09 Ocak 2020 01:28

Bir taraf kırık dökük, diğer taraf lüks içinde

Asgari ücretle geçinen bir ailede kaynak kitapları alamayan öğrencilerin yeterli eğitim alamadığını göz önünde bulundurduğumuzda eğitimde eşitlikten bahsedebilir miyiz?

Paylaş

Kocaeli’nden ortaokul öğrencileri

Bizler LGS’ye hazırlanan 8. Sınıf öğrencileriyiz. Aslında bu sınavlar bize pek bir şey kazandırmıyor. Eğer güzel bir liseyi veya güzel bir üniversiteyi kazansak bile bu başarıya sadece test çözerek ulaşabiliyoruz. Eğer ben büyüdüğümde güzel bir mesleğe sahip olursam bu benim yetenekli bir insan olduğumu göstermez. Gelecek bizim ellerimizde deniyor fakat kim geleceğini sadece ezbere dayalı eğitim alıp, sürekli test çözen, sosyal ol(a)mayan kişilere bırakmak ister ki? Bize bakıp okuyun diyen çok okuyan(!) insanlar bize böyle bir sınav hazırlayarak, bizi kitaplardan daha çok uzaklaştırıyorlar. Belki doya doya şarkı söylemek istiyorum veya doya doya dans etmek. Elimde bütün olanaklar var, bir engel dışında. O da eğitim sisteminin dayattığı ezberci sınav sistemi.

“FEN LİSESİ KIRIK DÖKÜK, İMAM HATİP SARAY GİBİ”

Sekizinci sınıf öğrencisi olduğumuz için okulumuz bizi lise gezilerine götürüyor. İlk olarak Muammer Dereli Fen ve Kocaeli Fen Lisesi’ne gittik. Kocaeli Fen Lisesi’nin konferans salonu çok küçük ve sandalyeleri kırıktı. Okul bakımsız görünüyordu. Bu iki lisenin de çok eksikleri yok gibiydi, yani biz başta öyle düşünüyorduk. Ta ki rehberlik öğretmenimiz bizi M. Akif Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne götürene kadar. Bu liseye gittiğimizde, eğitime ayrılan bütçenin büyük bir kısmının hangi okullara aktarıldığını daha iyi görmüş olduk. Okul öyle lükstü ki, adeta bir saraya benziyordu. Toplantı salonunda yirmi-otuz tane koltuk vardı ve bu koltuklar çok pahalı görünüyordu. Okulun duvarları altın rengindeydi. Pansiyonu vardı ve bilgisayar odasındaki eşyalar diğer liselerdekinden daha yeni ve daha donanımlı görünüyordu. Kocaeli Fen Lisesi’nde İmam Hatip Lisesi’nden daha güzel olan tek yer kütüphanesi idi. Ama tüm bu şeylere rağmen, Kocaeli Fen ve Muammer Dereli Fen’de İmam Hatip’ten daha fazla öğrenci vardı. Fen Liseleri her yıl 120 mezun veriyorken, İmam Hatip Lisesi 60-70 mezun veriyor. Ve her ne kadar bunu fark etmememizi isteseler de bunun nedeni İmam Hatip Lisesi’nde yer olmaması değil, öğrencilerin bilimsel eğitim verilmediğini bildikleri için tercih etmemeleri. Oradaki müdür yardımcısı da “Sınıflarımız ortalama 15 kişilik, özel okul gibi” diyerek bununla övünmeye çalışıyordu. Gezi sonrasında internetten bu liseyi araştırdığımızda aldıkları ödüller sadece “İyi Arapça okuma” yarışında aldıkları ödüllerdi. Bazı öğretmenlerimiz bu okulu tercih etmemizi istemelerine rağmen kendi çocuklarını başka okullara gönderiyorlardı.

“EĞİTİMDE EŞİTLİKTEN BAHSETMEK MÜMKÜN MÜ?”

Eğitim sistemimizin birincil amacının, öğrencilerin nitelikli eğitim almış, sorumluluk sahibi ve sorgulayıcı bireyler olarak değil de günümüz iktidarının ideolojik yapısını benimsemiş, bireyler olarak yetiştirmek istediği oldukça açık. Öğrenciler olarak her gün taşımak zorunda olduğumuz, içerisinde kayda değer hiçbir şey olmayan, devletin ücretsiz dağıttığı sadece kağıt israfı olan kitapları taşımaktan usandık artık. Dağıtılan görünüşte kalın, bilgi bakımından zayıf kitaplar. Hal böyle olunca bizler de konuları anlayabilmek için kaynak kitaba ihtiyaç duyuyoruz. Tabii kitaplarda ateş pahası. Bir dersten en az 4-5 kitap almamız gerek. Asgari ücretin 2020 TL olduğu bir ülkede, sıradan bir vatandaşın sadece test kitaplarına bu kadar bütçe ayırması mümkün değil. Dolayısıyla bu kitapları alamayan ailelerin çocukları yeterli eğitim alamamış oluyor. Bu durumda eğitimde eşitlikten bahsetmek mümkün müdür?

Bizce sorun eğitim sistemimizde, yap-boz gibi sürekli değiştiriliyor. Bu sistem devam ettiği sürece asla gelişmiş bir ülke olamayız. Demokratik, bilimsel, laik bir eğitim dileğimizle.

 

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Sabah 8 akşam 6 yolları

SONRAKİ HABER

ABD Venezuela'ya ait 15 uçağı kara listeye aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa