13 Şubat 2020 11:15
Son Güncellenme Tarihi: 13 Şubat 2020 21:43

10 Ekim Ankara Katliamı davasında kayınbaba skandalı

10 Ekim Ankara Katliamı davasında tanık olarak dinlenen IŞİD'in sınır emiri sanık İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı SEGBİS aracılığıyla dinlenirken kayınbabasının yanında olduğu anlaşıldı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Burcu YILDIRIM
Ankara

10 Ekim Ankara Katliamı davasının firari sanıklarının yargılandığı dava görüldü. Dava sanıkların akıbetinin sorulmasına, yazılan müzakerelerin teykidine, Demet Taşer dosyasının bir ekinin istenmesi için müzekkere yazılmasına, İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi hakkında tape kayıtlarının tamamını içerecek kayıtların istenmesine, sanıklar hakkında maslak raporları için yazılan müzekkerenin istenmesine, sanık Erman Ekici'nin tutukluluk halinin devamına ve Erman Ekici'nin SEGBİS ile dinlenmesi için Kocaeli'ne müzekkere yazılmasına karar verilerek 8 Mayıs 2020 tarihine ertelendi.

10 Ekim Ankara Katliamı davasının firari sanıklarının yargılandığı dava Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Davada IŞİD'li 16 firari sanığın yanı sıra örgüt yöneticiliğinden hapis cezası alan Erman Ekici de insanlığa karşı suç işlemekten yargılanıyor.

16 firari sanığının yargılandığı davanın dördüncü duruşmasında tanıklar dinlendi. Tanık Hülya Balı'nın dinlenmesi sırasında bir skandal yaşandı. IŞİD'in sınır emiri sanık İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı SEGBİS aracılığıyla tanık olarak dinlenirken kayınbabasının yanında olduğu anlaşıldı. Hülya Balı'ya "cevap verme" dediği duyulan Fevzi Balı, tepkiler üzerine salondan çıkarıldı. Hülya Balı, gözaltında iken otele götürülerek orada sorgulandıklarını da açıkladı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada alınan yoğun güvenlik önlemleri tepki çekti. Arama noktaları, basın açıklaması için basının önüne barikat çekilmesinin yanı sıra Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel de Türkiye vatandaşı olmadığı gerekçesiyle davaya alınmadı.

DAVANIN DETAYLARI

Duruşmada etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen IŞİD'in sınır emiri sanık İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı, Ses, Görüntü ve Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla tanık olarak dinlendi. Hülya Balı, 2007'de evlendiklerini ve eşinin aniden 2014 yılında IŞİD'e gittiğini söyledi. Mahkeme başkanının sorularını yanıtlayan Balı, eşi Suriye'ye gittikten 10 gün sonra kaçak yollarla Suriye'ye gittiğini söyleyerek "Eşim bana derneklere gittiğini söylemişti. Eşim benden önce Suriye'ye gitti daha sonra gitmezsem çocuklarımı benden almakla tehdit etti ve ben de Suriye'ye gittim" dedi. Kaçakçılarla tanışmadığını onların gelip kendisini götürdüğünü söyleyen Balı, "Beni, İlhami karşıladı bir eve götürdü. Oralar bombalandığı için sürekli yer değiştiriyorduk. Deniz Büyükçelebi ve eşi Şengül Büyükçelebi'yi orada gördüm tanıyordum. Evlerimize gidip geldik birkaç sefer" diye konuştu.

KOCASININ KOD ADINI BİLİYOR AMA İŞİNİ BİLMİYOR

Türkiye'ye 2018 yılında döndüğünü anlatan Hülya Balı, Suriye'den sınıra kadar kaçakçılarla kendi imkanlarıyla 2 bin dolar vererek geldiğini söyledi. Balı, "Görümcemi aradım gelmek istiyorum diye o da Bursa'da bir komiser var, onu aramış polisler de beni gelip aldı" dedi. İlhami Balı'nın ne iş yaptığını bilmediğini ama Ebubekir kod adlı olduğunu belirten Balı, "Suriye'de telefon çekmiyordu orada telefon kullanmıyorduk. Türkiye'ye geldiğimde eşimle hiç konuşmadım" dedi. Balı, eşi İlhami Balı'nın IŞİD'deki görevini Türkiye'ye gelince öğrendiğini ve evinde de kimsenin kalmadığını söyledi.

"OTELDEKİ 3 GÜNLÜK SORGU RAHATTI"

Avukat Doğukan Tonguç Cankurt'un sorularına cevap veren Hülya Balı, sınırda yakalanmadığını kendisinin teslim olduğunu belirterek "Bizi bir otele gözümüz bağlı götürdüler 3 gün boyunca bir kadın bir erkek polis sorguladı. Beni ilk aldıklarında karakol gibi bir yerde bana kötü davrandılar ama otelde çok iyi davrandılar" dedi.

Avukat Cankurt, Balı'nın ifadelerinde çelişki olduğunu belirterek, "Daha önce Gaziantep'ten Reyhanlı'ya seni eşinin bıraktığını söylemişsin şimdi kendin geçtiğini söylüyorsun. Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsan çelişkileri gidermen gerekiyor" dedi. Balı, "Hatırlamıyorum" yanıtını verdi.

"İLHAMİ BALI HİÇ GÖZALTINA ALINMADI, SORGULANMADI"

Balı, eşinin 2012 yılında 6 ay boyunca El Kaide'den yattığını ama davanın nasıl sonuçlandığını bilmediğini söyledi. IŞİD'in Reyhanlı patlamasını gerçekleştirdiğinde eşi İlhami Balı'nın evde hasta yattığını iddia eden Balı, sonrasında ise "Gaziantep'te İlhami Suriye'ye gitmeden evimiz hiç basılmadı, İlhami gözaltına alınmadı, sorgulanmadı" diye belirtti. 

İFADE SIRASINDA KAYINPEDERİNİN YANINDA OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

SEGBİS ile ifade veren Hülya Balı'nın yanında eşi İlhami Balı'nın babası Fevzi Balı'nın olduğu anlaşıldı. Fevzi Balı'nın sorulara "Cevap verme" dediği mahkeme salonunda duyuldu. Bunun üzerine aileler "Bu şekilde maddi gerçek nasıl ortaya çıkacak, böyle yargılama mı olur" diyerek tepki gösterdi.

Suriye'de kaldığı süre boyunca kimlik kartı verilmediğini, kartların erkeklere verildiğini söyleyen Balı, “Bana hiç kimlik kartı sormadılar. Eşim Gaziantep'te iken Hayır ve Ensar Derneği'nde çalışıyordu ve o şekilde geçiriyorduk. Kayınpederim çocuklarıma bakıyor ben de onların yanına geldim. İlhami bu şekilde olduğu için annesi babası hiç sormuyor. Çocuklar da uzun süredir sormuyor" dedi. Balı, eşinin Antep'teyken de menzil tarikatına gidip, geldiğini söyledi. 

AP MİLLETVEKİLİ ÖZLEM ALEV DEMİREL,10 EKİM DAVASINA ALINMADI

Duruşma için yine Türkiye'nin birçok yerinden katliamda yakınlarını yitirenlerin aileleri ve yaralılar Ankara’ya geldi. Ankara Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında bu kez basın emekçileri için bir polis barikatı alanı kurulduğu görüldü. Polisin basın açıklaması yapan aileler ve avukatlar ile gazeteciler arasına koyduğu barikatı kaldırmama ısrarı tepki çekti. Tepki sonrası gazetecilerin ailelerin yanına gitmesine dönük engel kaldırıldı.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel de polisin engellemesine takıldı. Davaya girmesine izin verilmeyen Demirel'e Türkiye vatandaşı olmadığı ve Adalet Bakanlığının kendilerine bilgi vermemesi gerekçe olarak gösterildi. İtirazlarına karşın çeşitli gerekçeler ileri sürülerek Demirel'in içeri girmesi engellendi.

"SINIRDAN GEÇMEK KOLAYDI"

Duruşmaya verilen öğle arasının ardından tanık olarak dinlenen Şengül Büyükçelebi, eşi Deniz Büyükçelebi'nin IŞİD'e ne zaman katıldığını hatırlamadığını ve kendilerinin toplantılarda dini dersler aldıklarını söyledi. Daha önce eşinin Antep'te kaçakçılık yaptığını, Suriye'ye gittiğinde de devam ettiğini ve sınırdan geçişleri sağladığını söyleyen Büyükçelebi, "IŞİD'e katılmak için gelenler evimizde 3-5 saat kalıyordu. O zamanlar geçmek çok kolaydı. Antep'teyken gittiğim Müslüman Gençler Derneğinden artık kimseyle görüşmüyorum. Eşimle beraber Suriye'ye gittik. 100 dolar bana, 100 dolar eşime veriyormuş IŞİD. O zamanlar IŞİD böyle değildi" dedi.

Erman Ekici'yi tanıdığını ve eşinin arkadaşı olduğunu, beraber derneğe derse gittiklerini anlatan Büyükçelebi, "İlhami Balı'nın eşi ile aynı yerde 3 ay kaldık. Orada belli evler vardı, oralarda kalırdık. Hep sınır bölgesinde kaldık. Deniz uçak saldırısında ölünce buraya geldim. Orada ölenler arasında tanıdığım iki Reyhanlı'dan gelen, dört tane de Arap vardı. İçlerinde birinin ismi Mehmet Gezer, diğerinin adı da Mehmet ama soyadını hatırlamıyorum. Sınırdan geçerken Arap kaçakçılara para verdik" diye konuştu.

"EŞİMLE GÖRÜŞTÜĞÜM TELEFONU EMNİYETE VERDİM"

Avukat Murat Kemal Gündüz'ün sorularına cevap veren Büyükçelebi, "Yakalama kararından sonra birkaç gün içinde Suriye'ye gittik. Biz gittikten sonra polisler evi basmış. Suriye'ye gittikten sonra hastane için Türkiye'ye gelip gittim. Eşim yanında hep silah gezdirirdi ve arabası vardı" dedi. Eşinin öldüğünü ertesi gün duyduğunu, cesedini görmediğini ve bir mezarının olmadığını söyleyen Büyükçelebi, "Eşimle son görüştüğüm telefonu Nizip emniyetine verdim" diye belirtti.

BALI, "DIŞARIDA GÖRDÜM", BÜYÜKÇELEBİ "3 AY YAŞADIK" DEDİ

Avukat Senem Doğanoğlu'nun sorularını yanıtlayan Çelebi, eşinin Antep'te de Suriye'de de insan kaçakçılığı yaptığını ifade ederek, "İlhami, Deniz ve Mustafa kaçakçılığı organize ediyordu. İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı ile 3 ay aynı evde yaşadık neden dışarda görüştük dediğini bilmiyorum. Büyükçelebi, "Babam ben Türkiye'ye geçmeden önce emniyete gidip 'Kızım gelecek' demiş emniyettekiler ise 'Gelince buraya gelsin' demiş. Bu yüzden ben kendim gittim. Kimse beni arayıp, sormadı. Suriye'ye geçerken çok rahat taşındık eşyalarımızla. Hülya Balı da eşyalarını alarak geçti" dedi.

BÜYÜKÇELEBİ EKİCİ'Yİ GÖRDÜ MÜ?

Mahkeme salonundan Erman Ekici kendisi ve eşini görüp görmediği sorulduğunda daha önce mahkeme başkanına "Gördüm" diyen Büyükçelebi, "Görmedim" dedi. Büyükçelebi'nin hareketlerindeki kimi değişiklikler nedeniyle yanında birinin müdahale ettiği şüphesi yaratınca, aileler mahkeme başkanına "Tanıklar neden buraya getirilmiyor, oradan hep yönlendiriyorlar" diye tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Onlar şehir dışında oldukları için getiremiyoruz" yanıtını verdi. Aileler kendilerinin de şehir dışından geldiklerini ifade ederek mahkemeyi adil olmaya çağırdı.

"ERMAN EKİCİ, EŞİMİ SİLAHLI EĞİTİME GÖTÜRÜYORDU"

Tanık olarak dinlenen Ersel Ocak'ın eşi Ayşenur İnci, "Eşimle nikah kıydık ve Suriye'ye geçtik. Ben sohbet ve toplantılara katılmadım. Mustafa Dokumacı nikahımızı ailemden gizli kıydı ve eşim dini nikahın hemen ardından Suriye'ye gideceğimizi söyledi. Duygusal bağım vardı ve güvendim. Ne zaman Suriye'ye gittiysem her şeyin farklı olduğunu anladım. Eşimi zaman zaman Erman (Ekici) denilen adam gelip götürüyordu. Orada silahlı eğitim alıyorlardı. Biz eşlerimizin işini yapıyorduk. Esra vardı, Ahmet Güneş'in eşi. Orada evlerini terketmek zorunda kalanların evlerine yerleştiriyorlardı bizi. Şengül Büyükçelebi ve Hülya Balı'yı da orada gördüm. 2 buçuk ay silahlı eğitim aldılar PKK'ya karşı sınırı koruyorlardı" diye konuştu.  

YPG'NİN ELİNDE ESİRDİ

Suriye'ye gittikten 5 ay sonra Türkiye'ye dönmek istediğini ancak Ahmet Güneş'in izin vermediğini söyleyen İnci, "Bunlar grup gibi hareket ediyorlardı. Eşim PKK'ya karşı nöbet tutarken hava saldırısına uğradı ve Meyadin bölgesine geçtik, hastaneye gidip geldi. Sonra Whatsapp üzerinden babamla haberleştim. Para isteyip kaçakçılarla döndüm. Beni kaçakçılarla yolladı, kendi çölden gelmeye çalışacaktı. Sonra PKK'nın eline esir düştüm. Oradan yine kaçakçılarla Irak'a ve Türkiye'ye geçtim" dedi.

"DİĞER EVLİ KADINLARLA KALIYORDUK"

Avukat Gamze Gökoğlu'nun sorularına cevap veren İnci, "Eşim önce serseriydi, namaz kılmazdı, elimden tutar dolaşırdık. Sonra sohbetlere katılınca değişti. Benden kapanmamı, okulu bırakmamı istediler. İkinci gittiğimde ise nikahımı kıydılar. Eşimin isteğiyle, peşimize düşmesinler diye aileme dini eğitim almak için gittiğimi anlatan mektup yazdım. Evli kadınların kaldığı 'makar' denilen yerde kalıyorduk. Mektep denilen yerden para alışverişi yapıyorduk ve oradan babam bana para yolladı" dedi.

ERMAN EKİCİ'Yİ TEŞHİS ETTİ

Avukat Senem Doğanoğlu'nun sorularını yanıtlayan İnci, "Türkiye'ye dönünce Adıyaman Emniyeti'nde terörle mücadelede Fırat Bey var. Onunla görüştük ve normal bilgileri aldı. İsterseniz numarasını da verebilirim. Şengül Hanım'ı da Hülya Hanım'ı da gördüm. Onlar neden söylemiyor bilmiyorum" dedi. İnci, savcının sorusu üzerine mahkeme salonunda bulunan sanık Erman Ekici'yi teşhis ederek tanıdığını onayladı. İnci, Erman Ekici'nin "Benim eğitim verdiğimi gözlerinle gördün mü" sorularına ise İnci, "Eşim anlatıyordu ve evden gelip siz alıyorsunuz bunu gördüm. Zaten kadınlar olduğunuz yere gelemiyordu, nasıl gözümle görebilirim" diye konuştu.

"İŞLER KÖTÜ GİDİNCE KİMLİK ÇIKARDILAR TÜRKİYE'YE GELDİK"

Tanık Demet Taşer, "Eşim Mehmet Taşer'le evlenme kararı aldık. Evlendikten sonra Adıyaman'da, İslam Çay Evi'ne gidip toplantılarına gitmiş. Bana dini kitaplar önerdi. İki aylık evli iken Suriye'ye geri dönmek üzere gittik. Arkadaşlarını kıramıyordu, ne derlerse yapıyordu. Suriye'ye gittiğimizde eli silahlı adamlar 'Allahuekber' diye karşıladı bizi. Bizi bir eve, eşlerimizi başka eve götürdüler. Eşim bana gittikten sonra 'İsmin Havva olsun' dedi ve herkese öyle tanıttı. Erman Ekici diye biri eşlerimizi alıp eğitime götürüyordu. İşler kötü gidince eşim bana Arap kartı çıkardı ve diğer kadınlarla kaçakçılar eşliğinde Türkiye'ye geldik. Yaklaşık iki yıldır Türkiye'deyim ve eşimden hiç haber alamadım, yakın arkadaşı uçak bombardımında öldüğünü söyledi, öldüğüne inanıyorum"diye konuştu.

"POLİS KIZIYIM" DİYE KENDİSİNİ SAVUNDU

Eşinin ketibe (aynı görevi yapan topluluk) sorumlusu olduğunu söyleyen Taşer, "Biz Suriye'deki Esad rejiminin zulmüne uğrayan insanlara yardım etmek için gitmiştik. Şimdi bir bağım yok. Burada çocuklarımlayım, sadece İHH denilen derneğe arada para bırakıyorum yardım olsun diye" dedi. Yine firari sanıklardan Valentina'nın da telefondan dini nikah kıyarak Suriye'ye kendilerinden önce geldiğini söyleyen Taşer, Avukat İlke Işık'ın Türkiye'deki IŞID'in katliamlarına ilişkin sorularını yanıtlarken, "Vallahi sizden bir farkım yok. Bilmiyorum hiç. Ben zaten polis memuru kızıyım"dedi. Taşer de SEGBİS bağlantısı ile Erman Ekici'yi teşhis etti.

"IŞİD'E SİLAH TAŞIYANLAR SADECE FOTOĞRAFLANMAKLA YETİNİLMİŞ"

Tanıkların dinlenmesinin ardından avukat savunmalarıyla süren davada Murat Cemal Gündüz, Kilis Emniyet Müdürlüğünün mahkemeye sunmadığı, sunduğu bilgilerin de eksik olduğuna dikkat çekerek tanık ifadeleriyle de doğrulandığını söyledi. Gündüz, "30 klasörlük dosyadan iki klasör yollayarak arar kararı yerine getirdik diyemezler. 6 yıldır dava açmadıkları gibi dosya da yollamıyorlar. Kilis, Nizip, Antep ve Adıyaman'dan IŞİD'lilerin tespitine ilişkin ara karar yazılmasını talep ediyoruz. Antep Emniyeti ile ilgili bir sıkıntı var. IŞİD'i terör örgütü kabul ediyorsunuz ki 2013 yılında resmi gastede yayınlanmış ama ne hikmetse ne gözaltına alınıyorlar ne evleri aranıyor. Eylül'e kadar izlenmiş. Silah taşıyanlar, bomba taşıyanlar anca bol bol fotoğraflanmış ve bu isimler 10 Ekim Katliamı sanıkları" diye konuştu. Gündüz, "Birileri bu görevini suistimal etmiş, bu çok açık. Ben IŞID'liyim diye bas bas bağırmışlar ama en ufak bir şey yapılmamış. Bunun sorumluları kim? Biz okudukça rahatsız oluyoruz. Artık birileri de rahatsız olsun. Arabasında bomba taşıyan adamı neden gözaltına almıyorsunuz, ayakkabısının rengine kadar bilinen adamlar hakkında neden bir işlem yapılmamış" dedi.

"IŞİD'E YARDIM EDEN ASKERLERİN AKIBETİ NE DURUMDA"

Doğukan Tonguç Cankurt, sanıkların IŞID'li olduklarının açıkça bilinmesine rağmen gözaltına alınıp bırakılanlara dikkat çekerek, "Dosyaların tamamının Kilis Emniyet Müdürlüğü'nce gönderilmesini ve IŞİD'e yardim eden isimleri belirli askerler hakkındaki suç duyusunun akıbetini istiyoruz. Hülya Balı'nın ifadesi sırasında müdehale eden İlhami Balı'nın babası Fevzi Balı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz. Derya Balı'nın ise tanık olarak dinlenmesini istiyoruz" dedi.

"MİT 10 EKİM DOSYASINA GELİNCE NEDEN AYAK DİRİYOR"

4 yıldır firarı olan sanıkların ara kararla sorulduğuna ancak yeni "Arıyoruz" yanıtı geldiğine değinen avukat Gamze Gökoğlu, "Bu sanıklar nasil aranıyor? Aranan Nusret Yılmaz, Gürcistan'a giderken kırmızı bültenle aranmasına rağmen alınmamış polise sevk edilmiş ve harhangi bir işlem yapılmamış. Yine sanıklar hesaplarından bu süre içerisinde para çekmişler. Devletin bu kişileri tüm imkanları ile araması gerekiyor. Firari sanıkların gidip evlerine bakmakla olmaz. Bu katliamın hesabının sorulması isteniyorsa bütün istihbarat kayıtlarının dosyaya gelmesi lazım. Ahmet Güneş'in kafa kesme görüntüleri olmasına rağmen MİT'ten bağlantısının olmadığı haberi geliyor ve sanık Ahmet Güneş serbest bırakılıyor. Bu karara doğru olmamasına rağmen hızla cevap veren MİT, biz isteyince neden ayak diriyor" ifadelerini kullandı.

Avukat Senem Doğanoğlu, "10 Ekim Ankara Katliamı 'na ilişkin MİT'in istihbarat notlarını ve bunlara dair neler yapıldığını görmek istiyoruz"dedi.

