27 Şubat 2020 03:50

Televizyonlarda koronavirüs maskaralığı: Kelle paçayı bırak, modern tıbba bak

Televizyonlardaki koronavirüs programlarını ve bu programlarda ortaya atılan iddiaları İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk ile konuştuk.

Fotoğraflar: CNN TÜRK/YouTube, bnhsu/Flickr (CC BY-SA 2.0), Pixabay

Paylaş

Gözde TÜZER
İlknur HAYLAZ
İstanbul

Sabah programlarında kimi doktorların çıkıp “Bunu yerseniz hasta olmazsınız”, “Şunu içerseniz doktor yüzü görmezsiniz”, “Oradaki ağrı bilmem ne hastalığına işaret” gibi açıklamalarına alışmıştık. Ancak koronavirüsün ortaya çıkışıyla beraber akşam programlarında da benzer tartışmalar izlemeye başladık. Özellikle geçtiğimiz günlerde Canan Karatay’ın “Kelle paça koronavirüsten korur” “Virüse karşı yumurta yiyin” türünden açıklamalarını izledik. Ve yeni bir tartışma ortaya çıktı.

Peki medya halk sağlığı açısından nerede duruyor, bu tip açıklamalar ne kadar doğru ve hekimler bu konuya ne diyor? İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Osman Öztürk’le konuştuk.

Öztürk medyada çıkan açıklamaların halkı yanlış yönlendirdiğini ve kimi hekimlerin de bunu yaptığı görüşünde ve “Medyanın da bu tür şeyleri kışkırttığını da görüyoruz. Güya biraz daha kolay anlaşılır, daha popüler olsun diye” dedi. “Kelle paça” açıklamaları yapan Canan Karatay’ın uzmanlık alanının kardiyoloji olduğunu söyleyerek “Biz bile daha genel çerçevede şeyler söylüyoruz. Bunun için konuyu enfeksiyon ya da mikrobiyoloji uzmanlarına bırakıyoruz.” dedi. Öztürk ayrıca çok ciddi bir bilgi kirliliği olduğunu perşembe günü de buna dair bir basın toplantısı yapacaklarını hatırlattı.

"DEMEK Kİ MEDYATİK OLMANIN ÇEKİCİLİĞİ VAR"

Peki medyanın halk sağlığı açısından rolü ne? Bu noktada iletişimci olmadığını söyleyerek “İğneyi meslek örgütü olarak kendimize batırayım. Popüler tıp ne yazık ki bizde çok gelişmiş değil. Biz hekimler olarak, hekim örgütleri olarak medyaya çıktığımızda genelde mesleki kelimeler kullanıyoruz. Bunu insanlar anlamakta zorlanıyor. O yüzden de medya daha popüler insanları tercih ediyor” dedi. Ancak ülkede ipin ucunun kaçtığını ekledi Osman Öztürk “‘Turp yersen turp gibi’ olursun… Bu artık popüler bir dilin ötesinde yanlış.” dedi.  

Medyadaki bazı kişilerin bu tip açıklamaları ticari amaçla yaptığını ve para kazanmaya çalıştığını ancak bazı hekimlerin de mesleki olarak gayet başarılı ve tatminkar olduğunu aktararak “Demek ki medyatik olmanın acayip bir çekiciliği var. Hani bir söz vardır ya, ‘Herkes 15 dakikalığına meşhur olacak’ diye. Galiba 15 dakika da yetmiyor. Yıllar boyunca sürüyor” dedi.  

Aynı kardiyoloğun daha önce de hamilelikte şeker yüklemesiyle ilgili açıklamaları olduğunu hatırlatarak “Bir hekim, tıp fakültesini bitirmiş biri; her konu hakkında bilgi sahibidir de ama o işin uzmanlığı vardır. O işin uzmanları o işi daha iyi biliyor. Kalbinizle ilgili bir sorun varsa kardiyoloğa sorarsınız” dedi.

"DAHA POPÜLER BİR ŞEY YAPMANIZ GEREKİYOR"

Öztürk medyanın bu tür insanları çıkartmasını da anlayabildiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Gazetecilerin çarpıcı bir başlık çıkartması gerek. Bir bilimsel makale bir bilimsel dergide yayımlanacak, siz gazete de yayındasınız. Bilimsel dergi ayrı, gazete ayrı. Daha popüler bir şey yapmanız gerekiyor. Buna katılırız. Ama televizyon programında çıkan iki bilim insanı, bilimsel kongredeki gibi konuşursa reyting sıfır olur. Ama bu iş o kadar böyle abartılı bir hale geldi ki… Sürekli medyaya çıkmak için kendisine uzatılan her mikrofona bir şey söyleyecek meslektaşlarımız oldu. Olmaz yani bu. Bu bilim insanlığı ile bağdaşan bir şey değil. Bilim insanı bir bilgiyi toplumla paylaşmalıdır” dedi.

Popüler tıp konusunda Türkiye’de geri kalındığını birkaç kez denendiğini ancak tutmadığını, gazetelerdeki doktor köşelerinin de işe yaramadığını anlatan Öztürk “Zorlukları var ama vatandaş yanlış bir bilgiyi buluyor” dedi.

TIP ŞARLATANLARI

Öztürk ayrıca modern tıp dışında “alternatif tıp”çıların medyada bulunmasının tehlikelerini de anlattı. “Tıp şarlatanları” ifadesinin kaba bir sözcük olduğunu ancak bunu hekim olmayıp hekimlik yapanlar için kullandığını belirten Öztürk “Birileri size kestirmeden bir şeyler öneriyor ise bunu reddedin. Yani onu bırak, ilacı bırak, şunu ye, ötekini yap, bilmem ne. Böyle bir şey yok. Dünyada yok. Keşke olsaydı da biz de bu kadar uğraşmasak, okumasak. Ot ye, onu ye, bunu ye falan... Böyle mucizevi şeyler yok. Mucizevi ilaçlar da yok” dedi.

Beslenme ve sağlığın önemli olduğunu ama “fitoterapi uzmanı” gibi sıfatlarla ekranlara çıkan insanlar olduğunu ancak böyle bir uzmanlık alanı olmadığını da aktaran Öztürk “Ya bunların tıp eğitimi yok. Hayatta karaciğerleri görmemiştir, eline almamıştır. Biz tıp eğitiminde görüyoruz. Şimdi bilmem ne kürü ile karaciğer temizleniyor. Nasıl temizliyorsun? Bu giderek daha fazla istismara dönüştü artık” diye konuştu.

"BEN KULLANDIM İYİ GELDİ" ANLAYIŞI

İlaçların değil takviye edici gıdaların azalması gerektiğini, bunların Tarım Bakanlığının onayıyla satıldığını ve ilaçlardan daha pahalı olduğunu söyleyen Öztürk “Bir ilacın 10-15 yıllık araştırma, geliştirme süreci var. Ötekine bakıyorsun ‘Bu ilaç sana iyi geliyor’ diyor. Nereden biliyorsun? ‘Ben kullandım iyi geldi.’ Ee ben kullandım iyi gelmedi.”

Tarım Bakanlığı tarafından verilen “ilaç”ların nasıl test edildiğinin bilinmediğini söyleyen Öztürk örnek olarak Aspirini veriyor ve Aspirin’in gelişmesinin yıllar aldığını şöyle anlattı: “Aspirin mesela folik asittir, insanları eşitlendirir. Test etmişler, akçaağacı denilen bir ağacın kabuğunu kemiriyorlar falan. Ağrıları azalıyor. Ama onun bir ilaca dönüşmesi yıllar alıyor. Sonra onun 100 mg’ını kullandığında kalp hastalığına iyi geliyor, kanı sulandırıyor. 500 mg’ını kullanırsan ağrıyı kesiyor. O sattığı şeyden içinde kaç mg var? Ottan, çöpten onu karıştırdın. Bunlara inanmaması gerekiyor insanların.”

Modern tıbbın bir yığın hatası ve eksiği olduğunu; kapitalist şirketlerin modern tıbbı yönlendirmeye çalıştığını ancak geleneksel tıp altında çok daha büyük bir piyasa oluştuğunu söyleyen Öztürk her şeye rağmen modern tıbbın kontrol mekanizmaları olduğunu, bilimsel bir süreçten geçtiğini ve insanların modern tıbba inanmaları gerektiğini aktardı.

"BUNLARA İNANMAMAK GEREKİYOR"

İnsanların bilgiye daha kolay ulaşmasının çok kolaylaştığını ancak bunun da bilgi kirliliğini beraberinde getirdiğini belirten Öztürk şöyle dedi: “İnternet var, insanlar artık istediği her habere ulaşabiliyor. Ama ilk başta görünce hemen çarpıldığı şeye ‘Geçin’ diyorum ben. Onu geçin, ikincisini de geçin. Bir hekim kadar bilgiye sahip olmak zorunda değil. Ki niye olsun? Ama biraz da zorlayın kendinizi. Biraz mantık yapın. Bir sorun yani neden kimse bulamadı şimdiye kadar? Bir tane bir vatandaş çıktı. Bilmem ne otunu buldu. Kelle paça çorbası yeni çıkan bir şey mi? Yani yıllarca herkesin bildiği şey. Arkadaş sen nesini çalıştın paça çorbasının? Paçanın içerisinde hangi etken var? Neyi etkiliyor, ne yapıyor? Çok iyiyse bunun hapını yap, herkese dağıt. Niye yapmıyorsun? Yok. Bunlara inanmamak gerekiyor. Olabildiği kadar modern tıbbın, modern bilimin tavsiyelerine uymak gerekiyor. Onları da sorgulasın ama çözüm orada, çare orada. Başka bir yolumuz yok.”

HİJYEN KURALLARI DAHA ÖNEMLİ

Bütün hastalıklardan korunmak için vücut direncinin yüksek tutulması gerektiği bir gerçek. Ancak Öztürk bu konuya dair şunları söyledi: “Özel olarak sanki ‘koronavirüsten koruyor kelle paça ya da yumurta’ Bunlar çok yanlış, zararlı da aynı zamanda. İnsanlarda gereksiz yanlış bir algı oluştu. Koronavirüs hastalığı ne kelle paça ile ne de başka bir şey ile engellenemez.”

Vücut direncini güçlü tutmak elbette önemli ama daha da önemlisi aslında hijyen kurallarına uymak. Öztürk özellikle toplu yerlerden başta toplu ulaşım araçları olmak üzere olabildiğince uzak durmanın, elleri sürekli yıkamanın, vücut ve çevre temizliğine dikkat etmenin daha önemli olduğunu belirterek “İnsan kendisini biliyor, vücut direncini biliyor. Beslenme ne kadar güçsüzse her türlü hastalığa karşı hasta daha dirençsiz olur” dedi.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Hakkari’de 5 bölge, özel güvenlik bölgesi ilan edildi (26 Şubat 2020)

SONRAKİ HABER

İdlib| Erhan Keleşoğlu: Rusya-Türkiye ilişkilerinde ciddi bir krizle karşı karşıyayız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...