği zeytin dikim alanına kurulmaz, köyün dibine olmaz ki bu.  Bu RES’ler yapılırken verilen bilirkişi raporları da bunların yapılamayacağını söylüyor. Buna rağmen yapıyorlar. RES’lerin temiz enerji olduğunu söyleyenler gelsinler Yayla köyün halini görsünler.  

Bülent Gültekin (Muhtarlar Birliği ve Salman Köyü Muhtarı): Karaburun Küçükbahçe köyünün 150 metre uzunluğundaki güzelim plajının karşısına balık çiftliği kuruyorlar. Oradaki pansiyonlara gelenler zifte bulanıyor. Rüzgar gülü kurulurken bize sorulsa biz uygun yerler konusunda yardımcı olabilirdik. (İzmir/EVRENSEL)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Hocaların taktiği belli mi?

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa