10 Ocak 2020 00:41

O ağaç bizim

"Bir ağacın 100 meyvesi varsa yirmisini bize seksenini kendisine alan bir iktidar var ama bizler o ağacın bizim olduğunu biliyoruz"

Paylaş

Funda Eylem SANCARBARLAZ

Uludağ Üniversitesi

Uludağ Üniversitesi Emek Gençliğinin geçen hafta Özgür Müftüoğlu ile yaptığı “bütçe, asgari ücret, genç işsizlik” söyleşisinin ardından söyleşiye katılanlarla bir araya gelip ekonomik kriz, gelecek kaygısı, asgari ücret ve genç işsizliği yeniden tartıştık. Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde okuyan, bir yandan da çalışmak zorunda olan arkadaşımız Arşimet, çalışmak zorunda olmasının en büyük sebebinin hayat pahalılığı olduğunu belirtti. Normalde bursun öğrencilerin ihtiyaçlarını gidermesi gerektiğini fakat her şeye gelen zamla durumun böyle olmadığını söyleyen Arşimet,  temel ihtiyaçlarımıza bursa gelen zamdan daha fazla zam geldiğini bu yüzden de okuyabilmek için çalışmak zorunda kaldığını, okula ayırması gereken zamanı işe harcadığını söylüyor. Asgari ücrete gelen zammın komik bir rakam olduğunu söyleyip “Yeni yıla girdik fakat yapılan zam ilk bir ay içinde eriyecek daha senenin başında geçinemiyorken sene sonunda halimiz nasıl olacak acaba?” diye ekliyor. Doğalgaza elektriğe gelen zamların da hayat standartlarını daha da düşürdüğünü söyleyen Arşimet, “Aralık ayından beri havalar iyice soğudu buna rağmen bir aydır doğalgazı açamadık. Bu sosyal yaşamıma da yansıyor. Örneğin bir arkadaşım yarın doğum günüm gel dediğinde sonraki gün aç kalırım korkusuyla gidemiyorum” dedi.

ASGARİ ÜCRET VE KYK ZAMMI: GÜLDÜRMEYEN ESPRİ

Arşimet’in yanından kalkıp edebiyat okuyan, geçimini arada bir müzisyenlik yaparak sağlamaya çalışan Berkay’la buluşuyoruz. Berkay şu an düzenli bir işte çalışmadığını fakat bu şartlar altında çalışmaya mahkûm sözde okuyan üniversiteli gençler olduğunu belirtti. Okuduğu bölümden dolayı haftalık kitap almak zorunda kalan Berkay, “Okuduğum bölüm gereği bazı haftalarda dört beş kitap okumam gerekiyor ama bu kitapları çoğu zaman farklı biçimlerde edinme yoluna giriyorum çünkü bu kitapları satın alacak ekonomik gücüm yok” diyor. Okul masraflarına, kiralara, gıdaya ve faturalara gelen zamların yanı sıra bir de niteliksiz ve pahalı bir ulaşıma maruz kaldığını belirten Berkay, “Beni ve tüm öğrencileri otostop çekmeye ya da bu kış aylarında tabana kuvvet yürüme yoluna itiyor” dedi. Bunların üstüne bir de hükümetin jestine bırakılan asgari ücrete yapılan zammın Arşimet gibi onu da güldürdüğünü söylüyor.

Yıllardır her kış elektrik, doğalgaz ve yakıtlara gelen zamlar hem barınma hem ulaşım noktalarında belini büktüğünü söyleyen Berkay, bir süre su kaynatarak evini ısıttığını söylüyor. Koşullarının kötü olmasını, hayat pahalılığının artmasını hem biyolojik ve psikolojik olarak sağlıksız mezun bireyler olarak hayata atılacağını düşünüyor.

TÜM TARTIŞMALARIN EN CAN ALICI NOKTASI: KRİZ

Uluslararası İktisat Bölümünde okuyan İre; doğal gaza gelen zam, gıdaya gelen zam vs. yerine daha akademik, bilimsel bir eğitime, alanına dönük tartışmalar yürütmeyi tercih edeceğini dile getiriyor. Fakat bu şartlar altında bölümüne yoğunlaşmasının pek de mümkün olmadığını söylüyor. Kendi alanından kaygıları olan İrem, çok fazla üniversite ve çok fazla İİBF mezunu olduğunu dile getiriyor. "Konuşma, yaşama, düşünme, barınma ve eğitim hakkımızı tamamen tek adama bıraktık" diye ekliyor.

BİREYSEL DEĞİL, KİTLELER HALİNDE

Son olarak asgari ücret, vergiler, zamlar derken birden ortaya çıkan yerli otomobil haberlerini konuşuyoruz. İrem, zamları konuşmak yerine bilerek dikkat dağıtmak için ortaya atılmış bir hamle olduğunu söylüyor ve kandırılan bir halk olduğunu fakat kandırılan değil mücadele eden bir halk olmamız gerektiğini vurguluyor. "Bir ağacın 100 meyvesi varsa yirmisini bize seksenini kendisine alan bir iktidar var ama bizler o ağacın bizim olduğunu biliyoruz" diyen İrem, otoriter ve baskıcı bir hükümet olduğunu tek adam iktidarlığını iliklerine kadar hissettiğini, bu dönemde meyve vermek bir kenara fikrimizin bile sorulmadığı bir dönemden geçtiğimizi dile getirdi.

Hayat pahalılığına, temel ihtiyaçlarımıza gelen zamlara alışıldığını sadece söylendiğimizi söyleyen İrem, "bir yol bulmamız gerekiyor evet önümüzde kara bir tablo var ama bu kara tabloyu değiştirmek bizim elimizde fakat bunu bireysel değil kitleler halinde değiştirebiliriz” diye bitiriyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Tacize karşı güvenli üniversite

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa