10 Şubat 2020 04:00

Yerel yönetim ve sağlık

İşsiz gençlerin, kalacak yeri olmayan öğrencinin, çocuğuna bir tas yemek veremeyen ana babanın, hakkını almak için grevdeki işçinin sağlığından söz edilebilir mi?

ARŞİV | Fotoğraf: Evrensel

Fatih SÜRENKÖK
Fatih SÜRENKÖK

Sağlık, kişinin sadece hastalık ya da sakatlığın olmayışı değil bedensel, toplumsal, psikolojik, çevresel ve sosyal hatta siyasi olarak tam bir iyilik halidir.

Bu tanıma göre şöyle bir kendimizi tartalım; ben sağlıklı mıyım? Bu tanımlamaya göre “evet” diyen birisi sanırım çıkmaz özellikle de günümüz Türkiye’sinde.

Sağlığı tanımlarken kullandığımız bu tanımları kişisel olarak ne kadar değiştirebiliriz ya da başka bir deyiş ile bizim tek başımıza sağlıklı bir yaşamı sürdürmemiz mümkün mü? Bu sorunun da cevabı ne yazık ki “evet” değil.

İşsizliğin yüzde 14’ü geçtiği, çevre felaketlerine her gün bir yenisinin eklendiği ülkemizde sağlıklı olmak mümkün mü?

Aliağa’da, Kaz Dağlarında, Soma da yaşayanların sağlıklı kalabilmesi mümkün mü? İşsiz gençlerin, kalacak yeri olmayan öğrencinin, çocuğuna bir tas yemek veremeyen ana babanın, hakkını almak için grevdeki işçinin sağlığından söz edilebilir mi?

Sağlıklı kalabilmenin en kolay ve en ucuz yolu onu koruyabilmektir. Yani sağlığımızı olumsuz etkileyecek faktörlerin en aza indirilmesidir. Bu faktörlerin bir kısmının düzeltilmesi   ülkedeki genel yaşama yani merkezi yönetime ait ilken önemli bir kısmı da yerel yönetime aittir.

Örneğin açlık sınırının 2 bin liranın üstünde olduğu ülkemizde asgari ücretin de bu düzeyde olması milyonlarca yurttaşın ekonomik ve sosyal olarak sağlıksız olmasına yol açarken, içtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, saatlerimizi geçirdiğimiz trafiğin, depremde altında kaldığımız evin sorumluluğu da yerel yönetimlere aittir.

Neler yapmaktadır yerel yöneticiler? Bizlerin sağlıklı bireyler olarak bu kentlerde yaşamımızı sürdürmemize dair nasıl katkıları olmuştur?

Astım bronşit gibi akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser türlerinin önemli bir bölümü maalesef ki yaşam şeklimiz ve yaşadığımız çevre ile ilgili. Bu konuda yaşadığımız kentlere ve bunların yöneticilerine şöyle bir bakarsak hepsinin notu kırık ne yazık ki.

Kışın hava kirliliğinden trafik sorununa, yeterince yeşil alan ayrılmamış yaşam alanlarından sosyal hayatı düzenlenmemiş kentlere hepsi maalesef ki bizim sağlığımızı bozuyor.

Bu saydığım olumsuzluklar kendini sağlıklı kabul eden bireyleri etkilerken bir de dezavantajlı yurttaşlarımız var. Onların işleri ve bu durumlardan etkilenmeleri daha da kötü.

Bu kentte 500 binin üzerinde engelli yurttaşımız yaşamakta. Ayrıca yaşından ya da cinsiyetinden dolayı ya da ülkesindeki savaştan kaçarak buraya gelmek zorunda kalan mülteciler de dezavantajlı bireyleri oluşturmakta bu kentte.

Sadece engelli bireylere maaş bağlamakla bitmiyor hayatın çileleri ya da Basmahane çevresinde başlarını sokacak bir yer bulamayan mültecilere bir öğün yemek vermekle Sağlıklı Kentler Birliği üyesi olmak sorunu çözmüyor.

Yerel yönetimlerin görevi bu kentte yaşayan gerek sağlıklı gerekse dezavantajlı her bireyi daha sağlıklı ve insan onuruna yakışır bir şekilde yarınlara taşımaktır. İşte bu konuları tartışmak için bu akşam Buca Kent Konseyi’ne konuk oluyoruz.

Yaşamını halk sağlığına, İyi Hekimliğe ve insan haklarına adamış, bu özelliklerinden dolayı da Ege Üniversitesindeki görevinden KHK ile uzaklaştırılmış çok kıymetli meslektaşım Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, daha önceki dönemde Çankaya Belediyesi Başkanlığını başarıyla yapmış Bülent Tanık ve ben; Buca Kent Konseyi Başkanı sayın Av. Mürüvet S. Balcılar’ın yönetiminde Yerel Yönetim ve Sağlık konusunu konuşacağız.

Umarım konunun esas öznesi halkımız ve yerel yöneticilerimiz orada olur. Sağlıkla sağlıklı kentlerde yaşamak dileği ile.

Reklam