28 Aralık 2019 03:59

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Libya tezkeresine ‘hayır’ diyeceğiz

Kılıçdaroğlu Ankara'da gazetecilerle bir araya geldi: Erdoğan’ın İhvan aşkı yüzünden Türkiye’nin dış politikası felaket ortamı hazırlamaya başladı. Libya tezkeresine ‘hayır’ diyeceğiz.

Fotoğraf: CHP Basın

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetelerin Ankara temsilcileriyle buluştuğu kahvaltıda gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Erdoğan’ın İhvan aşkı yüzünden Türkiye’nin dış politikasının felakete süreklendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, Libya tezkeresinin Meclise gelmesi durumunda hayır diyeceklerini açıkladı. Kılıçdaroğlu bunun aynı zamanda herkese bir çağrı olduğunu belirterek, Libya halkının bölünmesine katkı vermenin doğru olmadığını vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’yla birlikte gazetecilerle bir araya geldi. Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesine karşı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Suriye politikasıyla ilgili şu soruyu sormuştum. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi sonrasında ne yararı olmuştu? İster AKP’li ister başka partiden ya da herhangi bir vatandaşa soralım. Eğer siz dış politikada Dışişleri Bakanlığını tamamen devre dışı bırakıp, Saraydaki bir avuç insanla İhvan eksenli bir dış politika oluşturursanız, geleceğiniz nokta burasıdır. Şimdi başımıza Libya çıktı. Niçin? Suriye’deki meşru hükümet Esad olduğu için tanımıyorsunuz ama Libya’dakini BM kabul ettiği için tanıyorsunuz. BM, Esad’ı da kabul ediyor. Libya’da ne işimiz var? Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiliyor, Suriye’ye gidildiği gibi. Türkiye’nin sağlıklı bir dış politikası yok. Dış politikada liyakat, derinlik yok. Tamamen İhvan endeksli bir dış politika yapıyoruz” diye konuştu.

LİBYA GEREKÇESİ ERDOĞAN’IN İHVAN AŞKI

Bu açıklamalar üzerine Libya tezkeresi Meclise gelirse ne yapacaklarını sorduğumuz Kılıçdaroğlu, tezkereye ‘hayır’ diyeceklerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Askerimizin kanının Arap çölünde dökülmesini istemiyoruz. Erlerimizin Arap çölünde şehit olmasının gerekçesi ne? Erdoğan’ın gerekçesi ‘Atatürk de Libya’ya’ gitti diyor. İyi de o zaman Libya Osmanlı toprağıydı. Osmanlı toprağını korumak için Osmanlı paşasından ne beklenir? Şimdi orası Libya devletine ait. Gidiş gerekçesi sadece İhvan kardeşliği, başka bir şey değil. Daha önce silah gönderiyorlardı, yetmedi, şimdi de asker göndereceğiz diyorlar. Kendisini kefenle karşılayanlar vardı sonra paralı asker oldular. Gönüllü gidiyorsa gitsin onlar” ifadelerini kullandı. Tezkereye hayır demelerinin aslında herkese çağrı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Vatan savunması, evet canımızı vermeye hazırız. Ancak kendi içinde çatışma yaşayan bir ülkede, siyaseten bir tarafı tutup karşı tarafı düşman ilan etmek, Libya halkının bölünmesine katkı vermek doğru değildir. Erdoğan’ın İhvan aşkı yüzünden Türkiye’nin dış politikası felaket ortamı hazırlamaya başladı” diye konuştu. 

“TOGO KULELERİ: YARGI RANTA KILIF HAZIRLIYOR”

Başkentte süren Togo kuleleri tartışmalarını da değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Olay belediye ile inşaatı yapan Sinan Bey arasındaki bir sorun. Olay büyüyünce ayrıntısına baktım. Rantiyeciler yargıyı kullanarak ve idareyi dolaylı olarak bypass ederek kendi rantlarını sağlıyorlar. Yargı bir anlamda haksız olarak elde edilen rantlara hukuki kılıf hazırlıyor. Togo kuleleri iptal edilmiş, sonra yargı şu kararı veriyor: ‘Karar verilinceye kadar inşaat bittikten sonra rantiyenin kazanılmış hakkı oldu yıkamazsınız’. Yolsuzluğun kazanılmış hakkı mı olur?  Sadece Togo kuleleri değil Eskişehir yolu üzerinde haksız rant elde ettirilen bir sürü yapı var. Bunların hepsinin üzerinde durmak lazım. Mansur Bey bunun 5-6 kişinin kontrolünde gerçekleştirildiğini, kararların geciktirilerek haksızlığın kazanılmış hakka dönüştürüldüğünü anlattı. Yargı hangi gerekçeyle rantı kazanılmış hak olarak görüyor. Bu karardan dönmesi lazım. Olaya Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının el atması lazım. Bu büyük rantları elde edenler ne kadar vergi verdiler? Bu daireler kaça ve kime satıldı bunlara da bakmak gerekiyor. Daha önce bu yerle ilgili Ankara Büyükşehir bir karar veriyor; 15 Temmuz’da belediye meclisi bunu FETÖ bağlantısı nedeniyle reddediyor. Sonra FETÖ’cü olanlar hisselerini devrediyorlar, yurt dışına gidiyorlar. Bu hisseyi kim aldı, hazine neden el koymadı?”

KANAL İSTANBUL GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK İÇİN

Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul projesi konusunda ise “Kanal İstanbul’un yapılacağına inanmıyorum, tamamen gündem değiştirme” dedi. Hangi parayla bu kanalın yapılacağını soran Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Katarlılara güveniyorlar. CHP iktidar olduğunda bu kanalın yapımına kim talip olmuşsa ona beş kuruş para ödenmeyecek. Bu ülkenin yüz binlerce insanının açlıktan nefesi kokarken ‘Buraya Kanal İstanbul’u yapacağız’ diyorsunuz. İstanbul’u yok etme projesine aklı başında olan herkesin karşı çıkması lazım. Referanduma bile gerek yok. Kanal tartışmaları yüzünden mutfaktaki yangını unutturmak istiyorlar, asgari ücreti unutturmak istiyorlar. Çıkan topraklardan ada olacakmış. Çıkan topraktan ada mı olur? İktidar olunca Kanal İstanbul için talip olanlara beş kuruş ödenmeyecek dediğimizde ‘Devlette devamlılık esastır’ diyor. Doğrudur ama yolsuzluğun devamlılığı olmaz, israfın devamlılığı olmaz.”

“SARAYDA AYRI GERÇEKTE AYRI DEVLET VAR”

Resmi Gazete’de yayımlanan İslami finans kuruluşlarının denetleme standartları sorulduğunda ise Kılıçdaroğlu, bunun dini istismar olduğunu dile getirdi. İslam Kalkınma Bankasının da denetlendiğini ama böyle kuralların olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Sandılar ki bu Türkiye’nin bir numaralı gündem konusu olacak ve yine biz unutturacağız. Beceremediler, şimdi de Kanal İstanbul’a saldırdılar. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, beyefendi gidicidir artık. En büyük endişem, giderken Türkiye’ye büyük zarar vermemesidir. Çünkü gitmemek için göze alamayacağı bir şey yok. İnançları, coğrafyayı, bütçeyi, insan haklarını istediği gibi istismar ediyor. Çifte hukuk tartışmaları var. Zaten iki tane devlet var: Saray devleti ve Türkiye Cumhuriyeti devleti. Saray devletinde dışişleri bakanı var, diğer bakanlar var, Türkiye Cumhuriyeti devletinde de var. İki tane YÖK başkanı var. Biri resmi YÖK başkanı bir de Saraydaki YÖK başkanı. Paralel bir yapı var Türkiye’de.

ERKEN SEÇİM OLACAK MI?

“Beyefendi gidici” sözleri üzerine 2020 yılında bir seçim bekleyip beklemedikleri sorulduğunda ise Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “İlk seçimde gidecek. Erken seçim Erdoğan’a bağlı, çünkü bir kişi karar veriyor zaten Türkiye’de. Erdoğan çağıracak AKP grup başkanvekillerini ‘erken seçime gidiyoruz’ diyecek. Bahçeli de ona uyacak, erken seçim kararı alacaklar. (2020 yılı için) Beklentim yok ama biz sanki yarın seçim yapılacakmış gibi çalışıyoruz. Örneğin; ben dün İstanbul’daki iki ayrı toplantı yaptım.

ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRINI BELİRLER HALE GELDİ

Geçtiğimiz gün belirlenen asgari ücret konusunda ise Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Asgari ücret, asgari ücret olmaktan çıktı, açlık sınırının belirleyen ücret haline geldi. Yaşadığımız ekonomik krizin faturasını kim ödeyecek? Faturayı halkın ödeyeceği gün gibi ortaya çıkıyor. Ekonomik krizin kazananı Saray ve çevresi, devletten dolar bazında ihale ve garanti alanlar, paralarını Londra’ya götürüp lüks villalar alanlar... Halk, mutfağındaki yangını gördükçe Erdoğan’ın kimler için çalıştığını daha net görmeye başladı.”

"DEMOKRASİ KONUSUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATILACAK"

2020 yıla ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Önümüzdeki 2020 yılı bence demokrasi konusunda önemli adımlar atılacak. Türkiye, toplumun beklediği huzura büyük ölçüde kavuşacak. Farklı düşünsek dahi demokrasiden yana olan partiler mutlaka bir araya geleceklerdir. Sadece CHP’nin değil demokrasiyi savunan tüm partilerin sorumluluğu var. Bu sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi amaçlıyoruz. Gazi Meclise gerçekten de tarihine ve şanına uygun bir süreci yeniden yaşatacağız. Bu topraklarda hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, her evde huzurun olduğu süreci yaşatacağız. Kimsenin inancından ötürü sorgulanmadığı, yaşam tarzından ötürü sorgulanmadığı ülkeyi inşa edeceğiz. Sadece Türkiye'ye değil Ortadoğu’ya da barışı getireceğiz. Barış havzasına dönüşecek. Biz Ortadoğu’yu dönüştürdüğümüzde bölgenin ekonomik gücü çok daha süratle gerçekleşecektir. Bölge halkları kavgayı değil barışı seçeceklerdir. Barıştan yana olmanın nimetlerinden bölge halkları yararlanacaklardır. Hiçbir gazeteci yazdığı yazı dolayısıyla hapse girmeyecek. Hele siyaseten hapiste olmak kadar yanlış bir şey yoktur. Bu vesile ile Osman Kavala’nın da Selahattin Demirtaş’ın da pek çok yazarın çizerin de yılbaşını hapiste geçirmesini doğru bulmuyoruz. Yazarın çizerin düşünenin hapiste olması KHK’lerle insanların görevlerinden atılması kabul edilemez. 2020’de tüm bu hukuksuzlukların tamamını gidereceğimizi düşünüyorum ve yapacağız. “

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Her Yer Kazdağları: Ruhsatsız şirket, kanuna aykırı faaliyet mi yürütüyor?

SONRAKİ HABER

Fransa’da elektrik işçileri Paris’in elektriğini kesti; kent karanlığa gömüldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa