27 Aralık 2019 03:20

Tiyatro içinde tiyatro: Hedda Gabler

Eylem Buldu; Tiyatro Pangar’ın sahneye koyduğu ve Demet Evgar’ın Tuğrul Tülek’le başrolünü paylaştığı Hedda Gabler oyununu yazdı.

Fotoğraf: Tiyatro Pangar 

Paylaş

Eylem BULDU
İstanbul

Henrik İbsen’in Hedda Gabler oyunu hakkında çalışmaya başlamadan önce yazdığı kısa notların arasında, “Bu oyun başa çıkılmaz hakkında” diye bir not yer alıyor ve yazar bu saptamasıyla tam anlamıyla oyunu özetliyor.

19. yüzyıl tiyatrosunda ve dünya dramasında bir klasik olan Hedda Gabler, bu sezonun merak konusu olan oyunlarının başında geliyor. Tiyatro Pangar’ın sahneye koyduğu ve Demet Evgar’ın Tuğrul Tülek’le başrolünü paylaştığı Hedda Gabler oyunu 1891’de Almanya’da gösterildiğinde Hedda karakteri dönemin ahlak yapısına uymadığı gerekçesiyle olumsuz eleştiriler alıyor. Günümüze döndüğümüzde ise Hedda Gabler karakterinin “henüz” sahnede olmasa da gerçekte 1891 Almanya’sından çok farklı olmadığı görülüyor. Dünyada kadınlara yaşatılan şiddet, taciz, psikolojik baskı, istismar ve cinayetlerin sebepleriyle Hedda’nın varoluş amacının başka bir cinse bağlanmasıyla yaşamdan zevk alamama, istediklerini değil, kendisinden bekleneni hayata geçirme duyguları aynı çıkmazda buluşuyor. Oyun içince bir nevi oyun oynayan Hedda’nın, yaşadığı sorunlara karşı içsel söylemleriyle dışa vurduğu eylemleri tam tersi duygulara hakim. Toplumun kadınlara dikte ettiği davranış biçimlerine karşı gelen Heddalar yaşadıkları hayata dayanabilmek için çoğu zaman “rol”e başvurabiliyorlar. Biraz daha yaşamak için... Başkalarının istedikleri hayatı yaşayıp kendisinin yaşayamamasının dayanılmazlığı!

OYUN, HEDDA’NIN İÇ SIKINTISININ ÇEVRESİNDE KURULU

Hedda Gabler oyununda eşi Tesman’la aşksız fakat kendisinin üstünlüğüyle kurduğu ilişkinin yoruculuğu ve eski sevgilisi Ejlert Lovborg’a karşı duyduğu aşkı inkâr eden hayatının çıkmazında Hedda... Yaşayamadığı tüm duyguların acısını çevresinden çıkarıyor. Kimi zaman kocasının onu mahcup edecek kibarlığından, kimi zaman eski aşkı Lovborg’un yeni sevgilisinden, kimi zaman Tesman’ın halasından, kimi zaman hizmetçisi Berte’den kimi zaman da evdeki çiçeklerden, eve dolan güneşten...

Hedda ve Tesman çiftinin balayından döndüklerinin ilk günüyle başlayan oyunda ev sahiplerinin ince zevkini piyano ile destekleyen ve güneşin ışığını alabildiğince içine dolduran, adeta gökyüzünün özgürlüğünü resmeden ev, Hedda’nın tutsaklığına meydan okur gibi ışıldıyor. 

Hedda’nın iç sıkıntısının çevresinde kurulu olan oyunda, Hedda’nın eşi rolündeki Tesman (Tuğrul Tülek) Hedda’ya inat hayattan beklentileri çok ve bir o kadar da hayata bağlı biri... Hedda’ya göre sıkıcı biri olan Tesman; aşkına, mesleğine, eskimiş de olsa geçmişin izlerini taşıdığı için terliklerine dahi bağlılığıyla hassas bir erkek rolünü sahneye taşıyor. Hedda ise mecburiyetler doğrultusunda yaptığı evliliğin pişmanlığı ile istediği hayattan çok uzakta oluşunun tek suçunun yine kendisi olduğunu itiraf ediyor. Aşkın, bağlılığın, yuva kurmanın, bir adamın eşi olmanın, o adamın aile fertlerine mecburi saygı duymanın yoğun baskısıyla içindeki isteksizliğin durmadan alev alması Hedda’yı kaçınılmaz bir sona doğru sürüklüyor.

Hedda’yı iç sıkıntısının getirdiği sona toplumsal gözle bakıldığında Hedda haksız olarak görülebilir. Oyunun diyaloglarında geçen “İnsanlar böyle şeyler yapmaz” cümlesinin içindeki gizli eleştiri Hedda’nın toplum normlarının dışında yaşama hislerine geliyor. Çünkü topluma göre Hedda’nın mutlu olmaması için hiçbir neden yok! Çünkü Hedda otuz yaşına gelmeden evlenebilmiş bir kadındı. Hedda, bir profesörle evlenme şansına erişebilmişti. Kocasının değerli akrabası halalarından kabul görmesi “her kadının” olduğu gibi Hedda’nın da ele avuca sığmaz isteği olmalıydı. Hedda babasının güçlü korunaklı evinden sonra rahat edebileceği ve ideal koca niteliklerine bire bir uyan Tesman’dan çocuk doğurup, toplumdaki yerini “eş” olarak sağlamlaştırabilirdi. Kendi varoluşunu bir erkeğin hayatındaki küçük bir ayrıntı olmasına dayanamayan kadınlardan Hedda...

BİRÇOK KADININ İTİRAF EDEMEDİĞİNİ SAHNEYE TAŞIYOR

Yönetmenliğini Mehmet Birikiye’nin üstlendiği Hedda Gabler oyununda Cem Yılmaz’ın ışık geçişleriyle duyguları sahneye taşıması oyunu bir adım öne taşıyor. Mehmet Birikiye’nin buluşu olan ve hizmetçi Berte’nin (Merve Satılan) cep telefonuyla yaşananları zaman zaman fotoğraflaması oyuna renk katıyor.

Oyunda “Sahnede duran her şeyin bir sebebi vardır” düşüncesi ele alındığında geçerli bir mantık çerçevesine uyan dekorla karşı karşıya kalınıyor. Fakat balayından henüz dönmüş ve evlerinde eşi Tesman’la geçirdikleri ilk gecenin sabahında Hedda’nın kostümü kafa karıştırıyor.

Hedda Gabler oyununda Demet Evgar’ın enerjisiyle buluşan Hedda karakteri, birçok kadının kendisine dahi itiraf edemediğini sahneye taşıyor. Demet Evgar, Tuğrul Tülek, Osman Karakoç, Yeşim koçak, Tolga Çiftçi, Nazan Diper ve Merve Satılan’ın sahneledikleri oyunun bir dahaki gösterim tarihleri şöyle sıralanıyor: 28 Aralık Zorlu PSM İstanbul 16.00-20.30, 4 Ocak İstanbul DasDas 16.00- 20.30

Reklam
ÖNCEKİ HABER

2020 yılı için belirlenen asgari ücret 2 bin 324 lira 70 kuruş

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa