19 Ocak 2020 11:41

Denizli'de Büyük Menderes için çözüm yolları arandı

Denizli’de düzenlenen “Büyük Menderes Nasıl Kurtulur” panelinde ekoloji mücadelesinin siyasi bir mücadele olduğu ve siyasetten ayrı düşünülemeyeceği vurgusu öne çıktı.

Foroğraf: Evrensel

Denizli'de Büyük Menderes İnisiyatifi ve Merkezefendi Belediyesi "Büyük Menderes Nasıl Kurtulur" paneli düzenledi. Merkezefendi Belediyesi Kültür Merkezinde yapılan, moderatörlüğünü Gazeteci Yaşar Tok’un gerçekleştirdiği panele konuşmacı olarak Su Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Duran, Halk Sağlığı Uzmanı ve Barış İmzacısı olması nedeniyle KHK ile görevine son verilen Mehmet Zencir, Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ve Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı H. Murat Kapıkıran katıldı. Yoğun katılımın gözlendiği salonda köylerinde yapılmak istenen JES’e karşı mücadele veren Kızılca Köyü halkı da izleyici olarak yer aldı.

“EKOLOJİ MÜCADELESİ SİYASETTEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Panelistlerden önce konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Doğadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise, Büyük Menderes ve Dalaman Çayında yaşanan kirliliğin araştırılması için Mecliste Araştırma Önergesi verdiklerini anlatarak AKP ve MHP milletvekillerinin oyuyla önergelerinin reddedildiğini hatırlattı. “Ortaya çıkacak sonuçtan korktular” diyen Karaca, AKP Hükümetinin lüks otellerde eylem planı toplantıları yaptığını ancak sahada herhangi bir çalışma yapılmadığını söyledi. Karaca son olarak, “Ekoloji mücadelesi siyasi bir mücadeledir ve siyasetten ayrı düşünülemez” dedi.

“YAŞANAN ÖLÜMLERİN YÜZDE 23’Ü EKOLOJİK TAHRİBATTAN KAYNAKLI”

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zencir yaptığı konuşmada Karaca’nın sözlerine katıldığını belirterek, “Büyük Menderes ve diğer alanlarda verilen ekoloji mücadelesine siyaset üstü bir konu dersek büyük gol yeriz” dedi. Zencir, Türkiye’de yaşanan ölümlerin yüzde 23’ünün yaşanan ekolojik tahribatlardan kaynaklandığının altını çizerek, kirliliğe bağlı erken ölüm oranının yüzde 16 olduğunun bilgisini verdi. Denizli’de ise kirlilik düzeylerini rakamlarla anlatan Zencir, “Denizli’de her beş kişiden biri kanserden ölüyor” diye konuştu. TÜBİTAK raporlarında Türkiye’de yaşanan kirlilik düzeyinin korkunçluğunu kolaylıkla görebileceğini söyleyen Zencir, mücadelenin halka dayanmasının gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

“HAVZADAKİ KİRLİLİĞİN YÜZDE 51’İ ENDÜSTRİYEL ATIKLAR”

Su Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Duran, 16 yıldır Büyük Menderes Havzasında çalışmalar yaptığını belirterek, havzada yaşanan kirliğin nedenlerini ayrıntılarıyla anlattı. Duran yaşanan kirliliğin yüzde 49’unun bireylerden, yüzde 51’inin ise Endüstriyel atıklardan kaynaklandığını söyledi. Büyük Menderes Havzasında 15 Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’nin bulunduğu bilgisini veren Duran, havzada bulunan Çürüksu ve Güzelköy çaylarının artık “OSB atıklarının tahliye kanalı” olduğunu hatırlattı. Büyük Menderes Nehrine 33 büyük Jeotermal Enerji Santral (JES)’in yılda 80 milyon ton akışkan bıraktığını aktaran Duran, bu JES’lerin gökyüzüne yılda yaklaşık 8.8 milyon ton yoğuşmayan gazı bıraktığını söyledi. Havzada en kirli noktaların Çürüksu ve Dokuzsele çaylarının olduğunu vurgulayan Duran, bu noktaların acil olarak temizlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Duran, çözüm önerisi olarak Tekstil Sektöründe suyun kullanımına ilişkin strateji geliştirilmesi gerektiğini söyleyerek, bu alanda kuru boyama tekniğine geçilmesinin önemli olduğunu belirtti. Duran son olarak, entegre havza yönetimi oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

“YENİ BİR ÇEVRE VE SU POLİTİKASINA İHTİYAÇ VAR”

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ise yaptığı konuşmada Türkiye’de su sorunu olduğuna dikkat çekerek, içme, kullanma suyu ve atık suların bertaraf edilmesi sorunun belirleyici sorun olduğunu söyledi. Kınay, Türkiye’de arıtma tesislerinin yetersizliğini verilerle aktararak, “Türkiye’de 1399 belediye bulunmasına rağmen sadece 443 arıtma tesisi bulunuyor” dedi. Hala kanalizasyon sorunun çözülmemiş bir sorun olarak durduğu değerlendirmesini yapan Kınay, Türkiye’de yüzey sularının yüzde 85’inin kirlenmiş durumda olduğunu söyledi. Çevresel Etki Değerlendirme mevzuatının en çok değişen mevzuatlardan olduğunu hatırlatan Kınay, bunun rant yaratma ve dağıtmak amacıyla yapıldığını anlattı. Kınay, sözlerine Türkiye’de yeni bir çevre ve su politikasına ihtiyaç olduğunu söyleyerek son verdi.

Son olarak söz alan Ziraat Mühendisi H. Murat Kapıkıran da, son 30 yılda Türkiye’de yaşanan aşırı kirlenmeyi değerlendirdiği konuşmasında tarımda yeni nesil kooperatifçilik yapılması önerisini getirdi. Konferans soru cevap bölümünün ardından sona erdi. (Denizli/EVRENSEL)

Reklam