22 Mayıs 2020 04:22

PTT işçisi yazdı: Postaları alıp gideceksiniz, yoksa…

Salgın süreciyle birlikte iş yüklerinin arttığını belirten PTT işçisi, çalışan sayısının artırılmasını istiyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Posta dağıtıcısı
İstanbul

Sabah 7’de uyanıp kısa bir kahvaltıdan sonra yola düşüyorum. Serviste yer olursa, bir de servisçinin insafına bağlı olarak bu haktan yararlanabiliyoruz. Çünkü servis memurlara ait.

08.30’da mesai başlıyor. Kayıtsız postamızı (fatura, mektup vs.) mahalle olarak ayırıp gözlere işliyoruz. Ardından telimize dizip sırayı bozmadan lastikliyoruz ki dağıtımda zorluk çekmeden posta kutularına atalım. Sonra kayıtlı odasına geçiyoruz. Burada ödemeli postayı, kargo postasını, Çin postasını, taahhütlü postayı yine dağıtımda zorluk çekmemek için diziyoruz. Yazıcı arkadaşımızın masasına bırakıyoruz. O bizim üstümüze yazıp liste çıkarıyor.

Saat 10.00 ya da 10.30’a doğru dağıtım servisine biniyoruz. O bizi cihetlerimize bırakıyor. 10.30 ya da 11'e doğru cihette oluyoruz. Postamız ne zaman biterse o zaman daireye kendi imkanlarımızla (dolmuş, otobüs, metro vs.) dönüyoruz. İade evrakları, listemizi baş dağıtıcı imzalıyor. Dönüş istatistik defterini doldurup, imza föyüne imza atıyoruz. Yazıcı arkadaşımız da imza karşılığında iade, ihbarlı gönderileri alıyor. İadeleri torbaya ekleyip gönderiyor. Saat 15.30-16.00’yı buluyor. Bu saat her gün aynı değil tabii ki. Cumartesi günleri de yarım diyorlar fakat aynı şekilde çalışıyoruz.

Kendi aramızda postacı olmaktan çıkıp kargocuya döndüğümüzü konuşuyoruz. İnsanlar takma tırnak, terlik, düdüklü tencere lastiği, yapboz parçası vs. istiyor. Keşke biraz da bizim sağlığımızı düşünseler, zaten bunu başta kurumun düşünmesi gerekir ama maalesef...

HAKARET EDİLDİĞİNDE BİLE KURUM MÜŞTERİYİ TUTUYOR

Bize tepeden bakan insanlarla karşılaştığımız da oluyor, kibar insanlar da oluyor. Müşteri T.C. kimlik numarasını biz istiyoruz zannediyor. Onda sorun yaşıyoruz. Vermek istemiyorlar. Açıklama yapıyoruz, anlamıyorlar. Zilime bastı diye şikayet var? Nasıl haberleşeceksek artık. En ufak bir şeyde şikayet ediyorlar, kurum da daima müşteriyi tutuyor. Hatta müşteri bize hakaret ettiğinde bile.

Saat 17.00’ye kadar yetişmezse arayıp bitirmek istiyoruz diyoruz. Bunu istediğimizde sanki keyfi bir şey yapmışız gibi davranıyorlar. Çünkü ne kadar teslim edersek bizim üstümüzden o kadar prim alıyorlar. Bir gönderi için iki kere gidiliyor. Strese giriyoruz bugün bir an önce bitsin diye. Şu günlerde iki katına çıktı işimiz. Götürdüğümüz kargoların bir kısmı da dediğim gibi yapboz parçası, takma tırnak vs. İnsani ihtiyaçlar değil yani.

Öğle molamız yok. İş bitince yemek yemek istersek, bir yer bulursak cihette yiyebiliyoruz. Yemek yol parası maaşın içinde. Yol parası zamlı değil, 2.5 TL’den hesaplanıyor. Bekar ve çocuksuz evli olan biri 3 bin 139 TL maaş alıyor. 3 yıldır Park Konak Şirketi yüzde 35 (Mektup fiyatlarına son gelen zam) bile zam yapmadan bizi çalıştırıyor. Bu firma da ‘yukarıdan’ güçlü bir firma.

3 gün önce yaptığım hesaba göre 10 kilo 425 gram taşımışım. Mevzuata göre sözde yaya dağıtıcı 2 kiloya kadar taşır. Gerçek değil. Hatırladığım (3 yıl önce sözleşme imzaladık) kadarıyla haftalık çalışma saati 40. cumartesi yarım gün sözde. Arkadaşlar arasında konuşuyoruz 1’e kadar olması lazım ama biz 15.00 -16.00’a kadar çalışıyoruz. Bunlar fazla mesaiye de girmiyor.

Daha dün itiraz ettik kaba ağır postadan bıktık diye. “Maske ve postaları alıp gideceksiniz başmüdürün emri öyle, yoksa şirkete söyleriz sizi yollarlar ya da işten çıkarırlar. İş bekleyen çok kişi var, şükredin” diyorlar. Şirket sorumluları zaten kendilerini genel müdür zannediyor. İstediğimi şuraya yollarım istediğimi buraya yollarım diye. Maske, kayıtsız posta, ağır posta alıp gidiyoruz. Bize tek dedikleri siz postacısınız markete, kasaba vs. bırakın oradan alın dağıtın. Araba yok, eleman yok, yapacak bir şey yok diyorlar. Çünkü kendileri içeride oturuyor. Başmüdür de sadece gelip bakıp gidiyor. Başka hiçbir çözümü yok kendisinin.

İş bitip eve gidince yorgunluktan erkenden uyuyoruz. Sırtımız belimiz ağrıyor. Aynı mahallede dağıtım yaptığım arkadaş kronik rahatsız olduğundan 1.5 aydır yok. Onun yükü de maalesef bize yıkıldı. İş azmış gibi bir de onun postaları, maskeleri var. 2 hafta önce de sosyal yardım parasını dağıttık...

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İzlanda’da işsizlik iki ayda 3,5 katına çıktı

SONRAKİ HABER

Finlandiya Hava Yolları çalışanlarını zorunlu izne çıkarıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...