Deprem bölgesinin binlerce yıllık antik kentleri
Özlem Ertan, deprem bölgesindeki antik kentleri yazdı.
Zeugma Mozaik Müzesi'ndeki tarihi eserler depremde zarar görmedi (Fotoğraf: AA)
Özlem ERTAN
Kahramanmaraş merkezli depremler ve sonrasında başlayan artçılar bölgedeki arkeolojik alanları da gündeme getirdi. Geçmişi tarih öncesinin en eski devirlerine kadar giden bu bölgede bulunan höyükler, antik kentler, anıt mezarlar ve diğer sit alanları sadece Türkiye değil, dünya kültürel mirası bakımından da paha biçilmez. Bu yazıda deprem bölgesindeki en önemli antik kentler ve arkeolojik alanlarla ilgili bilgiler bulacaksınız.
ÖNEMLİ BİR HİTİT KENTİ: KARGAMIŞ
Bunlardan ilki Gaziantep’te ve Suriye sınır hattında yer alan Kargamış. Yerleşim izlerinin milattan önce 5000 yıllarına kadar gittiği Kargamış, asıl önemini milattan önce 2000 civarında başlayan Orta Tunç Çağı ile birlikte kazandı. Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’yu birbirine bağlayan yolların üzerinde olan Kargamış hem ticari hem de siyasi bakımdan kilit bir konumda bulunuyordu.
Bundan dolayıdır ki MÖ 1650 yılında Orta Anadolu’da kurulan ve tarihi boyunca Kuzey Suriye’ye yayılma hedefi doğrultusunda hareket eden Hititler, Halep’i ve Kargamış’ı ele geçirmek için mücadele ettiler. Bu hedefe kalıcı olarak varan Hitit hükümdarı ise I. Şuppiluliuma oldu. Hem Halep’i hem de Kargamış’ı ele geçirdi ve buralara kendi oğullarını kral olarak atadı. O andan sonra Kargamış ve Halep’i Hitit soyundan gelen krallar yönetti.
Kargamış asıl önemini ise Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Geç Hitit Beylikleri Dönemi’nde kazandı. Hitit hanedanı, devletlerinin MÖ 1200’de yıkılmasının ardından günümüzde Çorum’da olan başkentleri Hattuşa’dan güneydoğuya ilerledi ve Kargamış’ın da dahil olduğu merkezlerde Geç Hitit Beylikleri olarak Milattan Önce 700 yıllarına kadar varlıklarını sürdürdü. Şu an Kargamış kentinde bulunan görünürde ki kalıntıların çoğu bu devre ait. Sınırda bulunması nedeniyle pek de güvenli olmayan Kargamış’ın hiyeroglif yazılı kitabeleri ve sakinlerinin yaşam biçimini aktaran kabartmalı taş duvarları umarım çok da geç olmayan bir dönemde daha fazla insanın ziyaretine açık olur.
MOZAİKLERİYLE ÜNLÜ ROMA KENTİ: ZEUGMA
Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı olan Zeugma son derece önemli bir Roma kenti. Zeugma’yı dünya çapında meşhur eden ise eşsiz mozaikleri. Bu mozaikler şu an Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Aslında bu kentin ilk ismi Zeugma değildi. Büyük İskender’in generallerinden I. Selevkos Nikator, MÖ 300’de, Büyük İskender’in, Fırat Nehri’ni geçtiği yerde, Selevkeia Euphrates ismiyle bir kent kurmuştu. Onun tam karşısına ve yine Fırat kıyısına ise Apama şehrini yaptırıp, iki kenti köprüyle birbirine bağlamıştı.
MÖ 31’de Roma İmparatorluğu’na bağlanan kente ‘geçit-köprü’ anlamında Zeugma ismi verildi. Roma döneminde nehir kenarındaki villaların tabanları yine Fırat kıyılarından toplanmış taşlarla yapılan mozaiklerle döşendi. Bu mozaiklerde mitolojik sahnelerin yanı sıra günlük yaşam sahneleri de yer alıyor. En meşhur Zeugma mozaiği ise literatüre ‘Çingene Kızı’ adıyla geçendir, şüphesiz.
DOLICHE ANTİK KENTİ VE MİTHRAS TAPINAĞI
Depremi en yoğun hisseden kentlerden Gaziantep’in arkeolojik manada ne kadar önemli olduğunu gösteren diğer bir örnek ise Doliche Antik Kenti. Gaziantep’in 10 kilometre kuzeybatısında bulunan Doliche, aynı Zeugma gibi Helenistik Dönem’de kurulmuş olsa da daha ziyade Roma Devri’nde önem kazandı. Halk arasında ‘Dülük’ olarak anılan Doliche, adını bölgenin yerel bir tanrısıyken daha sonra Roma ilahı Jupiter’le birleştirilen Jupiter Dolichenus’tan alıyor. Bu tanrının kültü ise gizemlerle dolu.
Öte yandan Doliche Antik Kenti’nde bir de Mithras tapınağı var ki bu çok önemli. Mithras inancı, günümüzde en çok merak edilen gizem dinlerinden biri olmayı sürdürüyor. Sadece erkeklerin katılabildiği Mithras törenlerinde boğa kurban edildiği, inanca girme yolundakilerin boğa kanında yıkandığı ve ölüp yeniden doğmayı simgeleyen zor sınavlardan geçtiği biliniyor. Mithras inancının, ezoterik yapısı ve yalnızca erkeklere açık olması nedeniyle masonluğu da etkilediği yolunda pek çok teori mevcut. Doliche’de, bir mağarada bulunan Mithras tapınağı da binlerce yıl önce bu ezoterik yapıya mensup Romalıların buluştuğu bir kutsal alandı.
NEMRUT’TA KRAL ANTIOCHOS VE TANRILAR
Adıyaman’da ise Anadolu’nun muhteşem kültür miraslarından biri olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un anıtsal mezarı var.
Nemrut Dağı denince ilk akla gelen görüntü Antiochos’un yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki anıt mezarı ve etrafındaki tanrı heykelleridir. Yaşarken kendini tanrılaştıran ve bu yüzden ‘Antiochos Theos’ yani ‘Tanrı Antiochos’ adını alan kral, MÖ 62 yılında Nemrut Dağı’nın zirvesine bu heykelleri ve kendi mezar-tapınağını yaptırmıştı. Antiochos’un taşlara kazıttığı tanrılar topluluğuna ve eserlerin yapısına baktığımızda Pers ve Helen stillerinin karışımını muhteva ettiğini görürüz. Kommagene tam da böyle bir krallıktı zaten. Pers ve Helen etkisini kendi yerel kültürüyle harmanlamış ve bir hayli gizemli…
Antiochos’un mezar odasını da barındıran yığma mezar tepesinin yani tümülüsün altında gizli tüneller ve bir gizem kültünün saklandığı yapılar bulunduğu rivayet edilir. Ancak çökme tehlikesinden dolayı tümülüs kazılamadığından bu konuda net bilgiler vermek zor. Nemrut’ta, Antiochos’un Helence yazdırdığı bir kitabe ile tarihte bilinen en eski horoskop da bulunuyor. Aslan kabartması şeklindeki horoskopun üzerinde 16 ışından oluşan ve Mars, Merkür ve Jüpiter’i temsil ettiği düşünülen üç gök cismi mevcut.
Bölgedeki tüm arkeolojik alanları anlatmaya sayfalar yetmez, o yüzden en önemlilerini seçip siz okurlara aktarmaya çalıştım. Dilerim bu güzel bölge hak ettiği sağlam yapılara ve hem insan hayatına hem de kültüre önem veren bir anlayışa kavuşur.
Evrensel'i Takip Et