Sanık Yunus Durmaz, Mehmet Emin Cebael ve Erman Ekici'nin evinden ele geçirilen dijital materyallerin dosya kapsamina getirilmesini istiyen avukat Gülşah Kaya, "Mahkemenin önünde diğer sanıkların da insanlığa karşı suçtan yargılanması önünde büyük bir görev duruyor" diye konuştu.

"KATLİAMLARIN ÖRGÜTLENMESİNE YOL VEREN TÜRKİYE'DEKİ PRATİK DEĞİL Mİ?"

Avukat İlke Işık, 16 sanığın ortada dolaştığını ifade ederek bu sanıkların yakalanması için bir çaba görmek istediklerini söyledi. Işık, "Yeni Ahmet dedelerin ortaya çıkmasından endişeliyiz. Tanıklar önemli bilgiler verdi. Katliamları örgütlemişler gidip Suriye'de işlerini ilerletmişler bunun sorumlusu Türkiye'de yürütülen pratik değil mi? Adıyaman canlı bombaların yetiştiği bir yer ve görmek istiyoruz bunları. Tanıklar birçok isim saydı ve biz bu isimlerin araştırılmasını varsa dosyaları istiyoruz. Yine tanıklar evlenip Suriye'ye gittiklerini söyledi. Suriye savaş bölgesi ve romantik bir balayı yapılacak yer değil. Kimse kimseyi kandırmasın, bunlar birlikte savaşmaya gitti" diye konuştu.

Sanıklarla ilgili telefon numaralarını da öğrenmek istediklerini söyleyen Işık, "Daha önce Deniz Büyükçelebi tarafindan kullanılan bir numaranın ise 10 Ekim Katliamı'ndan 30 dakika sonra İncesu civarında 82 saniyelik konuşma yapmış. Bunun hakkında müzekkere yazmıştınız ama ara karar verilmedi. Verilmeyen cevaplar üzerine göre mi devam edeceğiz" dedi.

"CANLI BOMBA DİYE ARANANLAR BUGÜN SERBEST"

Erman Ekici tanıkların çelişkili konuştuklarını ifade ederek, "Beni tam olarak tanımadılar. Evinden çıkamayan kadınlar bu kadar bilgiyi nerden biliyor? Bu kadınlar düne kadar canlı bomba diye aranıyordu. Birdenbire yakalanıp beraat eden insanlarla siz bugün röportaj mı yapıyorsunuz? Böyle yapılacaksa bana da getirin her istenen ismi imzalayım. 4 yıldır Suriye'de kalan kadınlar neden en başta babalarını arayıp kurtarılmak istememiş. Ben çocuğumun adıyla yargılanıyorum naptım bombayı ben mi patlattım. Adıyamanlılar her şeyi biliyor kendilerine gelince delil karartıyorlar"dedi. Ekici, "İnsanlığa karşı suçu bir ben işledim de örgütün ağa babaları mı işlemedi yani. Neden ben yargılanıyorum çünkü arkamda kimse yok. 4 yıldır küçücük bir şüpheden yargılanıyorum. Hakkımdaki cdlerin bana gelmesini istiyorum. SEGBİS aracılığıyla dinlenmek istiyorum. Buraya gelip oturup son on dk konuşup gidiyorum"dedi.

Ara kararın açıklanmasına ilişkin mütalaa veren savcı, Erman Ekici'nin tutukluluk halini, firari sanıkları yakalama kararlarının sonuçlarının beklenmesini istedi.

Dava sanıkların akıbetinin sorulmasına, yazılan müzakerelerin teykidine, Demet Taşer dosyasının bir ekinin istenmesi için müzekkere yazılmasına, İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi hakkında tape kayıtlarının tamamını içerecek kayıtların istenmesine, sanıklar hakkında maslak raporları için yazılan müzekkerenin istenmesine, sanık Erman Ekici'nin tutukluluk halinin devamına ve Erman Ekici'nin SEGBİS ile dinlenmesi için Kocaeli'ne müzekkere yazılmasına karar verilerek 8 Mayıs 2020 tarihine ertelendi. (Ankara/EVRENSEL)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

11 yıl ceza alan belediye müdürü 35 gündür tutuklanmadı: Kayyum aklama derdinde

SONRAKİ HABER

Eski HEP Milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa