20 Mayıs 2020 04:28

Ford işçisi: Biz işçiler her saniyemizin takip edildiği sisteme karşıyız

"Biz işçiler böyle bir takip sistemine karşıyız. Köle değiliz, insanız bizler de... Düşünsenize her anınızın, her saniyenizin takip edildiğini, bu insanların psikolojisini nasıl etkiler?"

Fotoğraf: Ford Otosan Basın Bülteni

Paylaş

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Evrensel gazetesinde yayımlanan habere göre salgınla mücadele adı altında MÜSİAD izole üretim tesisleri açmayı, MESS ise mesafe adı altında bir elektronik cihazla işçileri adım adım takip etmeyi planlıyormuş. MESS sözüm ona bu uygulamayı işçiler arasındaki fiziki mesafeyi korumak için yapacakmış, aynı MESS üretim hattında fiziki mesafenin korunma ihtimalinin olmadığını bilmiyor anlaşılan.

Bu haberi okuduğumda aklıma gelen ilk şey “Patronlar yine iş başında” oldu.  Bu patronlar bizi resmen köle olarak görüyor. Yüzümüze masum bir gülücük atıp, o gülücüğün içinde haince planlar yapıyorlar. Geçen yıl üretim planlamada çalışan arkadaşlarımız anlatmıştı. Kullandıkları forkliftlere araç takip sistemi takmışlardı. O dönem arkadaşlarımız çok tepki göstermişti. Anlattıklarına göre amirler oturdukları yerden aracın sinyali ile oynayabiliyorlarmış. Aracın hızını istedikleri gibi kesip, artırma durumları olduğu gibi araç bir yerde kaç dakika durmuş onu görüp işçiyi takip etme şansları da oluyormuş. Yani aracın her hareketini takip ediyorlarmış. Sinyalizasyon araç takip sistemi o zaman arkadaşlarımızın çok tepkisini çekmişti ve bundan vazgeçtiler.

Anlaşılan şimdi bunu tüm işçilere yapma niyetindeler. Biz işçiler böyle bir takip sistemine karşıyız. Köle değiliz, insanız bizler de... Düşünsenize her anınızın, her saniyenizin takip edildiğini, bu insanların psikolojisini nasıl etkiler?

BİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ ÜCRETLİ İZİN VERİN

Bizim sağlığımızı o kadar çok düşünüyorsanız yeni vakaların görüldüğü Ford’da üretime ara verip işçileri ücretli izne gönderin. Daha vakalar görüldükten sonra herkesin dillendirdiği test yapılsın isteği için bile adım atmadınız. Sizin tek derdiniz her an her saniye ensemizde olduğunuzu bize hissettirmek, virüs bahane. Üretime ilk başladığımız günlerde hat yavaş yürüyecek dediniz, 3 gün sürdü. Üstelik bir kişinin yapacağı iş de arttı. Şimdi biz bu sıcaklarda tüm gün maske ile çalışmak zorundayız. Nefes bile alamıyoruz. Günde 2 maske veriyorsunuz, gelin de bakın bu sıcakta yarım saat içinde o maske ne hale geliyor, nasıl nemleniyor. İşte bizi bu koşullarda çalıştırıyorsunuz. Sizin derdiniz işçilerin sağlığı falan değil bunu çok iyi biliyoruz. Bizi bu kadar düşünüyorsanız bu salgın geçene kadar evde kalmamızı sağlayın.

Haberde kalite sistemi, kalite çemberleri de anlatılmış. İyileştirme adı altında Ford ve birçok fabrikada var. Bu iyileştirme ne kadar iyi olursa, parasal ödüle dönüşüyor. Makam mevki atlayabiliyorsun. Aslında insanlar bazı şeyleri yaparken para kazanma hırsı doğuyor ve yaptığı iyileştirmeden kendisi ödül alırken, bunu uygulayan işçiler için eziyet verici hale dönüşüyor. İşçiyi işçiye kırdıran bir uygulama bu. Aslında herkes kaybediyor çünkü hepsinin mantığı üretimi artırmak. Şimdi bu elektronik takip sisteminde de böyle olacak. Patrona, sendikaya yakın olanlar bunu iyi bir şey, bizlerin sağlığı için olduğunu anlatacak. İyileştirmeler için de öyle demediler mi? Onlar da bizim iyiliğimiz içindi. Aynı oyuna gelmemek lazım. Her anının takip edilmesi hiçbir işçinin yararına olmaz sadece patronun yararına olur, bunu herkesin anlaması lazım.

PATRONLARIN YOLUNU HÜKÜMET AÇIYOR

Ben bu uygulamaların önünü hükümetin açtığını düşünüyorum. Hükümet “normalleşme” diyerek ülkeyi sıkıntıya sokuyor, patronlar da bu normalleşme meselesini kendisi için kullanıyor. Bugün bu hale gelmemizin tek sebebi hükümetin tutumu. İşsizlik had safhada, üretim yok, bizleri ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın fabrikalara bağlı bıraktılar. Çiftçiyi hiçe saydılar, fabrikaları sattılar. Ülkede aslında büyük bir kriz var. Hükümet bunu bildiği için patronların çarklarının dönmesi için yardımcı oluyor. Her yapılan yenilik ülkeyi felakete sürüklüyor, bunu görmezden geliyorlar. Birileri makamında oturacak diye işçileri patronlara peşkeş çekiyorlar. Adamlar sokağa çıkma yasağı bile diyemiyor. Kılıfı uydurmuşlar kısıtlama adı altında biraz daha cazip lanse ediyorlar.

İzole üretim tesisleri planı ise “Modern kölelik bu mu acaba?” dedirtiyor. Rabbim bunlara müsaade etmesin. Şunu söyleyebilirim, böyle devam ederse hükümetin işi zor. Bu aralar hep eksiye gidiyor. Biliyoruz ki üyesi olduğumuz Türk Metal bu uygulamaya karşı çıkmaz, çünkü o bir patron sendikası. Hükümet, patronlar, sendika hep el ele. Bence tüm işçi arkadaşlarım bu gerçeği biliyor. Bence esas mesele biz işçilerin ne tepki vereceği. Son olarak söyleyebileceğim tek bir şey var, ne yapıp edip işçiler olarak birlikte hareket etmeliyiz. Bunu kabul etmememiz lazım.


SALGIN SONSUZA KADAR SÜRMEYECEK AMA BU UYGULAMALAR KALICILAŞACAK

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Dünya değişiyor, değiştikçe bizim aleyhimize gelişmeler oluyor. Geçtiğimiz haftalarda MESS bir video yayımladı. MESS-Safe adındaki ürünün tanıtımını yaptı. Bu ürün kelepçe, tasma gibi bir şey. Bu ürünü geliştirme amaçları; işyerlerinde sosyal mesafeyi korumak, iş kazalarını azaltmak olarak anlatılıyor. Bunun bir benzeri Amerika’da ve birçok ülkede ev hapsindeki mahkumların kontrol edilmesi amaçlı kullanılıyor.

Bizlere yönelik önlemler alırken “maliyet” hesabı yapanlar, böyle bir cihazda nasıl oldu da kâr zarar hesabı yapmadılar, maliyeti gözetmediler? Demek bu cihazın onlara getirisi öyle kârlı ki gözü kapalı bunu kabul ediyorlar. Bu cihazı sağlık ve iş kazaları için kullanacaklarını söyleyenler, fabrikalarında boyun ve bel fıtığı, menisküs, sinir sıkışması, kireçlenme gibi bir sürü hastalığı meslek hastalığı saymadıkları gibi, yıllardır bunlara yönelik hiçbir çalışma yapmadılar, yapmıyorlar. İnsanları bu konuda eğitmek, buna uygun üretim düzeni oluşturmak yerine niye böyle bir şey yapmak istiyorlar? Amacı nedir?

İKİYÜZLÜ TUTUMU BİLİYORUZ            

Amacın işçileri düşünmek olduğuna biz işçileri inandırmaya çalışıyorlar. Fakat patronların bu konudaki ikiyüzlü tutumunu hepimiz biliyoruz. Bir diğer uygulama MÜSİAD’ın projesi olan çalışma kampları. Bu kamplarda işçiler ve aileleri bir arada yaşayacak, dışarıya kapalı, sosyal hayattan izole, her koşulda üretimi devam ettirecek bir kölelik sistemi hayal ediyorlar. İşçi sınıfının tarihine bakarsak kölelik sistemini yeniden canlandırmaya çalışıyorlar.

Bunlar onların hayali de bu hayal biz işçilere çok uzaktaymış gibi mi geliyor? Olmaz dediğimiz birçok şey gerçekleşti. İşçiler tuvalete gitmesin diye bez bağlatanlar, intihar etmesin diye fabrikaya tel gerenler de bu dünya üzerinde ve bunların hepsi yaşanıyor. Biz olmaz dedikçe, “Başımıza gelmez, böyle şey mi olur?” dedikçe zaman içerisinde dediklerini yapıyorlar. Bu uygulamaları da adım adım yapacaklar. Bu pandemi süreci ömrümüzün sonuna kadar sürecek değilken, bu uygulama kalıcı şekilde tasarlanmış.

Bu sistemle bizleri anbean takip etmek, her hareketimizi izlemek ve kaydetmek istediklerini göstermiş olmuyorlar mı? Bu takip uygulaması ile bizleri düşünmekten çok, her adımımızı izleyecekleri, bir araya gelmememiz için ellerinden geleni yapacakları ortada. Bu kapitalist sistem zaten çürümüş, sürekli bizlere yıkım, patronlara kâr getiriyor. Hangi büyük şirket krizde zarar etmiş bekleyip görün, yıl sonunda yine hepsi kâr açıklayacak. Ford 2001 krizinde, 2009 krizinde kâr açıkladı. Kriz dönemlerinde devletten destek alıyorlar, sonunda kâr açıklıyorlar. Bunlara verilen destek bizlerin parasından ödeniyor. Ya şirketler bizlere yalan söylüyor ya da devlet bunları besliyor. Öyle olacağına üreten kimse kazanan o olsun. Biz işçiler dünyayı var ediyoruz ama köle edilmeye çalışılıyoruz. Bu artık göstermelik özgürlüğümüze bile tahammülleri olmadığını ortaya seriyor. Sadece bizim hayatımız; çalışmak, onların isteklerini yerine getirmek, bizim karnımızı doyurup, onları da gittikçe zenginleştirmemizi istiyorlar.

HAKAN KOÇAK’A TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNUYORUZ

Geçtiğimiz günlerde Evrensel gazetesinde bu konuyla ilgili bir haber çıktı. Haberde Hakan Koçak’ın görüşleri vardı. Bu konuda bizi uyardığı için ve daha önce de metal fırtına zamanı direniş alanına gelen Hoca’mız Hakan Koçak’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.  Hocamızı üniversitedeki görevinden ihraç ettiler ama o direniş döneminde olduğu gibi hâlâ bizim için çalışmaya devam ediyor. Kendisine selamlarımızı iletirken, bu konularda bizi bilgilendirmeye devam ederse daha çok seviniriz.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Ankara Büyükşehir Belediyesi, pandemi sürecinde gerekli olmayan 338 ihaleyi erteledi

SONRAKİ HABER

Mercedes Benz işçileri: Dijital kölelik değil ücretli izin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...