Festivalleri yasaklanan Adanalılar: Rakı, yemek kültürümüzün bir parçası

Yasaklanan Dünya Rakı Festivali’ne ilişkin Bakan Soylu’nun “Gelenek ve göreneklerimizle örtüşmüyor” sözlerine Adanalılar, “Rakı yüz yıllardır yemek kültürümüzün bir parçası" cevabını verdi.

18 Aralık 2019 03:29
Paylaş

Volkan PEKAL
Mesut BAYLAV
Adana

Tartışmaları Meclise kadar uzayan Dünya Rakı Festivali’nin geçtiğimiz yıllarda önce adı yasaklanarak, Kebap ve Şalgam Festivali yapıldı. İsmi yasaklamak yetmedi valilik Kebap ve Şalgam Festivali’ni de yasakladı. Yasak kararını Meclis gündemine taşıyan CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in festivalin neden iptal edildiğine ilişkin sorusu üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gazete kupürlerini göstererek şunları söyledi: “Bahsettiğiniz festival bu olsa gerek. Adana Dünya Rakı Festivali. Bu konuda Valiliğin bu festivale yönelik bir yasağı söz konusu. Zannediyorum rakı festivaline yasağı koyduktan sonra meseleyi, kebap ve şalgam festivaline döndürmüş olabilirler. Ne geleneklerimizde ne de herhangi bir durumla bu, örtüşebilir değildir.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Gelenek ve göreneklerimizle örtüşmüyor” sözleri üzerine konuştuğumuz Adanalılar ise, içkinin Adana’da sofra kültürünün bir parçası olduğunu söylediler. Sarıyakup Mahallesi Muhtarı Hüseyin Güler, festival dışında da sokakta rakı içilmesine müdahale edildiğinden bahsederek festivalle birlikte bir kültürün yok edilmeye çalışıldığını ifade etti. Ekonomik krizden dolayı zor günler yaşayan Büyük Saat esnafı ise bir nefes almak için bekledikleri festivalin yasaklanmasının otellerden, bakkalına, kebapçısına herkesi olumsuz etkilediğini belirtiyor. 

"FESTİVAL, YEMEK KÜLTÜRÜNÜ GÜNÜMÜZE TAŞIYOR"

Tartışmalara konu olan “Kebap ve Şalgam Festivali” 2006’dan beri Adana’da Büyük Saat civarında aralık ayının ikinci cumartesi günü kutlanıyor. 2014’te sosyal medya üzerinden yapılan duyuru nedeniyle şehir dışından da konukların gelmeye başladığı festival, yüz yıldır var olan yemek kültürünün bir parçası. Günümüzde “Kazancılar Çarşısı” olarak bilinen ve geçmişte birçok esnafın yer aldığı çarşı o zamanlar kuş pazarının kurulduğu ve pazara gelenlerin ve yine aynı çevrede yer alan eğlence mekanlarından çıkanların mangalın başına toplandığı, yemeğini yediği, içkisini içerek muhabbet ettiği yer olmuştur. Başka yere taşınan kuş pazarı yerini ciğercilere bıraktı. Böylece, sabah beşte başlayan ciğer ve şalgamla kahvaltı kültürü Büyük Saat’e taşındı. Adana’da, yüz yılı aşkın süredir devam eden ciğer ile kahvaltı, turistlerin de ilgi odağı oldu.

"BAŞKA ŞEHİRDE BÖYLE BİR FESTİVAL İÇİN BÜTÇE AYRILIR"

Mekanın popülerleşmeye başlaması ile Büyük Saat’in müdavimlerinin kendiliğinden başlattığı “Dünya Rakı Festivali” 2015’te valilik tarafından yasaklanmasının ardından aynı yıl Kebap ve Şalgam Festivali ismi ile yapılmaya başlandı. Son iki yıldır festivalin yasaklanıyor olması Adana’da birçok esnafı olumsuz etkiledi. Festival yüz yıldır var olan yemek kültürünün devamı olarak insanların kendiliğinden bir araya gelmesi ile gelişti.  Festivalin gerçekleştirildiği Büyük Saat’in içinde yer aldığı Sarıyakup Mahallesi’nin Muhtarı Hüseyin Güler, bu noktaya dikkat çekerek “Başka şehirlerde böyle festivaller yapmak için bir bütçe harcanıyor. Bunun için ne bir dayanışma ne bir para alıyoruz. Amerika’dan, Almanya’dan, şehir dışından gelenler var. Festival zamanı Adana’da, hatta Tarsus’a kadar otellerde yer bulamıyorsun. Bakkalı, kebapçısı, şalgamcısı, kasabı, herkes zararda. Artık bundan sonra serbest desen de kimse gelmez. Burada bir kültürü mahvediyoruz” dedi.

"BUGÜNE KADAR TEK BİR OLAY BİLE OLMADI"

Büyük Saat’teki ciğer, şalgam ve rakı kültürünü anlatan Güler, “60 yaşındayım, 55 senedir buradayım. Eskiden burası kuş pazarıydı. İnsanlar gelir, bakkalından rakısını alır, orada ayak üstü yerler içerlerdi. Kuş pazarını kaldırınca bu, insanlarda bir idol oldu. Pazar günü uykumuz kaçardı. Arkadaş grubu ile rakımızı içer, kebabımızı yiyip sohbet ederdik. Bugün de cumartesi 5-6 gibi başlar. İnsanlar işten çıkınca gelir. Ertesi öğlen sonuna kadar sürer. Aileler gelir, kimse kimseye karışmaz. Ne bir kavga gürültü olur… Maç varsa önce burada toplanırlar, Adanaspor ya da Adana Demirspor, hangi takımı tutuyorsa onun maçına gidenler var. 15-20 gündür, yıllardır var olan sokakta rakı içme işine de karıştılar. Sokakta rakı içirmiyorlar. Valilik yasak dedi, yasak oldu. Zaten esnaf kepenk kapatacak duruma geldi. Bu esnafımız için de büyük kayıp. Esnaf iki senedir kan ağlıyor.

"BELEDİYE PARA CEZASI KESMİŞ"

Büyük Saat’te konuşmaya çalıştığımız bazı esnaflar kendilerini baskı altında hissettiklerini belirterek isim vermedi. Esnafın anlattıklarına göre valilik etkinliği yasaklamış ancak Muhtar Güler’in de ifade ettiği gibi sadece yasak yok, tarihi doku ile iç içe içki içmenin gelenek haline geldiği çarşıda 15-20 içki ruhsatı olsa da kapalı mekan dışında içki içilmesine de müdahale ediliyor. Bir esnaf kanıt olarak CHP’li Seyhan Belediyesinin kendisine kestiği 1000 liralık para cezasını gösteriyor.

KÖMÜRCÜ, EKMEKÇİ, KASAP, ÇALIŞANLAR HERKES MAĞDUR OLDU

Kalaycılar Sokağı’nda ciğercilik mesleğini üç kuşak aynı yerde sürdüren Mehmet Gemicioğlu da festivalin yasaklanmasının kendilerini olumsuz etkilediğini anlattı. Festivalin Kebap ve Şalgam Festivali olarak düzenlendiğini, insanların içkilerine karışmadıklarını ifade eden Gemicioğlu, “Bir yıldır bunu bekliyoruz. Senede bir gün iyi bir para kazanacağımız bir gündü. Alacaklarımızı, vereceklerimiz, vergimizi, her şeyimizi bugüne göre ayarladık. Bana Almaya, İngiltere, Hollanda, Fransa, Belçika’dan rezervasyonlar oldu. İptal ettirmeye çalıştım ama uçak biletlerini iptal ettiremedikleri için gelmek zorunda kaldılar. Mağdur oldular.  Kömürcüden kömür alıyorum kömürcü etkilendi, ekmekçi etkilendi, kasap etkilendi, çalışanlar etkilendi. Köşedeki hediyelik eşya satan etkilendi. Bakır satan etkilendi. Dolmuşu, oteli etkilendi.

"ADANA’DA İÇKİNİN BİR ADABI VAR"

Büyük Saat’te bir kebapçıda konuştuğumuz Erdoğan Buyur da içkinin Adana’da yemek kültürünün bir parçası olduğunu anlattı: “Adana’da benim çocukluğumdan beri her evde boğma dediğimiz içki bulunurdu. Hemen hemen haftanın 3-4 günü 3-4 ev yaptıkları yemeği getirir, içkiyi paylaşırlardı. Satma amaçlı değil ama her ev kendi rakılarını kendileri yapardı”. İçki masasının bir adabı olduğunu ifade eden Buyur, “Oturması, kalkması belli idi. Birisi aşırıya gidiyorsa, içip de ağzını bozuyorsa onunla içki masasına oturulmazdı. Biz bu kültürle büyüdük. Biz de babam vasıtasıyla bu adabı öğrendik. İlk içkimi babamla kebapçıda karşılıklı içtim. Babam derdi ki ‘Kişiyi içki masasında tanıyacaksın. Gerçek dostu da içki masasında tanıyacaksın’. Özü, hayatı öğretmek. Babam bize hayatı, kiminle oturup kalkacağımızı nasıl arkadaş seçeceğimizi anlatırdı. Kapasiteni bileceksin ona göre içeceksin. İçki içmek bir kültür, bir adaptır. Aynı kültürü çocuklarımla yaşıyorum. Hafta sonu, 15 günde bir otururuz hem mangalımızı yaparız hem içkimizi içeriz” 

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Grevdeki Trelleborg işçileriyle dayanışma büyüyor

SONRAKİ HABER

Bilgisayar Mühendisleri Odası: MEB'in Delphi eğitim protokolü iptal edilmelidir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...